T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Ecevit duygusal olmayı bırakmalı!..

Mesut Yılmaz'ın "Türkiye son 10 yılda patinaj yaptı.. Kötü yönetildik" şeklindeki sözlerine, Bülent Ecevit bile dayanamamış..

-İnsaf yahu.. Bu 10 yılın son dört yılında, beraber hükûmet etmedik mi, doğrultusunda bir serzenişte bulunmuş..

Aslında, kimbilir, Ecevit'in dışında kimler Mesut Yılmaz'a gücenmişlerdir..

Ama herhalde nezaket gereği, ağızlarını açıp konuşmaktan kaçınıyorlardır..

Mesela şu "ulusal güvenlik" kavramının, Türkiye'de gelişmeyi ve değişimi engelleyen bir olgu konumundan çıkartılması şeklindeki sözleri var ya Mesut Yılmaz'ın..

Kimbilir bundan sonraki Milli Güvenlik Kurulu toplantısında, "ulusal güvenlik"i temsil eden kesimle, Mesut Yılmaz arasında ne tür tartışmalar geçecektir?..

Bakarsınız birileri, Mesut Yılmaz'a, "Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği Kanunu"nu falan fırlatır..

Ya da başka biri, Mesut Yılmaz'a şöyle sorar..

-A kardeşim.. Sen 28 Şubat'ta, TBMM'nin yapısı transferlerle değiştirilirken ve buna dayalı olarak başbakan atanırken, ayda mı yaşıyordun?

Kısacası Mesut Yılmaz'ın sözlerini, politik açıdan ciddiye alanlar ve bunlardan gocunanlar, herhalde için için, kendilerini yiyorlardır..

Oysa, Mesut Yılmaz'ın siyasi içerikli sözlerini, ANAP delegelerinden başka kimsenin ciddiye alması gerekmiyor..

Onlar da ne yapsın?..

Sonunda, mesleklerinin gereğini yapıyorlar..

Böyle delegeler olmasa, "liderler sultası"na dayalı siyaset çarkı ve medar-ı maişet motoru çalışır mı?

Ben ANAP delegesi olsaydım, o "Lirik Tarih" gösterisini tribünden seyretmezdim. Sahaya iner ve ben de gerdan kırıp, göbek atarak, "En büyük Yılmaz-başka büyük yok" diye, gösteriye katılırdım..

Demek istediğimiz şu..

Sağlığı zaten problemli olan Sayın Ecevit'in, 4 yıllık ortağı Sayın Yılmaz'ın sözlerini ciddiye alıp, kendi kendini harap etmesine hiç gerek yok..

Bıraksın böyle ayrıntıları.

Onun önünde, "köy-kentleri gerçekleştirmek" gibi bir büyük hedef var!..

DSP delegeleri de, bu yüzden Ecevit'i yine başlarında tutup, Sema Pişkinsüt'ü susturmadılar mı zaten?

Hiçbir şey, insanın kendisini harap etmesine sebep olacak derecede ciddiye alınmamalı..

Ne olacak yani?

Devlet Bahçeli de, Tekir Yaylası'nda coşup, taşar.. Ankara'da durulup, uysallaşır..

Gerçi olup-bitenler, halkın sinirini bozuyor..

İşsizlik diz boyu.. İflaslar ayyuka çıktı.. Maaşların alım gücü yarıya indi..

Ama önemli olan, Ankara'dakilerin mutlu ve huzurlu yaşamalarıdır..

Taa Washington'daki elin yabancıları, "aman istikrar bozulmasın" diyerek, milyarlarca doları bu koalisyonun ayakta kalması için akıtırken, biz Türkler'in "bunlar çok başarısız" diye söylenmemiz, ayıp olmuyor mu?

Ne olacak yani?..

Ecevit, Sezer'e küskünse ve 20 dakikadan fazla Çankaya'da duramıyorsa, Derviş dün Sezer'le 40 dakika görüşmüş işte..

Hepimiz biliyoruz ki, "Ecevit'li koalisyon" Türkiye'yi esenliğe çıkartacaktır..

Zaten bizler, "her gece, Heybeli'de mehtaba" çıkmıyor muyuz?

Aldırmasın kimse Mesut Yılmaz'ın sözlerine efendim..

Neler söylemedi ki şimdiye kadar muhterem?

ŞAKA

Avukatlar ve müvekkiller!..

"Ekonomik suçlar"ın artışı üzerine, Türkiye'de de, avukatlık mesleğinin önemi arttı..

Amerikalılar, avukatlar konusunda çok deneyimli.. "Ne zaman avukatınızı değiştirmelisiniz" şeklindeki uyarılardan bazılarını, aktaralım..

  • Eğer avukatınız size, "hayatımda hiç yalan söylemedim" diyorsa onu değiştirin.

  • Avukatınız en başarılı olduğu dönemin "adli tatil" olduğunu söylüyorsa, onu değiştirin.

  • Sabah ve akşam, size kapıyı bir gardiyan açıyorsa, avukatınızı değiştirin..

  • Durmadan "Bu Ceza Kanunu değiştirilmeli" diyorsa, avukatınızı mutlaka değiştirin..

    AMA NE HAZİNE

    Yolsuzlukla mücadele uzmanları!..

    Kemal Derviş'e bağlı olan Hazine Müsteşarlığı'ndan, Ankara'da çalışan yedi gazeteci, bir mektup almış..

    Bunlar, "yolsuzlukla mücadele için eylem planı" hazırlıkları hakkında, bilgilendiileceklermiş..

    Ertuğrul Özkök'ün sütununda, bu yedi gazetecinin isimleri vardı..

    Örneğin "Sabah"tan Bilal Çetin çağrılmış..

    Acaba neden Etibank Yönetim Kurulu'nda görev alan Sabah'çılardan bazıları da çağrılmamış "yolsuzlukla mücadele" toplantısına..

    "Star"dan Sabahattin Önkibar çağırılmış..

    Bana göre "Hürriyet"ten de Fatih Altaylı çağrılmalıydı ve günlerdir Hürriyet'te "Starcılar" hakkında yapılan yayınlar, Hazine yetkilileri önünde tartışılmalıydı..

    "Cumhuriyet"ten Mustafa Balbay toplantıya çağırıldığına göre, "Habertürk"ten Ufuk Güldemir çağırılabilirdi ve Gürbüz Çapan ailesinin Cumhuriyet'e ortak olması konusundaki iddialar da, tartışılarak açığa çıkartılabilirdi..

    Belli ki bu Kemal Derviş ve ona bağlı bürokratlar, "yolsuzlukla mücadele" işine çok önem veriyor..


  • 8 Ağustos 2001
    Çarşamba
     
    MEHMET BARLAS


    Künye
    Temsilcilikler
    ReklamTarifesi
    AboneFormu
    MesajFormu

    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
    Bilişim
    | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED