|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Türkiye'de, ekonomiyi kurtarmak için eksik olan şey liderlik. Anap, "Ekonomi bizim elimizde toplansın" derken, aslında gerçeği görmüş oluyor. Ama sunduğu çözüm, çare değil. Çünkü, iktidar partilerinin hiçbirine halkın güveni yok. Lord Kinross'un kaleme aldığı "Atatürk" kitabını okurken, bu liderlik sorunu aklımıza takıldı kaldı. Çanakkale geçilmez
Çanakkale Savaşı'nda, bir ara Türk ordusu kargaşa yaşıyor; karargaha gelen haberler, ortada belli başlı bir komuta bulunmadığını belli ediyor. İşte bir subayın gönderdiği mesaj: "Birlikler birbirine karışmış durumda. Olduğum yerdeki eski alay komutanı vurulmuş. Ne olup bittiğine dair bilgi veren olmadı. Subayların hepsi ya ölmüş, ya da yaralanmış. Bulunduğum yerin adını bilmiyorum. Gözcü yerinden hiçbir şey göremiyorum. Milletimizin selâmeti adına, bölgeyi yakından tanıyan bir subayın atanmasını dilerim." Şaşkına dönmüş olan bir başka subay ise şu raporu veriyordu: "Şafakla beraber birtakım askerlerin Şahin sırttan Conkbayırı'na doğru çekildikleri görüldü. Şimdi Conkbayırı'nda siper kazıyorlar. Ancak bu askerlerin düşman mı, yoksa bizimkiler mi olduğu bilinmiyor." Bu arada Nuri adında bir alay komutanı (ki sonradan Nuri Conker adını alarak Mustafa Kemal'in yaveri olacaktır) grup karargahından Mustafa Kemal'i arıyor ve ona yalvarıyordu: "Grup komutanından, Conkbayırı'na yürüyüp düşmana saldırma emrini aldım. Conkbayırı'ndaki birlikler ve komuta hakkında bilgi istedim. Komutan ve kurmay başkanı çok sinirliydiler. Bana hiçbir bilgi vermediler. Belki de bilgi verecek durumda değildiler. Lütfen durum hakkında beni aydınlatın. Ortalıkta komutan diye bir şey yok." Mustafa Kemal ona, hemen Conkbayırı'na yürümesini emretti ve "Komutanı olaylar tayin edecektir" diye ekledi. Savaştan bir başka kesit: Mustafa Kemal, Anafartalar Grup Komutanı Albay Fevzi Bey'e mesaj göndererek, Conkbayırı'ndaki nazik duruma Von Sanders'in dikkatini çekmesini istedi. Az sonra kurmay başkanı, Von Sanders adına telefon ederek, görüşünü sordu. Mustafa Kemal uyardı: "Bütün dağ dizisinin elden gitmesini istemiyorsak hemen harekete geçmeliyiz. Birleşik bir komuta lazım. Tek çare, bütün birlikleri benim emrime vermektir." Kurmay başkanı, biraz alayla "Çok gelmez mi?" dedi. Mustafa Kemal bu alaycı soruyu "Az gelir" diye cevaplandırdı. Mustafa Kemal, lider
Sonunda Mustafa Kemal'in arzusu yerine geldi. Anafartalar Grup Komutanı Fevzi Bey, düşmana saldırmak üzere askerlerinin hazır olmadığını söyleyince, Von Sanders, Anafartalar kesimindeki bütün kıtaların komutasını Ondokuzuncu Tümen Komutanı Mustafa Kemal'e verdi. Derhal Anafarta sırtlarına doğru at üstünde yola çıkan Mustafa Kemal, cephedeki kargaşanın izlerini hemen gördü. Askerlerin çarpıştığı yerden çok uzaklarda, başı boş duran bir tümen komutanıyla maiyetine rastladı. Süratle cepheye gitmelerini emretti. Bir başka karargahı, zifiri karanlık içinde buldu. Ne ışık vardı, ne de bir ses. Herkes uykudaydı. O sahneleri Mustafa Kemal hatıra defterinde şöyle anlatıyor: "Çadırların birinden, bağrışlarımıza cevap olarak gecelikli bir adam çıktı. 'Burası neresi' diye sordum. 'Binbaşı Willmer'in karargahı' dedi. Ama pek bir şeyden haberi yok gibiydi. Beni komutana götürmesini söyledim. Adam komutanı tanımadığı için, dediğimi yapmak istemedi. Sadece, eliyle, karanlıkta bir yeri gösterdi. Bizi oraya götürmesi için zorladım. Willmer'in yattığı kulübeye götürdü. Willmer uyuyordu. Maiyetindeki subaylardan biri olan Haydar Bey ile görüştüm. Anafartalar grubu karargahının nerede olduğunu sordum. 'Bugün buradaydı, ama sonra' -eliyle kuzeyi göstererek- 'şu taraflara bir yere kaldırıldı' diye cevap verdi." Mustafa Kemal karanlıkta atını o yöne doğru sürdü ve gece yarısından sonra grup karargahını buldu. Kurmay başkanından, grup komutanın kendilerine vermiş olduğu son emirleri öğrenmek istedi. Kurmay başkanı buna kesin bir cevap veremiyordu. Mustafa Kemal önceki komutan Fevzi Bey'in nerede olduğu sordu, "Çadırında uyuyor" dediler. Mustafa Kemal yönetimindeki kuvvetler, Anafartalar zaferini kazandılar, Conkbayırı'ndan İngilizleri ve Anzakları attılar. İngiliz kuvvetlerinin komutanı Hamilton, "Karşımızdaki ordu, kahramanca dövüşen ve mükemmel yönetilen bir Türk ordusudur" diye yazıyordu. İngilizleri şaşırtan şey, savaşın tam can alıcı anında ve yerinde, askerlikte ustalığı kendilerinden üstün bir Türk komutanının ortaya çıkışıydı. Mustafa Kemal, askerlerinin ruhunu da kavramıştı. Türk psikolojisini biliyordu. Türk'ün, bir kere başındakine güvenip kanı kızıştıktan sonra, nasıl azimle kıyasıya dövüşeceğinin farkındaydı. Bir İngiliz resmi tarihçisi şöyle yazmıştı: "Tek bir tümen komutanının kazandığı zaferlerle, sadece bir savaşın gidişi üzerinde değil, bir milletin kaderi üzerinde bu derece derin bir etki bırakması tarihte az görülmüş bir olaydır." Ekonomik savaş
Bugün Türkiye'de, inandırıcı, halkın güvendiği, milletin kanını tutuşturabilecek liderlere ihtiyaç var. Bu yüzden, Ecevit ile yola devam edilemez; Demirel de çare değildir. Ve bu yüzden Tayyip Erdoğan'ın önü açılmalıdır. Sadece Erdoğan değil, başka isimler de ortaya çıkmalıdır. Halkın itimat edebileceği isimler. O zaman bu milletten her türlü fedakarlığı bekleyin. İsterseniz ona, ölmeyi emredin. "Gerçek lideri olaylar tayin edecektir." Lord Kinross'un "Atatürk" kitabını okuyunca, insan, dağılmış ve maneviyatı bozulmuş askerlere özgüven aşılayarak onları zafere ulaştıran şeyin, liderlik olduğunu apaçık görüyor. Ekonomik savaş bütün hızıyla devam ediyor. Milletin tek bir ferdinde dahi umut kalmadı. "Anafartalar cephesi" düşmek üzere. Halkımızın deyişiyle: "Bir uğursuz; bir dilsiz; bir hırsız." Güven bunalımını aşmadan maalesef ekonomik savaşı kazanmak mümkün değil.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |