T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Yeni Oluşum, derin devlet ve McCarthy

Yaz aylarında siyaset nispeten durgun ama, kazan, derinden derine fokurduyor.

En dikkat çeken husus, Yeni Oluşum'daki gelişmeler. Herhalde bu hafta içinde, en geç önümüzdeki hafta, parti kurulacak. Sanırız Tayyip Erdoğan'a yönelik saldırılar da artarak devam edecek.

Kulaklara, "derin devletin" Erdoğan'a geçit vermeyeceği fısıldanıyor. Hem de, Erbakan ile mukayesesi yapılıyor ve Tayyip Erdoğan'ın daha tehlikeli (!) olduğu sonucuna varılıyor.

"Tehlike!" başörtüsünden geliyor. Eşi başörtülü, kendisi İmam Hatipli bir başbakan... Birilerine, sırf bu özelliklerinden dolayı, hafakanlar basıyor.

Politik paranoya

Robert Robins ve Jerrold Post'un kaleme altığı "Politik paranoya" (Nefretin psikopolitiği) isimli kitaptan bazı görüşleri sütunumuza yansıtarak, çağımızın hastalığına dikkatleri çekmek istiyoruz.

"Paranoyanın özellikleri; aşırı şüphecilik, düşmanlık, özgürlüğünü kaybetme korkusu. Paranoyak için hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Paranoit kişilikli insan, masum görünüşlü gerçeklerin içyüzünü görebildiğini iddia eder. Sürekli gizli anlamlar çıkarmaya çalışır; bir yerlerde olduğunu bildiği düşmanları hakkında ipuçları arar. En güçlü kanıtları bile, kendisini sahte bir rahatlığa yönlendirecek düzmece olgular gibi görerek, bir kenara atar. Paranoyağın dünyası, düşmanlarla doludur. Kesin yargılı paranoyak, hiçbir itiraza tahammül göstermez. O, gerçeği bilir. Kendisinden farklı düşünecek kadar aptal olanları küçümser."

Kitapta, paranoyanın, insanlar arasında sık görülen bir ruh hastalığı olduğu belirtiliyor; aynı zamanda politikada da önemli bir yeri bulunduğu vurgulanıyor:

"Paranoyakların, düşmanlara ihtiyaçları vardır. Daha zengin bir düşman kaynağı politika dünyasından başka nerede bulunabilir ki?"

McCarthy ve cadı avı

Paranoit liderden en bilineni senatör Joseph McCarthy'ye de bir bölüm ayırılmış kitapta:

"Wisconsin'den Cumhuriyetçi Senatör McCarthy... 'Cadı avı' değimi, pek çok Amerikalı'ya XVII. yüzyıl Salem'ini değil, 1950'lerin başında, tüm ülkeyi ve McCarthyciliği çağrıştırır. McCarthycilik ve Salem paniği aynı paranoit tohumdan, gerçeğin çarpıtılmasından türedi. 1950'lerin komünistleri sindirme hareketi sırasında Arthur Miller, Cadı Kazanı'nı yazdı. Bu oyun, Salem'deki cadı avını konu alıyordu. O yılları tartışırken, Miller şöyle bir gözlemde bulundu: 'McCarthy'nin komünizmin sızdığına ilişkin korkuları canlandırması tamamen bir yanılsamadan ibaret değildi tabiî; paranoya, incilerini, daima gerçek bir tane etrafına işler' Salem'de bazı insanların, herkesin cadılık yaptığına ve başkalarına zarar verdiğine inanarak gerçekleştirdiklerini hatırlayın... McCarthy'nin, 1950'lerin başında saldığı korku, klasik paranoit modeli izledi, gerçek bir tehlikeyi çarpıtıp abartarak, uygun günah keçileri bulup onları kurban etti. Salem paniğine sebeb olan köyün rahibi Samuel Parris gibi, Joseph McCarthy de zaman içinde lânetlendi. ABD Senatosu'nun özel bir oturumundaki oylamayla gerçekleştirilen bu lânetleme, hareketin verdiği korkunç zarardan sonraydı."

Erdoğan ve cadı avı

Türkiye'de de McCarthy'ler var; Türkiye'de de cadı avı var. Tayyip Erdoğan'ın muhatap olduğu hücumları bu çerçevede değerlendirmeliyiz. Yazarın dediği gibi, paranoya gerçeğin çarpıtılmasından türüyor; paranoya incilerini daima gerçek bir tane etrafında işliyor.

Sözgelimi bir Şevki Yılmaz'ın sarf ettiği cümleler veyahut Fadime Şahin ile Ali Kalkancı ilişkisi, işte o gerçeği oluşturuyor. Sonradan olaylar abartılıyor ve ortaya çok sayıda Kemalist paranoyaklar çıkıyor.

Şimdi bunlara sormak lâzım, Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül'e göre daha az güven veriyormuş; rejim açısından daha tehlikeliymiş! Oysa Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Abdüllatif Şener, Bülent Arınç, hepsi birlikte hareket ediyor. Yani Erdoğan takiyye yapıyorsa, onlar da Erdoğan'ın suç ortakları!!!

Erdoğan'ın ürkütücü olduğu iddiası hiç inandırıcı değil. Bütün mesele onun, bu hareketi iktidara taşıyacağının anlaşılması. Güç odakları bu yüzden telâşta.

Sahte veya samimi bir paranoya içinde, onu hedef tahtası yaptılar. Ama Erdoğan ve arkadaşları pes etmemeli. Çünkü onların arkasında milletin nefesi var. Belki, birçok badire bekliyor kendilerini. Lâkin, başarıya ulaşacakları inancını hiç kaybetmeden, inat ve azimle yollarına devam etmek mecburiyetindeler.


8 Ağustos 2001
Çarşamba
 
NAZLI ILICAK


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED