T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

K Ü L T Ü R

Kendi 'kale'mizin tutsağıyız

Boşnak yazar Meşa Selimoviç'in Ötüken'den çıkan 'Kale' romanı, her insanın öz benliğini, kendi içinde ördüğü kalesinin ardına saklamasını hikaye ediyor.

Yugoslav edebiyatının dünyaca ünlü Boşnak asıllı yazarı Meşa Selimoviç'in 'Kale' adlı romanı, Ötüken Yayınları arasından çıktı. 'Derviş ve Ölüm' adlı romanıyla dünya edebiyat çevrelerinde geniş yankılar uyandıran Selimoviç'in olgunluk dönemlerinde yazdığı Kale'nin konusu, Sultan I. Abdülhamit döneminde geçiyor. Saraybosna'dan çok uzaklarda, Hotin'e savaşmaya giden bir grup Boşnak savaşçının içinde yer alan şair ve öğretmen Ahmet Şabo'nun, korkunç ve gayr-i insani savaş anılarıyla başlayan roman, Şabo'nun savaş sonrasında ülkesine döndüğü zaman başından geçen olaylarla gelişiyor. Çok kısa bir süre içinde, barış zamanında ayakta kalmanın savaş sırasında ayakta kalmaktan daha zor olduğunu öğrenen Şabo, insanların içlerindeki vahşi kurdu sadece savaş dönemlerinde değil hayatları boyunca beslediklerini farkedecektir. Savaştan döndüğünde ailesinin veba salgınından yok olduğunu ve evlerinin yandığını öğrenen genç, zeki, sivri dilli ve iyi niyetli Şabo'nun, kasabanın ileri gelenlerinin katıldığı bir toplantıda keskin bir çıkış yapması, onun yaşamını idame ettirecek bir işten yoksun olmasına neden olur. Kendini birden iktidar savaşlarının ortasında bulan ve kasabadaki sosyal yaşamdan izole edilen Şabo'nun, bu zor günlerindeki tek destekçisi ise daima onun yanında olan Hıristiyan asıllı eşi Tiyanadır.

Osmanlı tarihine yelken açacaksınız

Hayatta sahip olduğumuz en önemli şeyin sevgi olduğunu vurgulayan Ahmet Şabo, aynı zamanda döneminin Saraybosnası'nın sosyo-kültürel yapısını, Bosna'nın siyasal atmosferini mükemmel tasvirlerle özetliyor. Bilge ve herşeye rağmen insani olanı savunan Ahmet Şabo'nun serüvenlerini okurken, Osmanlı'nın Balkanlar'da kan kaybetmesinin asıl sebeplerini de görüyorsunuz. Balkan ülkelerini, halkın gündeminden uzak yöneticileri atayarak yönetmeye çalışan İstanbul'un, bu ülkelerdeki yönetim kadrolarına üç kağıtçılar, hırsızlar, kendi menfeatlerini her şeyin üstünde tutan dalkavuklarla doldurduğunu farkedememesi, bu ülkelerdeki insanların kendi milli bütünlüklerini inşa edemeden imparatorluğun dört bir yanına savaşmak için gönderilmesi, Osmanlı'nın Balkanlar'daki damgasının neden silindiğini anlamamıza yardımcı oluyor. Romanında, evrensel ve her dönemde geçerli olacak konuları ustalıkla işleyen Selimoviç, Saraybosna Müslümanlarının I. Abdülhamit döneminde içinde bulunduğu psikolojiyi başarıyla yansıtıyor. Yazarın tanımıyla, "Hayatın çıraklık dönemini savaşta harcayan, tıpkı nehrin çakıl taşlarını biçimlendirdiği gibi hayatın da kendisini biçimlendirmesi fırsatını kaçıran, bu yüzden de başkalarının gözünde tuhaf, kendi gözünde ise yabancı biri olan" Ahmet Şabo'nun, bütün olmusuzluklara rağmen umudunu yitirmeden güzel olana yönelme gayretini ilgiyle okuyacaksınız.

Bosna'dan çıkan edebiyat devi

Batı'nın belli başlı klasikleri ve birkaç yerli romancı dışında, belleğini diğer ülkelerin romancılarına kapatmış olan bizler için, Meşa Selimoviç'in 'Kale'sini okumak, kültürünü yeterince tanımadığımız halde Osmanlı yadigarı gözüyle baktığımız Saraybosna insanını anlamamız için güzel bir fırsat. Bu roman, eski Osmanlı hinterlandına dahil olan halklara sahip çıkanlara, bu halklara, sadece Osmanlı'dan kalma miras olduğu için sahip çıkılamayacağını, bu halklar üzerinde hak iddia etmek için belli bir emek sarfetmek gerektiğini gösteriyor. Kale, Osmanlı hinterlandına sahip çıkabilecek yeterli bilgilere sahip olmadığımızı, onların sesine kulağımızı tıkadığımızı ve onların ilgisine layık olmadığımızı anlatıyor aynı zamanda. Savaşın insanlar üzerindeki yıkıcı etkisini eserlerinde sık sık işleyen Selimoviç'in, savaş günlerini yaşaması ve savaşın getirdiği kargaşa dönemlerinde kardeşini feci bir şekilde kaybetmesi, hayatı boyunca onun peşini bırakmaz. İslamiyet'in öğretilerine sıkı sıkıya bağlı olan bir ailede yetişen Selimoviç, Belgrad Üniversitesi'nin Felsefe Bölümü'nde okuduğu yıllarda Batı kültürü hakkında edindiği bilgilerle Doğu felsefesi hakkındaki birikimini kafasında başarıyla harmanlar. Mükemmel gözlemleme yeteneğini, felsefe birikimiyle sentezleyen Selimoviç, kişilik tahlillerindeki ustalığıyla çağdaş psikolojik çözümleme tekniklerinde ne kadar yetkin olduğunu gösteriyor. Yugoslavya'da yazarlığının ilk dönemlerinde anlaşılmayan, hatta kitap eleştirmenleri tarafından küçümsenen Selimoviç, yaşamının son zamanlarında Sırplar ve Boşnaklar arasında paylaşılamayan yazar olur. Kale dışında Derviş ve Ölüm, Ada, Yabancı Ülke, Sessizlikler, Sis ve Ay adlı eserlere imza atan Meşa Selimoviç, Yugoslav'ya da pek çok önemli göreve getirildi. (Ötüken yayınları/ Tel: 0212-251 03 50)

 
Anadolu'da sanat rüzgarı
Anadolu uygarlıkların merkezidir. Neresine gidilirse gidilsin mutlaka tarihi güzellikle karşılaşılır. İşte tarihi ve doğal güzelliğiyle Karaözü de, Anadolu'nun zenginliğini taşıyan küçük bir kasaba olarak karşımıza çıkar. Eski çağlarda yaşayan insanlara ev sahipliği yapan, mağaraları, görkemli kayalıkları, Kızılırmak Nehri üzerinde yer alan kadim köprüleri, tarihi Kale Tepesi ile görenleri hayrete düşüren Karaözü kasabası fotoğraflarla önümüzdeki günlerde Atatürk Kitaplığı'nda ziyaretçilerin beğenisine sunulacak. Büyükşehir Belediyesi Kültür İşleri Daire Başkanlığı'nın katkılarıyla Atatürk Kitaplığı'nda açılan sergideki fotoğraflar Karaözü Dayanışma Derneği tarafından seçilmiş. Sergi 13 Kasım'a kadar açık kalacak.
İslâm'ın Tarih Sosyolojisi
Mustafa Aydın'ın, 'İslam sosyolojisine Giriş'diye nitelendirdiği bu çalışması, İslâm'ın soyolojik yapısının genel bir çerçevesini çiziyor bize. İslâmiyet'in ilk dönemleri için, "Hz. Peygamber ve onu izleyen döneme bir milli Arap tarihi gözüyle bakılamaz. Yüzyıllar sonra İslâm toplumlarının geriye dönüp baktıklarında kendilerine dini kaynaklar bulabilecekleri bir kültürü ortamıdır bu." diyen Aydın, eserde, İslâm'ın doğuşu, bir din olarak İslâmiyetin sosyo-kültürel özellikleri, din ve toplum arasındaki ilişkisi, İslâm'ın toplumsallığa yaklaşımı, Hz. Muhammed'in Medine'de yeni bir toplum inşa etmek için sarfettiği çaba, İslâmi değerlerin toplumsal şartlara uyumu ve bu çerçevede bazı kurumların durumu, İslâm'ın eski kültürle ilişkisi gibi konuları ele alıyor. Mustafa Aydın / Pınar Yayınları / Tel: 0212-520 98 90
30 Ekim 2001
Salı
 
Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu
Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED