T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Bursa Araştırma Kütüphanesi'nde geçen şen günlerim

Çoğu şair ve yazarın, çoğu kitap dostunun zihninde oldum olası yer tutan kadîm bir tablo vardır: Hayatını, çepeçevre kitap raflarının oluşturduğu bir mekânda sürdürmek! Kitapların dünyasından başka bir dünya, kitapların rûhundan başka bir rûh, kitapların lisanından başka bir lisan, kitapların iç-sesinden başka bir ses... tanımamak!

Düşünün bir; mesaisinin tümünü, her yanı kitaplarla dolu bir odada veya bir salonda geçirmeyi kim istemez ki? Her an ve her durumda, elinin altında binlerce ciltlik bir eser toplamı bulunan biri için, bunun dışında ideal bir ortam tasavvuru/tahâyyülü söz konusu olabilir mi? Ayrıca, dünyanın en şanslı insanı sayılmaz mı böyle biri? Soruyorum size: Kitapla ünsiyeti olan bir insan, bundan başka ne arzu edebilir?..

Hayâl edebiliyor musunuz?: Gündelik yaşamın hay-huyundan ve ıvır-zıvırından mümkün olduğu ölçüde arınmış ve bu anlamda harflerin sunduğu o aşkın dünyanın imkânlarıyla sterilize olmuş bir mekân, örneğin bir kütüphane.. Ki, orada, harflerin soluk alıp vererek yeşerttiği sessiz ve fakat çok sesli dünyalarla kendi içkin dünyanızı türlü şekillerde uzlaştırıp örtüştürebileceğiniz bir hazine mevcut.. Ve siz, kendinizi tümüyle böyle bir kütüphaneye ait hissedebilecek bir konuma sahipsiniz.. Bir düşünün.. Bilemiyorum ama; bu tür bir keyfiyetin yol açtığı/açacağı o manevî mutluluk ve hazzı tartmaya, her hâlde hiçbir terazi muktedirdir değildir!...

Bendeniz, geçtiğimiz bahar aylarından itibaren ucundan-kıyısından böyle mûtena bir şansa sahip olduğumdan dolayı, sanıyorum yeterince mutlu hissedebilirim kendimi.

Evet, geçtiğimiz aylar boyunca çalışma hayatımın belki de en 'sahih', en 'verimli' ve en 'kayda değer' zamanlarını, yeni bir kütüphane oluşturmak adına mesai sarfettiğimiz bir mekânda, Bursa Araştırma Kütüphanesi'nin bugün artık hizmet vermeye başlayan binasında geçirdim ve bunun, pek yoğun bir duygu/düşünce ve hayâl kamaşmasına sebep teşkil ettiğini bizâtihi yaşayarak gördüm. Az önce ifade ettiğim gibi; gündelik yaşamın ve gaileli hayatın kakafonisinden yalıtılmış bir süreçti âdeta içine daldığım..

Gece-gündüz, Cumartesi-Pazar demeden sürdürdüğümüz 7 aylık hummalı faaliyet sonrasında şimdi düşünüyorum da; iyi ki bu hoş tecrübeyi yaşamış ve gerek yaz sıcağından, gerek eleman azlığından, gerekse kitap kokusu ve tozundan zaman zaman bunalmak pahasına da olsa, yayınevlerinin dünden bugüne kültür/sanat/edebiyat hayatımıza kazandırdığı binlerce ciltlik eserin tasnif ve yazım aşamaları sırasında, saatler süren ve ufku sonsuza açılan o doyumsuz hurûfât yolculuklarına çıkma bahtiyarlığına ermişim..

Siz söyleyin lütfen: Bana bu büyük imkânı tanıma lûtfu gösteren Mehmet Ali Deniz Bey'e, nasıl müteşekkir olmam?

Aslında, yalnız bendeniz değil; tüm Bursa halkı ve eğitim/kültür dünyası da çok şey borçlu O'na!..


3 Aralık 2001
Pazartesi
 
İHSAN DENİZ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED