T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Ortadoğu'da yeni bir Amerikan radyo istasyonu

Avrupa'da yayınlanan The Wall Street Journal gazetesinde, David Rogers tarafından kaleme alınmış bir haber var. Bu habere göre, Amerika, Ortadoğu'ya yayın yapacak bir radyo istasyonu kurmaya karar vermiş. Bu radyo, Arap ülkelerine ve bilhassa Arap gençlerine hitap eden yayınlar yapacak. Programlarında, Amerikan ve Arap pop şarkılarına yer verileceği gibi, bir haber radyosu niteliğini taşıyacak.

Bugün için halen 600 kilovatlık bir AM verici satın alınmış durumda. Bu radyo ileride FM yayını da yapacak ve bir TV istasyonuna çevrilebilecek.

Böyle bir radyo istasyonunun kuruluşu neden bu kadar önemli olsun? Ve neden The Wall Street Journal gibi ciddi bir gazetede, yarım sayfalık bir haberin konusu olsun?

Bu olayın önemini anlayabilmek için, yarım asır geriye giderek bazı olaylara göz atmamız gerekmektedir. İkinci Cihan Harbi sonrasında, Batılılar ve bilhassa Amerikalılar, Sovyetler Birliği'nin Avrupa'nın yarısından fazlasını, egemenlikleri altına aldığını gördüler. Bu durumun, Sovyet Rusya'ya verdikleri tavizlerin acı sonucu olduğunu anladılar. Sonra, Sovyetler tarafından uydu yani satelit haline getirilmiş ülkeleri, Sovyet boyunduruğundan kurtarabilmek için planlar yapmaya başladılar.

Bu yapılan planlardan bir tanesi, Sovyet Rusya halklarına yönelik radyo istasyonları kurmaktı. Bu sebeple Amerikalılar tarafından, Almanya'nın Münich kentinde iki radyo istasyonu kuruldu. Bunlardan bir tanesi, Radio Free Europe radyosuydu ve bu radyonun görevi, Sovyet işgali altında bulunan halklara, kendi dilleriyle yayın yapmaktı. Diğer radyo ise, Azatlık Radyosu idi ve bu radyonun görevi de, Sovyet işgali altındaki Türk ve Müslüman topluluklara yayın yapmaktı.

Bu radyoların bazı yayın prensipleri vardı: Evvela yalan haber vermiyordu. Doğru haberlerden sadece istediği haberi yayınlıyordu. İkincisi, doğru haber vermek dışında, hiçbir propaganda yapmıyordu. Sovyet halkları, kendi radyolarının yayınlarından gerçekleri öğrenemediği için, bu radyoyu dinliyorlardı. Sovyet idarecileri, bu radyoların yayınlarına karşı, aynı frekanstan, gürültü yayınları yapıyorlar, fakat bunların dinlenmesine bir türlü mani olamıyordu.

1970-72 yıllarında, Amerika'da bazı çevreler, bu radyo için yapılan masrafa itiraz ettiler. Amerikan yönetimi, bu itirazları dikkate alarak, bu iki radyoyu bir süre sonra kapatmak için bir plan hazırladı.

1971 yılında Avrupa Konseyi, Türk delegasyonunun inisiyatifiyle, bu radyonun kapanmaması temennisinde bulundu. Avrupa Konseyi gibi diğer bazı çevrelerden gelen istekler üzerine, Amerika, Azatlık Radyosu'nun, sadece Doğu Türkistan bölümünü kapattı ve diğer yayınların kapatılmasını erteledi.

1979 yılında Münich'te, Azatlık Radyosu'nu ziyarete gittiğimizde, radyoların Amerikalı müdürü, bu radyoların kapatılma kararının tekrar gündeme geldiğini bize anlattı. Amerika'da, bu radyoların yayınlarına karşı çıkanların tezi şuydu:

Amerika'da teknoloji o kadar ilerlemişti ki, Rusya'da sinek uçsa Amerika'nın haberi oluyordu. Bu radyonun yayını için harcanan para boşunaydı. Radyonun müdürü ise, bu radyoların kapanmasına karşıydı ve bizden, yayınların devamı için Amerika nezdinde teşebbüste bulunmamızı istiyordu.

1980 yılının başlarında rahmetli Turan Güneş ile birlikte, Avrupa Konseyi Siyasi Komisyonu üyeleri olarak Washington'a gittik. Orada yapılan toplantılardan birisi de, Senato Dış İlişkiler Komisyonu ile görüşmelere ayrılmıştı.

Bu toplantıda, Senato Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı'na bu radyo hakkında soru sordum:

-Tasarruf maksadıyla Münich'teki Azatlık Radyosu'nun kapatılmasına karar verildiğini işittik. Bu radyoya harcanan para Amerikan bütçesine ne sağlayacak ki, tasarruf için bu radyonun kapatılması düşünülüyor?

Komisyon Başkanı bize şu cevabı verdi: -Evet, biz bu radyoların zamanla kapatılmasını planlamıştık. Ancak Rusya'nın Afganistan'ı işgalinden sonra, anladık ki, bu radyolar, çok önemli rol oynuyorlar. Biz ileri teknolojimiz sayesinde, Rusya'nın Afganistan'ı işgalini, bütün yönleriyle tespit ettik. Fakat işgale mani olamadık. Anladık ki, olayı öğrenmek yetmiyor. Onu önlemenin tedbirlerini de almak gerekiyor.

Komisyon Başkanı bana Senato Dış İlişkiler Komisyonu tarafından hazırlanan, Ulusal Güvenlik Raporu'nu verdi ve "Bu rapor içerisinde bahsettiğiniz radyolar hakkında her türlü bilgiyi bulacaksınız" dedi.

Raporda, bu radyolara 21 sayfa ayrılmıştı. Rusya'nın bütün karşı yayınlarına rağmen, bu radyoları 40-50 milyon kişi dinliyordu. Bu radyolar, Sovyet idarecilerini o kadar rahatsız ediyordu ki, Brejnev, Reagan ile Viyana'da buluştuğu zaman, Sovyetler'in ilk istediği, bu radyoların kapatılmasıydı.

Bu radyolar bugün Münich yerine Prag'dan yayın yapıyor. Çeçen direnişini ayakta tutan da halen bu radyoların yayınlarıdır. Ruslar, bu radyonun Çeçenistan'daki muhabirini tutuklamışlar ve sonra uluslararası baskılar sonunda onu serbest bırakmışlardır.

Denilebilir ki, bu radyoların yaptığı yayınlar, Sovyet İmparatorluğu'nu çökerten sebeplerin başında gelmektedir. Bu sebepledir ki, Amerika'nın Arap ülkelerine yayın yapması amacıyla, böyle bir radyonun tesisine karar vermesi, çok önemli bir olaydır.

Zira, birçok siyasi gözlemcilerin kanaatine göre, Amerika, ülkelerin, demokrasi yerine, diktatörler tarafından yönetilmesini tercih eder.. Diktatörleri satın almak çok kolaydır. Demokrasinin bulunduğu ülkeleri yönetmek ise çok güçtür.

Bu karar bize göstermektedir ki, Amerika ve Batı artık Ortadoğu'ya demokrasinin gelmesini istemektedirler.


3 Aralık 2001
Pazartesi
 
CEVDET AKÇALI


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED