T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

R A M A Z A N

Çadır dolu, stantlar boş

Yaşanan ekonomik kriz ve kötü hava şartları Ramazan şenliklerinin çoşkusuna gölge düşürdü. Her yıl Ramazan ayında ziyaretçi akınına uğrayan Eyüp , bu yıl sakin ve sessiz.

Her yıl Ramazan ayının gelmesiyle birlikte ziyaretçi akınına uğrayan Eyüp, geçen yıllara oranla bu yıl sessiz ve sakin bir şekilde Ramazanı geçiriyor. Daha bir kaç yıl öncesine kadar yurdun dört bir yanından otobüslerle Ramazan ayında Eyüp Sultan'ın kabrini ziyaret için dolduranlar, meydanda ve cami bahçesinde iftarını açanlar, düzenlenen şenliklere katılarak Ramazana dair nostalji yaşayanlar, sahur vaktine kadar Eyüp'ten ayrılmayan kalabalık nerdeyse yarı yarıya azalmış.

Standlara sessizlik hakim

Sekiz yıldır Eyüp Belediyesi ile Timaş Yayınları'nın ortaklaşa düzenledikleri Ramazan etkinlikleri ülkede yaşanan krizin gerçek yüzünü ortaya koyuyor. Ramazan etkinliği çerçevesinde Eyüp Meydanı'nda kurulan ve yemek dağıtılan çadır, her iftar tıklık tıklım dolarken, aynı etkinlik çerçevesinde kurulan kitap fuarı ile Osmanlı geleneğinin yaşatıldığı standlar da ise sessizlik hüküm sürüyor.

'Zor günler yaşıyoruz'

Meydanda kurulan Osmanlı sokağında 8 dükkanları olduğunu söyleyen Taht Organizasyon'un sahibi Recep Battal, "Her dükkana 3 milyar 500 bin lira aylık kira verdik. Ancak hava şartları ve yaşanan ekonomik kriz yüzünden zor günler yaşıyoruz. Geçen yıl çok az bir karla sezonu kapatmıştık bu yıl ise zarar edeceğe benziyoruz" diyor. Zengin, fakir, genç, yaşlı yüzlerce kişinin biraya gelip dualar eşliğinde açtıkları iftarın ardından Eyüp Meydanı yavaş yavaş canlanmaya başlıyor. Pamuk şekerleri, patlamış mısır, macun şekerleri satan sokak satıcıları, bozacılar, sucuk ekmek ve semaverlerde demlenen naif kokulu çaylar ise iftarın ardından meydanı dolduranların ilgisini çeken standlar arasında.

KADINLAR ÇOĞUNLUKTA

Eyüp'te iftar etmek isteyen, ancak ekonomik gücü elvermediği için standlardan karınlarını doyuramayanların akın ettiği iftar çadırında ise Ramazan ayı tam bir şölene dönüşüyor. Yapılan ziyaretlerin ardından Eyüp'te iftarını açmayı tercih edenlerin tıklık tıklım doldurduğu Ramazan çadırında kadınlar çoğunlukta. Yepyeni kaynaşmaların sağlandığı, dostlukların kurulduğu çadırda her gün bir hayırsever tarafından yemek veriliyor.

Verilen iftar yemeği için kapı önünde uzun kuyruk oluşturan insanların bir kısmı çadırda boş yer bulup oturdukları için kendilerini şanslı sayarlarken, bir kısmı ise aldıkları yemeklerle meydandaki banklarda sofralarını kuruyorlar.

Ramazan etkinlikleri çerçevesinde kurulan ve Osmanlı mutfağından örneklerin yer aldığı standlarda ise iftar edenlerin sayılarının azlığı dikkat çekiyor.

RAMAZAN GÜNDEMİ

  • Bağcılar Belediyesi'nde, Bilim Araştırma Vakfı tarafından "Yaratılış Gerçeği" konulu konferans düzenlenecek.

  • Pendik Belediyesi'nde bu akşam, Karadenizliler İklim Kuşağı Derneği tarafından "Karadenizliler Gecesi" düzenlecek.

  • Zeytinburnu Belediyesi'nde sema gösterisi sunulacak.

  • Üsküdar Belediyesi'nde, Karakgöz, Kukla ve Ortaoyunu sahneye çıkacak.

  • Bayrampaşa Belediyesi'nde, İstanbul Vakfı Özürlüler Derneği organizasyonuyla gerçekleşecek "Dünya Özürlüler Günü Etkinlikleri" çerçevesinde tiyatro ve konser sunulacak.

  • Esenler Belediyesi'nde Çeçen müzisyen İsmail Mushabov konser verecek. Konserin ardından Radyo Fresh DJ'leriyle söyleşilecek.

  • Eminönü Belediyesi'nde Uğur Işılak konser verecek. Konserin ardından Savaş Ay, İbrahim Sadri ve Özcan Ünlü'nün yer alacağı "Şiir Dinletisi" sunulacak.

    BİR AYET

    "Ey iman edenler! Allahü Teala'dan nasıl korkmak lazımsa öyle korkun. Sakın siz müslümanlar olmaktan başka bir sıfatla can vermeyin. (Al-i İmran, 102)

    BİR HADİS

    Münafıklığın alameti üçtür. Söylediği zaman yalan söyler. Vaddetiği zaman sözünde durmaz. Ve emanete hıyanet eder. (Hadis-i Şerif)


  •  
    KISSADAN HİSSE
    Allah nasıl misafir edilir?
    Musa aleyhisselâmın ümmeti: "Ya Musa! Rabbimizi yemeğe davet ediyoruz. Buyursun bir gün misafirimiz olsun. Nemiz varsa ikram etmeye hazırız" dediklerinde Musa aleyhisselâm onları azarladı. "Nasıl olur! Allah (haşa) yemekten, içmekten ve mekândan münezzehtir" diyerek bir daha böyle bir şeyi akıllarından bile geçirmemelerini tenbihledi. Fakat Musa Kelîmullah Tur-i Sina'ya çıkıp, bazı münasaatta bulunmak istediğinde, Allah tarafından şöyle nida olundu:
    "Ya Musa, neden kullarımın davetini bana getirip söylemiyorsun?"
    Musa Aleyhisselâm: "Ya Rabbi, böyle dâveti sana gelip söylemekten haya ederim. Nasıl olur, Zat-ı Ülûhiyetin onların söylediklerinden beridir" dedi.
    Allah (c.c.): "Söyle kullarıma, onların davetine cuma akşamı geleceğim" buyurdu.
    Musa aleyhisselâm gelip kavmini durumdan haberdar etti, hazırlığa başlandı, koyunlar, sığırlar kesildi. Mümkün olduğu kadar mükellef bir yemek sofrası hazırlandı. Çünkü misafir gelecek olan ne bir vali, ne bir padişah, ne bir başka yaratıktı. Kâinatın yaratıcısı misafir olarak gelecekti. Hazırlıklar tamamlandıktan sonra, akşam üstü uzak yollardan geldiği belli; yorgun-argın, üstü-başı birbirine karışmış bir ihtiyar gelip: "Ya Musa! Uzak yollardan geldim, açım, bana bir miktar yemek verin de karnımı doyurayım" dedi.
    Hz. Musa:
    "Acele etme, hele şu testiyi al da biraz su getir bakalım. Senin de bir katkın bulunsun. Biraz sonra Allah (c.c.) gelecek" dedi.
    Tabii adam daha fazla diretmeden çekip gitti. Yatsı vakti oldu, beklenen misafir hâlâ gelmedi. Sabah oluncaya kadar beklediler, hâlâ gelen giden yoktu. Neyse, ümidi kestiler. Hz. Musa taaccüp içinde idi.
    İkinci gün Hz. Musa Tur'a gidip:
    "Ya Rabbi! Mahçub oldum. Ümmetim: 'Ya sen bizi kandırdın, ya Allah sözünde durmadı, diyorlar" dediğinde, şöyle hitap olundu:
    "Geldim ya Musa, geldim. Açım dedim, beni suya gönderdin; bir lokma ekmek bile vermedin. Beni ne sen, ne kavmin ağırladı..."
    Bunun üzerine Hazreti Musa Kelîmullah:
    "Ya Rabbi, bir ihtiyar geldi sadece, o da bir kuldu, Allah değildi. Bu nasıl olur?" dediğinde Cenabı Allah:
    "İşte ben o kulun ile beraberdim. Onu doyursa idiniz, beni doyurmuş olacaktınız. Çünkü ben ne semalara, ne yerlere sığarım, ben ancak aciz bir kulumun kalbine sığarım. Ben o kulumla beraber gelmiştim. Onu aç olarak geri göndermekle, beni geri göndermiş oldunuz" buyurdu.
    Demek ki, Allah için yapılan her şey, bizzat Allah'ın kendisine yapılmış gibi olmakta, Allah o kimseden razı olmaktadır.
    3 Aralık 2001
    Pazartesi
     
    Künye
    Temsilcilikler
    Reklam Tarifesi
    Abone Formu
    Mesaj Formu
    Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Ramazan| Arşiv
    Bilişim
    | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür

    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED