| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Neşet Ertaş'ı niye öptüler?Neşet Ertaş'ın cesedi, New Age müziğin dalgaları üzerinde yükselip geldi ve bu akşam onu Rumeli açık hava konserinde (bilet satış rakamlarının söylediğine bakılırsa) en kötü ihtimalle üç bin kişi izleyecek. Neşet Ertaş'ın "cesedi" diyorum evet. Çünkü ölmüş bir insan 25 yıl boyunca nasıl canlı kalabilir; yok ölmediyse, yaşayan bir değer yirmi beş yıl boyunca nasıl bu kadar ısrarla hatırın ve ilginin uzağında tutulabilir. Biraz işte, Bayram Bilge Tokel'in Neşet Ertaş kitabı ve televizyon söyleşileri... Ama o kadar. Başkaca bir şey yok adamın yaşadığına nişane olacak. Sadece ona mı? Hayır. Türkiye'nin sıkışan ekonomi kapağı 80'lerden itibaren kaldırıldıktan ve "her şey öyle liberal öyle liberal olduktan" sonra sahici ve yerli değerlerin tamamı alabora oldu. Görülmemiş bir el çabukluğu, bizim üzerinde durduğumuz estetik zemini çekip aldı altımızdan ve bütün gerçek değerlerimizi sular aldı götürdü. Sonra müzik camiası, kendi kuyruğunun peşinde koşan budala bir kedi yavrusunun mutlak kısır döngüsü içinde debelenmeye devam ederken, imdada uluslararası akımlar yetişti. "New Age=Yeni Çağ" akımı, mimari-edebiyat-felsefedeki post-modernizm akımının nihayet gelip müziği de etki altına almasının sonucuydu ve şöyle diyordu bu akım: "Öteki de değerlidir." Böylece, ortaya çıkmış her hangi bir kültürel öğenin değeri merkezi değer ölçülerine göre değil, ilginç ve dolaşıma sürülebilir olma özelliklerine göre değer kazanmaya başladı. Böylece dünyanın neresinde olursa olsun, dolaşıma girebilecek (eski ya da yeni) bütün sanat öğeleri bir şekilde harekete geçirildi. Neşet Ertaş'ın yerli bir "öteki" olarak değerlenmesinin ve birden bire "dolaşıma" davet edilmesinin işte böyle trajik bir yan anlamı var.
syusuf@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|