T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Türk tütüncülüğü nasıl bitti?

Pazartesi günkü Dünya Gazetesi'nin manşeti, uluslararası tütün şirketlerinin Türk tütüncülüğü üzerindeki hakimiyetleriyle ilgiliydi: Tütün sektörü yabancılaşıyor.

Habere göre, yaklaşık 10 yıl önce özel sektör tütün pazarının % 25'ini elinde tutan uluslararası tütün şirketleri, bugün pazarın % 60'ını kontrol eder duruma gelmişler.

Tütün pazarındaki yabancı şirketlerin ağırlığı artmaya devam etmektedir. Önümüzdeki birkaç yıl içinde pazar payları % 80'in üzerine çıkacaktır.

Uluslararası tütün firmalarında da öne çıkan üç isim var, bunlar piyasayı büyük ölçüde yönlendirme ve kontrol etme imkanına kavuşmuşlar.

İhracatçı firmaların sayısı da hızla azalıyor.

Bu noktaya nasıl gelindiğini hatırlayalım.

Tahkim kanunu, uluslararası tütün şirketlerinin Türkiye'ye gelmeleri için en önemli düzenleme olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu yolla yabancı şirketler iç hukukun dışına çıkmış ve ihtilaflarda uluslararası tahkim kuruluşlarına devredilmiştir.

İkinci adım tütün ticaretinde liberalleşmenin sağlanması ve yabancı şirketlerin önündeki engellerin kaldırılmasıdır.

Son olarak da tütüne verilen devlet desteğinin azaltılması, bütçeden bu kesime aktarılan payın daraltılmasıdır.

Gelinen bu noktada, Türk tütüncülüğünün kaderi üç büyük uluslararası tütün devinin insafına terkedilmiştir.

Bundan böyle, çiftçinin tütün satış fiyatı, ekilecek tütünün miktarı, ihraç edilecek tütünün miktarı ve ihraç fiyatı, yabancı firmalar tarafından belirlenecek.

Pazarın % 60'ını kontrol eden sınırlı sayıdaki firmanın tütünde belirleyici özelliğe sahip olması kaçınılmazdır.

Bir başka ifade ile Türk tütününde yabancı tekel oluşmuştur.

Bu yapı Türk tütüncülüğünün lehine değildir.

Kaybettiklerimiz; kazandıklarımız...

Tütünde tekelin ve dış ticaretinin önündeki engellerin kaldırılmasını neden yaptık?

Tütün üretimi ve ticaretine kalite gelecekti.

Üretim azalacaktı, ancak kaliteli tütün üretimi yapılacak ve ihraç gelirlerimiz artacaktı.

Aşırı tütün üretimi ortadan kalkacak, ihtiyaç kadar üretim yapılacak, alındıktan sonra tütün yakılması son bulacak ve sonuçta bütçede tasarruf yapılacaktı.

Yukarıda sayılanlardan sadece sonuncusu gerçekleşti.

Yani, bütçeden tütün üreticisine aktarılan ödenek azaldı. Tütün üretimi daraltıldı.

Buna karşılık, tütün ihracatı ve elde ettiğimiz döviz miktarı azaldı.

Binlerce tütün üreticisi üretimi bıraktı. Alternatif ürünlere dönüş yapamayan tütün çiftçisi büyük şehirlere göç etmeye başladı.

Üretimde kalite artmadı. Artması da beklenmiyor. Zira, tütün fiyatları reel olarak düşmeye devam ediyor. Koruma kalktığı için rekabet şansı azalıyor.

Mevcut fiyat yapısı da kaliteli tütün üretimini engelliyor.

En önemlisi, Türk tütüncülüğü 5 yıl içinde bugünkü büyüklüğünün yarısına 10 yıl içinde de dörtte birine gerileyecek.

Yani YOK OLACAK.

Kemal Derviş'in, Tütün Kanunu'ndaki ısrarının nedeni burada yatmaktadır.

Zira, Kemal Derviş Türk tütün üreticisi ve ihracatçısının değil, uluslararası tütün şirketlerinin menfaatlerini koruyacak politikaların uygulayıcısıdır.

Benzer bir tablo, çok kısa vadede Türk bankacılığında ortaya çıkacaktır.

Bankacılıkta meydana gelecek yabancı sermaye hakimiyetinin sakıncaları, tütün olayına benzemez. Bu durumda Türkiye kalan bağımsızlığının yarısını kaybeder.

Daha sonra doğalgazda uluslararası şirketlerin hakimiyetleri gelecek.

Olaylara sadece yabancı bir devletin gözlüğü ile bakmak alışkanlığına sahip yabancılaşmış yerliler için yukarıdaki tablo herhangi bir olumsuzluk taşamayabilir. Hatta bunu, globalleşmenin kaçınılmaz bir gereği olarak değerlendirebilirler.

Ancak, biz ülkenin peşkeş çekilmesi olarak görüyoruz.


12 Aralık 2001
Çarşamba
 
NURETTİN CANİKLİ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED