T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Türkiye, Şaron'u sigaya çekmeli!

Ve nihayet, İsrail'in gerçekleştirdiği "devlet terörü"nün en insanlıkdışı örneklerine imza atan ve "Lübnan kasabı" lakabıyla tüm dünyada ün salan Ariel Şaron da Türkiye'de.

Şaron'un "kanlı elleri ve ayakları"yla Türkiye'ye ayak basması, her bakımdan onur kırıcı bir şeydir. Masum, günahsız, suçsuz, eli kolu bağlı insanları, kadınları, çocukları, çiçeği burnunda gençleri gözünü kırpmadan bir kasap gibi doğrayan bu kişi hem kamuoyu tarafından hem de elitler tarafından mutlaka sigaya çekilmeli ve protesto edilmelidir. İsrail'in bölgenin dengelerini alt üst eden, istikrarını bozan politika ve stratejilerinden vazgeçebilmesini sağlayabilmenin en etkin yollarından biri, Şaron gibi "eli kanlı" birinin devlet adamı gibi karşılanmasından değil; aksine hem kamuoyu, hem de elitler tarafından sigaya çekilmesinden geçiyor.

Oysa Türkiye, İsrail'e karşı son derece pasif ve teslimiyetçi bir politika izliyor. Fakat bu teslimiyetçi tavır, Türkiye'yi İsrail'in kucağına itmekle sonuçlanmıştır: İsrail ve İsrail dışındaki Yahudi lobisi ve diplomasisi Türkiye'nin sivil ve sivil olmayan bürokrasisini ve diplomasisini son üç dört yıldan bu yana tam anlamıyla etki ve nüfuz çemberi altına almış durumdadır.

Daniel Pipes gibi Yahudi paranoyasının akademideki en etkin üretici ve temsilcileri, yıllar öncesinden "İsrail-Türkiye Ekseni"nin kurulması için yoğun çaba gösterdiler ve son birkaç yıldan bu yana İsrail'in ve Amerika'daki etkin Yahudi lobi kuruluşlarının Türkiye'nin bürokrasi, iş dünyası ve diplomasinin yörüngesini kendi çıkarları doğrultusunda belirlemesini ve yönlendirmesini sağlayabilecek bir performans ortaya koydular. Hatta öyle ki, İslami söylemleri dillendiren elit ve politikacıların bile "İsrail'le iyi ilişkiler kuramazsak, işimiz zordur" demelerini sağlayabilecek kadar Türkiye'yi etki ve nüfuz çemberleri altına almayı başardılar.

Ben burada İsrail'le ilişki kurulmamasını filan öneriyor değilim. İsrail'le Türkiye ilişki kurmalı ama kendi çıkarlarımızı korumak ve İsrail'in irrasyonel politikalarını, nüfuz ve etki alanını genişletmeye dönük stratejilerini denetlemeyi esas alacak bir ilişki olmalı bu. Türkiye, İsrail'e "ayağını denk almasını", "boyundan büyük işlere karışmamasını" ve "bölgeyi, bölge ülkeleri arasındaki ilişkileri bozacak politika ve stratejilerden kaçınması"nı sağlayacak bir politika izlemeli.

Bu tür bir politikanın ve ilişkinin gerçekçi olmayacağını düşünenler var Türkiye'de. Bence bu kişiler ya Yahudi lobisi hesabına çalışıyorlar; ya da tam anlamıyla "aptal" kişilerdir. Türkiye, İsrail'in strateji ve politikalarına teslim olmak yerine kendi ulusal ve bölgesel çıkarlarını gözeten, dolayısıyla karşılıklı çıkara dayalı ilişkiler geliştirebilir İsrail'le. Eğer konjonktür buna müsait değilse, o zaman ne yapıp-edip konjonktürün buna müsait hale getirilmesi için çalışırsınız.

İsrail ve dolayısıyla Yahudiler, güçlerini, oluşturdukları efsane'den alıyorlar. Elbette ki bu efsanenin gerçek boyutları var. Ama bu efsanenin büyük ölçüde sanal olduğunu unutmamak gerekiyor.

Türkiye'nin İsrail'le ve "küresel" Yahudi lobisiyle kendi çıkarlarımızı eksene alabilecek stratejiler ve politikalar geliştirebilmesinin pek çok yolu var: Örneğin, bir yandan İsrail'le kendi çıkarlarınızı öne alan ilişkiler kurmak ama öte yandan da kamuoyunun İsrail'in uluslararası hukuku bile hiçe sayan, bölgenin dengelerini alt üst eden politika ve stratejilerinden rahatsız olduğunu hatırlatmak bunlardan biridir. Bütün büyük devletlerin başvurdukları diplomasi dili böylesi bir dildir. İsrail gibi bir terörist devleti dize getirmenin, irrasyonel strateji ve politikalarını etkisiz hale getirerek size mecbur etmenin en etkili yollarından biri budur.

Bölgenin stratejik, jeo-politik ve jeo-kültürel dengelerini alt üst eden paranoyak politikalar geliştiren ve başında "kasap" olarak anılan bir adamın bulunduğu devleti ve bu devletin gayrı insani ve gayrı hukuki uygulamalarını demokratik yollarla protesto eden bir avuç kişiyi susturmakla, yaka paça içeri atmakla İsrail'i dize getiremezsiniz. Aksine, böyle yapmakla her bakımdan İsrail'in dümen suyuna girdiğiniz izlenimi verirsiniz.

Ancak Türkiye gibi bölgesel güç olabilecek büyük potansiyellere sahip bir ülkenin teslim bayrağı çektiği verdiği izlenimi verdirmesinin bize fena halde pahalıya patlayacağını hatırlatmak isterim: Bu, bir yandan Türkiye'nin kendine özgü güçlü politika ve stratejileri olmadığı anlamına gelir; öte yandan da İsrail'in Türkiye'nin önünü tıkamasına, Türkiye'nin iç ve dış ilişkilerine şöyle veya böyle müdahale etmesine ve Türkiye'nin komşularıyla olan ilişkilerini bozmasına zemin hazırlar.

O yüzden Türkiye, Şaron gibi bir kasabı kabul etmemeli; kabul etmek durumundaysa - aynen onların yaptığı gibi- Şaron'u mutlaka sigaya çekmeli; gerek Şaron ve gerekse İsrail aleyhinde kamuoyunda çok ciddi rahatsızlık duyulduğu hatırlatılmalı ve kamuoyunun bu rahatsızlığını kitlesel olarak, gerek medya yoluyla, gerekse sivil gösterilerle dışa vurması teşvik edilmelidir.

Aksi takdirde Türkiye'nin İsrail gibi bir "çıban başı" tarafından her bakımdan rahatsız edilmesini, etkisiz hale getirilmesini ve dolayısıyla bölgede istikrar ve dengenin korunabilmesini sağlayabilmek son derece zor olabilir.

Unutmayalım: İsrail ve dolayısıyla Yahudiler "kutsal inek" değildir. Kendileri, kendilerini "kutsal inek" olarak görüyor olabilirler ama onlara kutsal inek olmadıkları ve olamayacakları uygun bir dille mutlaka hatırlatılmalıdır. Türkiye bunu ancak kamuoyunda İsrail aleyhine güçlü bir tepki oluşturarak başarabilir; yoksa bu tepkiyi bastırarak ve cezalandırarak değil. Kamuoyunun tepkisini bastırmak ve cezalandırmak, son kertede Türkiye'nin kendi rolünü ve gücünü yoksayması ve dolayısıyla kendi-kendisini cezalandırması anlamına gelir.

Bu da Türkiye'nin üstüne çizgi çekilmesi demektir. Böyle bir şeyi hiçbir Türkiyeli kabul ve hazmedemez!


8 Ağustos 2001
Çarşamba
 
YUSUF KAPLAN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED