|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
"Hep sana mı denk geliyor?" diyenler, hep ortalıkta dolaştığımı unutuyorlar. Ortalıkta dolaştığınızda, birilerine toslamanız, önemli olaylarla karşı karşıya gelmeniz mümkün olabiliyor. Uzun yıllardır bu böyle... Geçenlerde bir akşam, kanallar arasında dolaşırken, televizyondaki tartışma programlarından biri dikkatimi çekti. Türkçe'yi güzel konuşan, kibar ve nâzik görüntülü genç bir 'papaz' dikkat çekmez mi? "Kim acaba?" merakıyla kanala sabitlenip beyaz yakalı siyah gömleğiyle "Ben papazım" diyen genci bir miktar dinledim. Türk'tü ve kendisini ülkemizdeki Protestanlar'ın lideri olarak tanıtıyordu. Biraz sonra görüntüsünün üzerine adı da bindirildi: Turgay Üçal... İşte o zaman, ağzımdan, kocaman bir "Aaa, o bu mu?" hayret nidası kopuverdi... 1984 sonunda Milli Gazete'de kısa süreli bir görevim olmuştu. Ülkenin dönüşüme hazır olduğu günlerdi ve o kısa süre içerisinde odam epey önemli gelişmeye tanıklık etmişti. Şimdilerde her biri kendi alanlarında ünlenmiş insanları da orada tanımıştım. Bunlardan biriydi Turgay Üçal... Tahmin edeceğiniz gibi çok gençti. Yanılmıyorsam, hem okuyor, hem de bir şirkette muhasebecilik yapıyordu. Bana gelmişti, çünkü sevdiği insanlara karşı misyonerlik faaliyetlerinden rahatsız olmuştu. İstanbul ve İzmir'de bir çevrenin Türkler'i Hıristiyanlaştırma faaliyetleri yaptığını ileri sürüyor, istersem bilgi ve fotoğraf temin edebileceğini söylüyordu. İstedim ve getirdi de... "Sevdiklerim Hıristiyanlaştırılma faaliyetine muhatap" ihbarının sahibi Turgay Üçal, aradan geçen yıllar içerisinde papaz olmuş... Gel de şaşma. Bazıları 'misyonerlik' faaliyetlerinden çok rahatsız. Osmanlı döneminde başlamış, ülkemizdeki yabancı okulların kuruluş sebebi olan, yüzyıllar boyu süren bu yoldaki çalışmalar tam bir çıkmaz sokak oysa... ABD'de öğrenciyken elime geçen bir misyoner dergisinde, "İslâm Dünyası, özellikle Türkiye, bizler için umutsuz vak'a" diyen bir yazı okumuştum. Hıristiyanlığın inanç esaslarının Müslümanlar'a mantıksız geldiği kaydediliyordu o yazıda. "Böyle din mi olurmuş?" tepkisini veriyormuş Müslümanlar... Bütün dünyada İslâm'a ilginin muazzam arttığı bir dönemden geçiyoruz. Şaşırtıcı ama doğru. Kore'de birkaç bin satması beklenen İslâm'la ilgili kitabın 100 bin satışı yakalamak üzere olduğunu yazmıştım. Avustralya'da Affinity Intercultural Foundation adlı vakfın başkanı Mehmet Özalp, "Bizim burada da durum aynı, camilerimize akın akın geliyor ve dinimiz hakkında bilgi almaya çalışıyor Avustralyalılar; 11 Eylül sonrası İslâm'ı kabul edenler çoğaldı" bilgisini ulaştırdı. Alın size önemli bir haber daha: Berlusconi'nin İslâm'ı "Geri bir din" ilân etmesi üzerinden iki ay bile geçmeden, İtalya'nın Suudi Arabistan büyükelçisi Torquato Cardilli İslâm'a girdiğini açıklayıverdi. Cardilli 59 yaşında bir diplomat; daha önce Hartum, Şam, Trablus ve Darüsselam'da ülkesini temsil etmiş. Bir başka İtalyan büyükelçi, Mario Scialoja da, yedi yıl önce İslâm'ı kabul etmişti... Büyükelçi Cardilli sıradan biri değil. Asil bir aileye mensup, maden mühendisliği eğitimi aldıktan sonra dışişleri bakanlığına girmiş, 34 yıl diplomasi mesleğinin bütün kademelerini tırmanmış, emeklilik çağı gelmiş kıdemli bir diplomat o. "Kaderimin Kutsal Topraklar'da düğümlendiğini buraya gelince anladım" demiş kararının sebebini soranlara... Dünya basını Cardilli'nin İslâm'la müşerref oluşu haberleriyle dolu günlerdir... Reuters ajansı, "Scialoja da BM'ye büyükelçi tayin edildiğinde İslâm'a girdiğini açıklamıştı" diyor... Her yıl üç ilâ beş bin kadar İtalyan Katolik'in İslâm'ı seçtiğini de yine Reuters haberinde okudum... Ben bizdeki misyonerlik tartışmalarının, gösterilmeye çalışıldığı gibi, İslâm'ı koruma amaçlı başlatılmadığı kanaatindeyim. İslâm'ı 'tehdit unsuru' gören bir anlayış şimdi neden ona sahip çıksın ki? İslâm'a ilgiyi kesmeyi, kafaları karıştırmayı amaçlayan bir senaryo bu. Çünkü, İslâm, şu anda tam bir ilgi odağı durumunda. Amerika'da bile. Mart ayında, yani 11 Eylül eylemlerinden aylar önce, İslâm hakkında olumlu görüş taşıyan Amerikalı oranı yüzde 45 iken, bu oran, geçtiğimiz ay sonunda yüzde 59'a ulaştı. En fazla etkilenenler Bush'un partisinin taraftarları... Mart ayında, "İslâm'a olumlu bakıyorum" diyen Cumhuriyetçi oranı yüzde 35 iken, Kasım'da bu oran yüzde 64'e çıkmış... 13-19 Kasım tarihleri arasında 1500 yetişkinle görüşerek kamuoyu araştırması yapan Pew Research Center for the People & the Press önemli bir kuruluş... Geçen gece Fransız TV-5 kanalında adını öğrenemediğim bir film izledim. Türkiye ve Fransa'da geçiyordu film. Rus ve Bulgar kökenli, kendi aralarında Fransızca konuşan, İstanbul'a yerleşik bir Musevi aile, anne-baba arasındaki uyuşmazlık yüzünden bölünüyordu filmde; anne küçük kızını alıp Paris'e kaçıyor, babayı oğluyla bırakıyordu. Sadece TC pasaportu olduğu için Fransa'da Türk muamelesi gören kadın, çareyi, "Bari o kurtulsun" diye kızını bir manastıra vermekte buluyordu. Son sahnede, kızın, Hıristiyan olduğuna rahibeleri inandırmaya çalıştığı töreni izledik. Türkiye'de yetişen bir Musevi kız bile Hıristiyanlığı kabulde zorlanıyordu, o filmde... Korkulacak bir şey yok; Turgay Üçal sevdiklerini kurtarmak için kendini feda etmiş olabilir...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |