|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Siyasi partilere ilişkin ümidin büyük ölçüde tükendiği bir dönemde kurulan AK Parti'nin bütün Türkiye'de çoşkuyla karşılanması, dayatmacı çevreleri çok tedirgin etti. Bunun üzerine, sözkonusu odaklar yeni bir psikolojik savaş ilan ederek, kamuoyuna gözdağı vermeye kalkıştılar. AK Parti ve Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'a karşı başlatılan "medya terörü" "geçmemiz gereken yolları biliyoruz" diyen yöneticilerini basın toplantısı yapmaya zorladı. Yardımcılarıyla Türk kamuoyunun karşısına çıkan Erdoğan açık, yalın ve içten konuşmasıyla, önyargılar hariç, herkes üzerinde olumlu bir izlenim bıraktı. "Savaş Üzerine" kitabıyla büyük bir ün kazanan 'Prusya'lı general Clausewitz "Savaş politikanın başka araçlarla devamıdır" demişti. Türkiye'deki "demokrasi düşmanı" dayatmacı güçler de "Politika dayatmacılığın psikolojik savaşla devamıdır" diyorlar. Psikolojik savaş ilan eden baskıcı güç odakları, hiçbir etik ölçü ve ilkeye aldırmadan İncil'in "Bizimle olmayan bize düşmandır" ilkesiyle, Türk toplumunu birbirine düşman iki cepheye bölmeye çalışıyorlar. Onlar bir "din" haline getirdikleri "öğreti"leri adına, toplumun yarısını "kurban" edebilirler. İnsanların siyaseten öldürüldüğü, temel hak ve özgürlüklerin hiç önemsenmediği Türkiye'de kin, öç ve hukukun siyasallaştırılması bir psikolojik savaş stratejisine dönüştü. Bir siyasi partinin tüzük ve programına saldırılamıyorsa, yöneticilerine yıllar öncesinde yaptığı konuşmaların kasetleriyle saldırılıyor. Türkiye psikolojik savaş ustalarının elinde, gittikçe hız ve yoğunluğu artan bir "soğuk savaş"a doğru sürükleniyor. Sözkonusu ilkesiz savaş, medya terörürüyle bütün ülkeye yayılmak isteniyor. Bu yüzden, toplum başta siyasi partiler olmak üzere, üniversiteleri, hastaneleri, işletmeleri yazılı ve sözlü basınıyla büyük bir etik krizi batağında çırpınıyor. "Tüketim kültürü" için aldatıcı pazarlama teknikleri nasıl bir fonksiyon yükleniyorsa "toplum mühendisliği"nde de psikolojik savaş aynı fonksiyonu yükleniyor. Her ikisi de, insanları belirli ürün ve düşünceleri benimsemeye zorluyor. Birinde "kalitesiz ürünler" pazarlanmaya çalışılırken, diğerinde de özgürlükleri ayaklar altına alan "baskıcı düşünce kalıpları" benimsetilmeye çalışılır. Toplum mühendisleri bir kaşık suda fırtına kopararak, Türk toplumunun merkezini oluşturan, Anadolu insanının sesini kısabileceklerini sanıyorlar. Psikolojik savaş bugüne kadar dayatmacıların iktidarı büyük ölçüde ellerinde tutmalarına yardımcı oldu. Ancak onlar aynı yöntemleri arka arkaya o kadar çok uyguladılar ki, artık kimseye inandırıcı gelmiyorlar. Karşı karşıya olunan derin bunalımın kökeninde, küçük bir azınlığın, psikolojik savaşla büyük bir çoğunluğun sesini kısmaya kalkışması var. Kamuoyu psikolojik savaşla yükseltilen azınlığın sesinin çoğunluğun sesi olmadığını biliyor. Kimse ümidini psikolojik savaşa bağlamasın. Çoğunluk yanlışta birleşmez.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |