T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Fındık fıstık kuru üzüm hükümeti

Türkiye'nin "çok büyük sorunlarla" boğuştuğu şu günlerde, Bakanlar Kurulu'nda görüşülen en önemli konu "fındık, fıstık, çekirdeksiz kuru üzüm" konusu.

Hükümeti oluşturan koalisyonun ortaklarından biri kalkıp "Ulusal Güvenlik" konusunu gündeme getiriyor. Türkiye'nin gündemindeki bu konu, Bakanlar Kurulu gündeminde yok.

Başbakanlıkta eylem yapan müteahhitlerin konusu da Bakanlar Kurulu toplantısında, (Sayın Derviş "görüşün" demediği için) yok.

IMF'nin "talimatları" doğrultusunda uygulamaya başlayıp, duvara toslayınca terk ettiğimiz "çıpalı kur" rejiminden sonra, "dalgalı kurun" da bir "kıymet- i harbiyesi"nin olmadığı ortaya çıkınca, Merkez Bankası'nın eline "yeni oyuncak" olarak verilecek olan "enflasyon hedeflemesi" de hükümetin gündeminde yok.

Birkaç gün önce yazdığımız, yabancı bankaların "Türkiye'ye kurdukları büyük tuzak" da maalesef hükümetin "ilgi alanı" dışına çıkmış oluyor.

Bu çok önemli konuyu belki hükümette "fındık fıstık dışı işlerle" ilgilenmek isteyen bir bakan çıkar diye yeniden belirtmek istiyorum.

"Yabancı bankalar, sendikasyon kredilerinin verilme koşulları arasında Türk Hükümeti'nin IMF ile anlaşmasını bozmaması koşulunu da koyuyorlar."

Sendikasyon kredisi için başvuran üç büyük Türk bankasından ikisi, bu şartı "mecburen" kabul ediyor ve sendikasyon kredisini "hükümetin IMF'ye uyacağı" şartıyla alıyor. Üçüncüsü, "konuyu hükümete aktaracağım" diyerek zaman kazanıyor.

Konu şunun için önemli: "IMF ile hükümetin her ne biçimde olursa olsun anlaşmasını bozması veya yapılan gözden geçirmelerde IMF'nin emirlerine uymaması ya da IMF emirlerine uymada gecikmeler yaşanması hallerinde alınan sendikasyon kredileri muaccel (yani vadesi beklenmeden geri istenebilir) hale geliyor."

Bu Türkiye için büyük bir "tehlike" oluşturuyor. Eğer hükümet, bu "onur kırıcı" durumu engelleyici bir tavır alamazsa, "Türkiye'nin IMF emirlerinden biraz sapması kredileri muaccel hale getireceği için, bankaların en geç bir ay içinde ödemesi gereken 3 ila 15 milyar dolar dövize ihtiyaç olacak." İşte bu kadar "tehlikeli" bir durum ne yazık ki Bakanlar Kurulu'nda ele alınıp "çaresi" bulunamıyor.

Gelelim Merkez Bankası'nın eline verilecek "yeni oyuncak" olan "enflasyon hedeflemesine."

Bu Merkez Bankası "11 milyon dolarlık döviz talebi" karşısında görevini gereğince yerine getiremiyor ve piyasayı "Tahtakalenin kontroluna" bırakıyorsa, "enflasyon hedeflemesi" konusunda da vay halimize.

IMF'nin "talimatları" dışında hareket edemeyen Merkez Bankası, "Çıpalı kur" uygulamasında "sınıfta kaldı." IMF'nin açtığı "bütünleme sınavları" için eline verilen "dalgalı kur" dersini de iyi çalışamadı. Kemal Derviş'in "Dolar kuru 1 milyon 100 bin lira olacak" dediği dolar, bu yazı yazılırken, dalgalanmasını "yükselmeye" çevirmiş ve 1 milyon 400 bin lirayı aşıp yola çıkmıştı.

Merkez Bankası'nın yanlış uygulamaları yüzünden "döviz en kıymetli" para haline geldi. Herkes "dandik para Türk Lirası"nı bozdurup dövize dönüyor. "Döviz artacak" diye de döviz bozdurmuyor.

Merkez Bankası ise 18 milyar dolarlık "döviz rezervine" sahip olmasına rağmen, piyasaya süreceği bütün dövizin bir anda tükenip, ya "yastık altına" ya da "yurtdışına" gideceğini bildiği için piyasaya döviz süremiyor.

Ellerinde "üç kuruş dövizi olanlar" piyasayı kontrol edip "dövizi fırlatıyorlar." Bu Merkez Bankası ile mi "enflasyon hedeflemesini" tutturacağız.

IMF, Merkez Bankası ile, Merkez Bankası bizimle oynuyor, bu arada ekonomimiz batıyor kimse farkında değil.


11 Ağustos 2001
Cumartesi
 
CAN AKSIN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED