T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
İsrafil'in suru

İyi çalışan demokrasi krizlerin üstesinden gelen yönetim üretir. Yolsuzluk, önceki gün eski dışişleri bakanını yargılayıp mahkum eden Fransa'da da var; ABD ekonomisi de zaman zaman sarsılıyor, ama alınan tedbirlerle herşey yeniden rayına oturuyor. Demokrasilerde, beceriksiz iktidarlar yerlerini muhalefete bırakıyor, kilitlenen sistemi açmak için üst üste seçime gidildiği bile oluyor.

Bizde süflileştirilmiş "Demokrasi içinde çare tükenmez" özdeyişinin içinde yatan gerçek budur: Demokratik sistem ürettiği sorunların ilâcını da kendi içinde bulundurur...

Türkiye, çoktandır demokrasiye ters baktığı, evhamla "Demokrasi kendini yok etme özgürlüğünü içermez" türü sakat görüşlerin esiri haline dönüştüğü için sorunlarına çözüm üretemiyor. Melekelerini sürdürmekte zorlanan bir başbakan, iktidara herbiri kendi dar çıkarlarını taşıyan koalisyon partileri, ahbap çavuş ilişkisiyle işbaşına gelmiş bürokrasi ülkeyi krizden krize sürüklüyor. Bunun sonucu olarak da, içte fukaralaşıyor, dışta da akıl almaz tâvizlere zorlanıyoruz.

Demokrasinin bütün kurum ve kurallarıyla işlediği bir ülkede, şimdiki iktidar türü bir vahim yanlışlık çoktan sona erdirilirdi. Her tarafı dökülen bir iktidarın ciddi bir muhalefet karşısında ayakta kalma şansı yoktur. Kasım 2000 krizi, herhangi bir iktidarın sonunu getirmeye yeterdi; biz iki büyük krizden çıktık, üçüncüsüne dolu dizgin gidiyoruz, Meclis'te temsil edilen muhalefetin gıkı çıkmıyor, çıksa da sonuç almada yetersiz kalıyor.

Bugün karşı karşıya bulunduğumuz iktidarı ortaya çıkartmak üzere sistemi kilitleyenler, bunu, muhalefeti felç ederek sağladılar. FP Anayasa Mahkemesi'nin kapatma tehdidi altında; DYP'nin ise, yakın geçmişteki siyasi sorumlulukları yüzünden, sesi güçlü çıkamıyor... Ülkeyi sürekli türbülansa sokan iktidarın uzatmaları oynamasını bitirmeyi Meclis içi muhalefetten beklemek boş bir fantazi.

Siyasetin alanını genişletmede en önemli unsurlardan biri olması gereken sivil toplum da, bugünleri hazırlayan süreç sırasında güçsüzleştirildi. Hâlâ gücünü koruyan toplumsal örgütler, bugünkü çarpık yapının devamını sağlamak üzere çalışmalarına göz yumulan -devletten beslenen- dernekler ve vakıflar; asla 'sivil' bir anlayışı benimsemedikleri için 'sivil', sadece bir avuç çıkar grubunu temsil ettikleri için de 'toplum' sıfatını hak etmeyen bu gruplara 'sivil toplum örgütü' denilemez.

Bu sebeple, meflûç haldeki siyasi muhalefetin başaramadığını, gerçekleri yok edilme korkusuyla sindirilmiş, sahteleri kriz ortamından beslenen sivil toplum örgütlerinden beklemenin bir anlamı bulunmuyor. Yeni bir krize doğru koşar adım giden Türkiye'de, uzatmaları oynayan hükümetin sonunu getirecek düdük, ne yazık ki, bir türlü çalınamıyor... Geçmişte, böyle ortamlarda düdük çalmak için gönüllü yazılanlar da, demokrasiye resmen "Elveda" demenin faturasını ödemeye hazır olmadıkları için, fazla arzulu değiller...

Düdük sahipsiz ve ortada.

Bu ahvâl ve şerâit, bizi, ister istemez, kendiliğinden bir çıkışa doğru yönlendiriyor: Zorlamaların eseri sahte safların çözülüp ülke çıkarlarının demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü gibi evrensel ilkelerin benimsenmesinde olduğuna inanan bir büyük altüst oluş... 1946'da, "Yeter, söz milletindir" diye bayrak açılmasına benzer bir demokratik kalkışma... Bu kalkışma, küçücük dükkânlarında müşteri beklemeyi siyaset yapma sanan anlayışı yerle bir edecek ve ülkenin bütününe tâlip çağdaş bir siyasi program etrafında buluşmayı hedefleyecektir. Demokrasiyi kilitleyen 'sağ-sol', 'ilerici-gerici' gibi yapay ayrımcılıkları kocaman bir çarpı işaretiyle iptal edip, herkesi birleştirebilecek ortak paydalar etrafında buluşmayı sağlamanın temeli atılabilir.

Cılız, ezik, sünepe, boynu eğik, 'küçük olsun benim olsun' tekkecisi, halktan kopuk, güç karşısında dirençsiz bir sahte muhalefet değil; daha duyulduğu gün "İsrafil'in suru" etkisi yapacak, ya da "Davud'un sesi" gibi yankılanacak bir büyük çıkış...

Düdüğü bu kez halk çalmalı.


2 Haziran 2001
Cumartesi
 
FEHMİ KORU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED