|
|
|
|
46. Dünya Grekoromen Güreş Şampiyonası'nda Mehmet Özal'dan (97) başka sporcumuz kürsüye çıkamadı. Bu kapışmalar İstanbul'da düzenlenseydi kesin şekilde Hamza Yerlikaya ile Şeref Eroğlu birinci olurlardı. Şeref Tüfenk (58), kampta Dünya Şampiyonası için bilenirken babasının öldürüldüğünü duydu. Bir kavgayı ayırırken hayata veda eden Baba Tüfenk, arkasında en büyüğü 23, en küçüğü 1 yaşında tam 9 evlat bıraktı. Bu onulmaz acıyla sarsılan Şeref, yine de iyi maçlar attı, 7-4 yenildiği Özbek Aripov, 58 kiloda birinciliği elde etti. Kampta idman yaparken sakatlanan ve başına atılan 9 dikişle minderlere çıkan Bayram Özdemir (54), sol elinin orta parmağı kırık olan Nazmi Avluca (76) bu yüzden beklenen sonuçları elde edemediler. Bence Milli Takımımızın tek kötü elemanı Fatih Bakır (130) idi ki, Yunanlı Kotsibas'a tuşla kaybetmesi bunun en canlı örneğidir, çünki, güreş tarihimizde hiçbir ağır sıklet sporcumuz, Yunanlı rakibine tuşla yenilmemişti. Bu çocuğa neoldu, anlayamadım! Dönelim Mehmet Özal'a: 31 Ekim 1973 yılında Ankara'da doğan Özal, 1.81 m. boyunda. Yaşar Doğu'yu bizlere kazandıran Faik Dura'dan ilk güreş derslerini aldı (1984). Samsun 19 Mayıs Üniversitesi'nde doktora öğrencisi olan Özal, Gebze Belediyesi sporcusu. Bu kulübe kayıtlı nice güreşçi gibi o da bir yıla yakın zamandır bağlı olduğu kuruluştan maaş alamadı. Çırpma ve tek kol oyunlarında usta olan bu değerli sporcumuz, yerde künde de atıyor. 97 kilonun bence en iyisi Kübalı Ernasto Pera idi. Federasyon Başkanlığı'na seçilmeden önce ve seçildikten sonra "Dünyada en iyi güreşi Kübalılar yapıyor" diyen Osman Şansal, Patras'ta haklı çıktı, Küba, takım halinde birinci oldu. Bu takım biraz garip, sezdiğime göre şöyle bir program izliyorlar: Hedefe varacaklarını öğrendikleri andan itibaren ekipte yer alan 1 ya da 2 sporcularını "feda" ediyorlar Bu feda etmede elbette "duygusal ilişkiler"in payı var. Bazan 50 bin Amerikan Doları karşılığında maç satıyorlar. Belki bu meblağı aralarında paylaşıyorlar, belki de takımın masraflarını çıkarıyorlar? Pera işte Kübalılar'ın bu kuralına kurban gitti, 97 kilonun şampiyonluğuna hiç de yakışmayan Rus Sergey Berzotkin'e maçı verdi. Mehmet Özal'ın bu duruma gelmesinde Hakkı Başar'ın rolü büyük, 1999 Avrupa Şampiyonası'nda bu Rus güreşçisini mağlup eden Dünya ve Avrupa Şampiyonu Başar, Milli Takım kampında sürekli Özal'a idman verdi. 1904 yılından beri yapılan Dünya Grekoromen Güreş Şampiyonaları'nda son 50 yılın en mükemmel ekipleri Rus, Bulgar, biraz da Macar ve Rumenlerdi. Patras'ta herşey tersine döndü. Bulgaristan tek madalya kazanamadı. Rusya'yı da güreşçilerin sponsorluğunu yapan Gaz-Prom Şirketi yetkilileri ellerini ceplerine atarak kurtardılar. Mehmet Özal güreşirken tribünlerde yer alan Amerikalı bir kız da ti-şortuna "Mehmet" adını yazdırarak sporcumuzun başarısı için çırpındı. Mehmet Özal bu genç kız için "Geçen yıl tanıştık, aramızda bir şey yok, ben sözlüyüm" demekle yetindi. Muhteşem ikili
Ağır sıkletlerin 48 kilolarla arkadaşlığı Patras'ta da sürdü. 1.90m.lik Hasan Hüseyin Yaşar, 48 kiloda 3 kez Dünya ikinciliği kazanmış olan Salih Boraile aynı odayı paylaştı ve ayrılmaz ikili olarak göze çarptılar. Bir mağazanın vitrinine bakarlarken onları gördüm. Hasan Hüseyin Yaşar, kendisine takılacağımı sanarak lafı benden önce alarak şunları söyledi: "Salih Bora ile dostluğumuz her ikimizin de çıkarına oluyor. Mesela, şimdi vitrinlerin üst tarafına bakarak O'na bilgi verdim, o da bana vitrinlerin alt bölmelerinde neler var neler yok fiyatları ne kadar anlattı." Patras
Dünya Şampiyonası'nın yapıldığı kentin Türkçe adı Patras. Gazeteci Özkan Eminoğlu, telefonla haber yazdırırken "Patras'ın sonunda se harfi yok" diye üsteliyordu. Konuşması bitince "Patras'ın adını yanlış yazdırdın" dedim. O da bana "Yok ağabey, Yunanlılar'a sordum" cevabını verdi. Ömer Altay, "Selanik'i de sorsaydın" dedi. O zaman Eminoğlu Selanik yerine Yunanlılar'ın söyledikleri gibi Tselanik'i yazacaktı. Güreş ajanı
Tevfik Kış'ın yeğeni, saf köylü güreşçi Hamdi Uzun, birşey öğrenmek istediğinde "Güreş Ajanı'na sor" tavsiyesinde bulunurlar. Hamdi, Ankara Güreş Ajanı Halit Balamir'in evine telefon açtığında "ajan" kelimesini unutur ve telefona çıkan Balamir'in eşine "Yenge, güreş casusu evde mi?" diye sorar.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |