T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R

DAĞLAR FATİHİ
Tunç Fındık

Sırıl-sıklam güreşle doluyum ama vakit buldukça kurulanıp çevreme bakmağa çalışırım. 3 Haziran Pazar günü Samsun'da 19 Mayıs Üniversitesi Rektörü Profesör Dr. Ferit Bernay'la görüşürken baktım gözleri ışıl-ışıl "Tunç döndü!" dedi. Hemen silkindim, tam o anda kurulanmıştım. Anlattı, iftiharla öğrendim, Tunç Fındık yeğeni oluyormuş, hani şu Makedonya ile oynadığımız müsabaka ve Şeref Tribünü'ne yerleşme düzeni kavgaları arasında kimi gazetelerde tek satır dahi adı geçmeyen Everest Fatihi...

Törelerimizde hep dağlar, ovalar vardır, Dedem Korkut'tan Köroğlu'na, ondan Karacaoğlan'a kadar dağ motifi erişilmez, ulaşılmaz mekanlar olarak yorumlanmıştır. Gelmiş geçmiş en espritüel yazarlarımızın arasında yer alan Esad Mahmud Karakurt'un "Dağları Bekleyen Kız" adlı romanı bir zamanlar "yok" satmıştı. Ama ben en çok Rilke'nin "Akşam olur, akşam olur/Gözlerinin rengi vurur mor dağlara/Ne yol kalır ne iz kalır" dizelerini severim, elbette Karacaoğlan'ı, Köroğlu'nu asla unutmadan.

Gençlik yıllarımda "Neden Güney ya da Kuzey Kutbu'na giden, Everest'e tırmanan bir Türk yok?" diyerekten kendi kendime hayıflanırdım. Dağ sevgisi belki de genetik olarak içime öylesine işlemişti ki, Türkiyemizde Dağcılık Federasyonu kurulmadan (1966) 7 yıl önce "İnsan Yutan Dağlar" başlığı altında "Montani Semper Liberi" (Dağcı daima özgürdür) müstesna fatihlerin hayat öykülerini yazmıştım. Sonra Nasuh Mahruki'nin başarısıyla övündük, Nasuh, bir "ilk"i gerçekleştirerek Everest'in zirvesine tırmanan ilk Türk sporcusu oldu. Bu öncüyü şimdi de Tunç Fındık izledi. Atalarımız Himalayalara "Bindağ" adını vermişler, arkeik Türkçede Pamir, bir evin üstü meyilli olmayıp düz olursa ona denirdi, İranlılar Pamir'e "Dam-ı Dünya (Dünyanın damı" diyorlar. Himalaya'ların Nepalce adı Sagarmatha'dır ki, her kim "Dünyanın Damının Zirvesi"ne tırmanacaksa Nepal ilgililerine vereceği dilekçede bu adı kullanmak zorundadır. Hindistan'da "başharita mühendisi" olarak görev yapan Sir George Everest (1830-1845 yılları)'in soy ismi 1865 yılından itibaren "Dünyanın Damı"nın dünya haritalarındaki adı olmuştur.

Tunç Fındık, sadece 29 yaşında. Nasuh Mahruki de inanılmazı başardığında (1998) 30 yaşındaydı. Mahruki ile dağcılık konusunda epey sohbetlerimiz oldu, sonra ben güreş hamamına mı girdim, O dağ başını alıp dağlara mı gitti nedir birbirimizi arayıp soramadık.

Gençliğimde ben de dağlarla ilgili şiirler yazdım, cesaret edip hiç birini yayınlamadım, Nasuh Mahruki ve Tunç Fındık'tan aldığım cesaretle bu şiirlerimden birini sizlere sunuyorum:

"Bir gece orada donayım/Ayıların, kurtların/Çığlıkları arasında/Seviyorum sizleri/Aşılmaz, ulaşılmaz dağlar/Neden bana öyle sessiz bakıyorsunuz/Pes etmek, korkmak/Çekilmek yok bende/Sevdiğim hatunla/Karanlık birgün/Ak bağrını delip/Ta kalbinde, göğsünün/Tak-tak attığı yerde/Donacağım/Ölürsem kaybolup/Çekilmemin şanı/Dağlara ait olsun."

Hoşgeldin Tantan

Politikacılar sporu ve sporcuyu sevmezler, sabah koşuları ve bu şampiyonlarla fotoğraf çektirmeleri, medyada yer almak içindir. Politikada, bu eğri-büğrü yolda bin türlü yalan-dolan bulunur. Sporun mayası ise "doğruluk" üzerinedir. Saadettin Tantan, kendisini yakından tanıyanlar nazarında "Dağ gibi" yapılı ve aslan yüreklidir. Halkın çoğunluğu da O'nun yanında. Saadettin Tantan, hem örnek bir polis hem de sporcu olduğu için, hiç utanmadan yanağını okşuyanlara mutlaka gerekli dersi verecektir. Şimdilik O'na "Hoşgeldin!" diyorum. Bekleyip göreceğiz, O'nun yapısında kişilere şu sıralarda çok, hem de pekçok ihtiyacımız var. "Ferman padişahım dağlar bizimdir" devri geçti, kararı halkoyu verecek.

Dağ adamları

Bir zamanlar komşu olduğumuz Çinliler, Türkler'e Şan-Yung (Dağ Adamları) adını takmışlar, Tibet, Pamir, Tanrı Dağları ve çevresi mekanımızmış. Everest'in zirvesine ilk kez Yeni Zelandalı Edmund Hillary tırmandı ama mihmandarı Tibetli Tengiz (Cengiz-Deniz)'di. Dr. Rıza Nur, 14 ciltlik Türk Tarihi adlı eserinde Tibetliler hakkında "Asıllarını kaybedip Budizm'i benimseyen Türkler" diye yazar, elbette ne derece doğrudur bilemem ama akla yakın geliyor.

DAĞ DAĞA

ERGENEKON Destanı baştan-başa dağ motifiyle süslüdür, atalarımızın dağla ilgili pekçok sözleri vardır, birkaçını sıralayayım: "Dağ başı dumansız olmaz/Dağ başında harman savrulmaz/Dağ dağ üstüne olur, ev ev üstüne olmaz/Dağ gibi yiğit/Dağ ile yarışan duvarından çıkar/Dağ ne kadar yüce olsa yol dağın üstünden aşar/Dağda gez belde gez insafı elden bırakma/Dağdan gelen dağa gider/Dağdan gelip bağdakini kovdu/Dağdan taş yuvarlar gibi laf söyler/Dağına göre kar yağar/Dağına göre odun, sapına göre saman olur/Dağlar her zaman misafir almaz..."


13 Haziran 2001
Çarşamba
 
ALİ GÜMÜŞ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED