T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
"1923 ruhu yeniden moda olsa..."

Dün birçok gazetenin Cumhuriyet'in 78. yılı kutlamalarına ilişkin sayfalarına alışılmadık bir haber soktuklarına şahit olduk. Cumhuriyetin bu en büyük bayramı dolayısıyla Cumhurbaşkanı Sezer'e yabancı devlet başkanlarından gelen kutlamalar arasından, "Başkan Bush"un mesajı özellikle öne çıkarılmıştı. "Başkan Bush" (ABD Başkanı'nından bu sıfatla söz etmek dünyada herhalde sadece bizim cumhuriyetin basınına özgüdür!), adını belki de ilk kez duyduğu Atatürk'ten şöyle söz ediyordu: "Atatürk'ün çağdaş, gönenç içinde yaşayan ve demokratik değerlere bağlı Türkiye düşüncesi, ülkenizin uluslararası alanda güçlenmekte olmasıyla bugün gerçekleşmiştir."(!) Bu "Başkan Bush" gerçekten âlem bir insan! Belli ki Türkiye'den de haberi yok... Ne "çağdaş"ı, ne "gönenç"i, ne "demokratik değerler"i? "Başkan Bush"un bu ülkede, 1.83 metre boyunda insanların 1.80 metre boyunda karyolaların ayağına çarşaf bağlıyarak "dizüstü" yöntemiyle (yani aşağı yukarı bir insanın "elleriyle boğazını sıkarak intihar etmesi" gibi bir yöntem) kendilerini astıklarından filan haberi yok herhalde...

Gazetelerin dünkü sayılarında -artık kanıksadığımız- pek çok "Cumhuriyet reklamları" yine karşımızdaydı. "O haklıydı. Bir Türk cihana bedel/Tofaş-Doblo" ya da "Biz bu ışığı yakaladık/Akbank" gibi pek çok reklam... Bu reklamlar içinde benim en çok ilgimi çekeni, "SARAR" adlı konfeksiyon firmasının reklamı oldu. Haddinden fazla "minimalist" bir reklamdı bu; bir tam sayfanın (ama görüyorsunuz, bedeli "maksimalist"!) ortasına belli belirsiz yerleştirilmiş şu lâfla karşı karşıyaydık: "1923 ruhu yeniden moda olsa..." Açıkça söylüyorum ki, hiç fena bir slogan değil bu. Evet evet keşke "1923 ruhu yeniden moda olsa..." Kim katılmaz böyle bir dileğe... Eğer Cumhuriyet'in 78. yıldönümünde ülkenin en köklü üniversitesinin rektör yardımcısı göğsünü gererek "Atatürk'ün yaptığı bir devrimdir. Bir din reformudur" diyebiliyor, ülkenin aklı başında bir gazetesi Adana'da bir caddeye tamamen özensizlik sonucu asılan "Ulu Önder İzindeyiz. K.Atatürk" pankartının "Atatürk yaşıyormuş da, başka bir ulu önderin izindeymiş gibi, altına imzasını koymuşlar" diyen "halk"ı kızdırdığını haber yapabiliyor ve Atatürk'ün kurduğu partide uzun süre başkanlık yapan bir siyasetçinin yeni partisinin yeni açtığı internet sitesi başta "Elele Büyüttük Sevgiyi" adlı şiir olmak üzere pek çok şeye yer verirken "parti tüzüğü"nü unutabiliyorsa, "1923 ruhu" tabii ki "yeniden moda olsun..."

İsterseniz, "SARAR"ın dileğine niçin katıldığımızı "1923 ruhu"nun henüz ortadan kalkmadığı 1924 yılının son günlerine giderek bir kez daha tekrarlayalım: 1924'ün Kasım'ında Cumhuriyet'in ikinci partisi Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kurulur. Sonrasını biliyorsunuz; Halk Fırkası yanlısı gazetelerden tam bir yaylım ateş... Araştırmacı Alpay Kabacalı'nın belirttiği gibi bu "yaylım ateş"e "sol basın" da katılır. Adı "Terakkiperver" olan bu parti, aslında "oportünist, yobaz, yabancı sermaye yanlısı.." bir partidir. (Çok partili hayata karşı çıkan bu "sol"un "tek parti"den neler çektiğini de biliyorsunuz.) Vatan gazetesinin başyazarı Ahmed Emin Yalman, "Cumhurreisi"nin bundan böyle artık "tarafsız" kalması gerektiğine ilişkin yazısını işte tam da bu günlerde yayınlar. Yalman, şöyledir böyledir, sonradan şunu bunu yazmıştır, bu tamamen ayrı bir mesele; burada önemli olan husus, bu ülkenin "1923 ruhu"na sahip bir gazetecisinin "Cumhurreisi" Gazi Paşa'ya, sevgisi ve saygısını belirtmeyi unutmadan "siyaset"in doğrularını açıkça söyleyebilmesi ve talep edebilmesidir. Zaten bir cumhuriyet başka nasıl kurulabilir?

Ahmed Emin Yalman: "Cumhurreisinin bir tek fırkanın mukadderatı ile alâkadar olması ve politika hayatına karışması, dün az çok normal bir manzara teşkil ediyordu. Çünkü zâhiren olsun, ortada yalnız bir fırka vardı. Bugün ise birden fazla fırka vardır. Bunun için mesele bambaşka bir safhaya girmiştir. Bugün memleket, belki de bütün cihan, Mustafa Kemal Paşa'nın alacağı vaziyeti merakla ve heyecanla beklemektedir. Tutulacak vaziyet neticesinde Türkiye'de ya ilk defa olarak düzenli ve serbest bir siyasi hayat ve hakiki kanuni şartlar başlayacak veyahut eski bildiğimiz, keyfi, devamsız, şahıslarla kaim idare bütün zararlı âkıbetleri ile bâki kalacaktır. İki yol birbirinden tamamıyla ayrıdır, ikisini telif edecek hiçbir tedbiri tasavvur etmek imkânı yoktur. (...) Gazi Paşa, bütün Türkiye'nin Mustafa Kemal'i kalmalı, küçük, dar bir politakacı vaziyetine düşmemelidir. Kanunun meşru gördüğü içtihat farklarından herhangi birine bağlı olanlar, muvafık olsunlar, muhalif olsunlar, Türkiye'nin Mustafa Kemal'ine; kendilerine, herkese, vatana ait bir rehber gözüyle bakabilmelidirler. Muvafıkların ve muhaliflerin hepsi nihayet bu vatanın evlâtlarıdır; muhtelif usul ve vasıtalarla memleket işlerini yürütmeye, düzeltmeye, devamlı, tabii, temiz bir hale koymaya çalışan kıymatli vatandaşlardır."

Biliyorum epeyce uzun oldu ama doğrusu hiç de fena olmadı... Yalan değil, bu "SARAR" giyim haklı galiba.....


30 Ekim 2001
Salı
 
KÜRŞAD BUMİN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED