|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Önce "Mavi Akım"ın Türkiye'nin ulusal ve stratejik çıkarlarına ne kadar aykırı bir proje olduğunu irdelediğim ve haftasonu üstüste Yeni Şafak'ta yayınlanan iki yazım üzerine aldığım bir elektronik posta mesajı: "Sayın Çandar, Bildiğiniz gibi Beyaz Enerji davasının üstü kapatılmakta ve Mavi Akım Projesi'nde Türkiye, inanılmaz bir kazık yemektedir. Gazprom şirketi Türkmenistan devletinden gazın 1000 tonuna sadece ve sadece 30 dolar öderken, bu gazı Türkiye'ye 1000 tonunu 3000 dolara satmaktadır ve Türkiye'nin ve halkımızın büyük zararı vardır. Kriz ortamından çıkmaya çalışan ve bu krizin ülke bütünlüğünü tehdit ettiği şu günlerde Türkiye'nin yiyeceği kazık daha da vahim bir hal almaktadır. Bu akıl almaz durum Türkmen yetkililerini de kızdırmaktadır ve Türkiye bile bile kazıklanmayı istemektedir... Türkiye'nin 25 yılda Rusya'dan 365 milyar metreküp gaz alacağı düşünülürse, yiyeceği kazık on milyarlarca doları bulacaktır. Bir türlü denk olmayan bütçe, daha da açık verecek, pahalı enerjinin faturası halka kesilecek ve halkın gelişen OECD, AB standartlarını yakalaması daha da bir hayal olacaktır... Rusya'yı zengin etmenin bir anlamı yoktur... Zaten var olan Türkmen gazı projesi hayata geçirilmeli ve Türkmen gazı Azerbaycan-Gürcistan üzerinden getirilmeli ve ucuz enerjiye yönelinmelidir... Rusya'ya terör yüzünden verilen bu tavizden vazgeçilmeli ve rantçı Botaş'tan bir an önce hesap sorulmalıdır. Sizin gibi dürüst gazetecilik yaptığına inandığım cesur kişilere bu yazıyı göndereceğim. Mesleğinizde başarılar dilerim. Saygılarımla, Bu duruma çok canı sıkılan bir vatandaş" Bu mesajı aldığım ve okuduğum gecenin sabahı, Botaş Genel Müdürü Gökhan Yardım'a "Mavi Akım soruşturması"yla ilgili olarak, yurtdışına çıkış yasağı getirildiği duyuruldu. Bana mesaj gönderen "bu duruma çok canı sıkılan vatandaş"ın sade bir vatandaş olmanın ötesinde konuyla ilgili bilgilere sahip olduğu sonucunu çıkarabiliyorum; çünkü rakam veriyor. Rusya'nın Türkmenistan aldığı 1000 tonluk gazı kaça aldığını ve Türkiye'ye kaça satacağını bildiriyor. Bu bilgiler doğru mu? Bu bilgilere nasıl sahip acaba? Çünkü "Mavi Akım"a ilişkin alım-satım anlaşması yani Rus şirketi Gazprom'un Türkiye'ye gazı kaça satacağına ilişkin bilgiler, Dışişleri Bakanlığı'nda yok. Bunu biliyorum. Dışişleri Bakanlığı'nın birden fazla kez Botaş'a, anlaşma metni için başvurduğunu ve Botaş'ın, Türkiye'nin Dışişleri Bakanlığı'na "uluslararası ticari anlaşmanın gizliliği" gerekçesiyle, anlaşma metnini göndermediğini biliyorum. Dışişleri arşivlerinde "Mavi Akım"ın Türkiye'ye kaça patladığı bilgisi bulunmuyor. Şimdi muhtemelen bu bilgiye, Botaş'ın belgelerine el koyan jandarma sahip. Durup dururken, Botaş Genel Müdürü'ne (Mesut Yılmaz'ın adamı olduğuna dair hakkında rivayet var) yurtdışına çıkış yasağı konulmasının bir anlamı olmalı. Ve, tam da bu gelişmeler cereyan ederken Mesut Yılmaz, Sadettin Tantan'ı hedef aldığı izlenimi veren konuşmasında "Yolsuzluklarla mücadele konusunda son dönemde yaşadıklarımızdan hepimiz bazı dersler çıkartmak durumundayız. Bu derslerin başında, yolsuzluklarla mücadele görüntüsü altında gerçekleştirilen siyasi tasfiye ve siyaset alanını düzenleme girişimlerinin devletimize ve demokrasimize büyük zararlar verdiğinin anlaşılması gelmektedir. Bu girişimlerin yargıdan güvenliğe kadar her alanda devletin çivisini yerinden çıkarttığını kimse görmezlikten gelemez" diyor. Demokrasi ile saydamlaşma ve yolsuzluklar arasındaki şaşmaz bağı göremeyen "demokratlar"ı cezbedecek biçimde "Hangi kutsal amacı gerçekleştirmek için olursa olsun, bir devlet ve onun kurumları hukuk ve adalet çizgisinden ayrılamaz" diye konuşuyor. Manzara, biraz "yavuz hırsız, ev sahibini bastırır" misali. Sen, Türkiye'nin Cumhuriyet tarihinde "yolsuzluk gensorusu" ile düşürülen tek Başbakanı ol; "enerji yolsuzluğu soruşturması" senin adresine doğru yol alsın ve "yolsuzluklarla mücadele simgesi" olmuş İçişleri Bakanı'nı tasfiye et ve ardından "yolsuzlukla mücadelenin devletin çivisinin çıkarttığını" söyleyerek "devlet"e sahip çık. Sen, 28 Şubat darbesinin Başbakanlığını kabul et; ardından "hukuk ve adalet savunucusu" kesil. Aslında Mesut Yılmaz'ın konuşmasını iki gerekçeyle okuyup anlamak da mümkün. Konuşma, Sadettin Tantan'ı eleştirme kisvesi altında; ucunun kendisine dokunma ve sonuçta kendisini siyasetten ayıklama ihtimali bulunan "yolsuzluk soruşturması"nı "caydırma" konuşması olarak da tercüme edilebilir; yaklaşan ANAP Büyük Kongresi'nde parti için muhalefete gözdağı olarak da... "Bu parti hiç kimsenin şahsi ikbaline hizmet etmek için değil, millete hizmet etmek için kurulmuştur"muş... Parti kurucularının önemli bir bölümü şimdi muhalefette. Ben, onların yerinde olsam Mesut Yılmaz'a şunu sorardım: 1. Türkiye'yi bir ülkeye yüzde 80 (bir başka hesaba göre yüzde 88) oranında bir yabancı ülkeye enerji bağımlısı yapacak bir anlaşmaya niçin bu kadar hevesli oldunuz? Bunun "millete hizmet" ile ne ilgisi var? 2. Partinin başına geçtiğiniz günden başlayarak ANAP, yüzde 38'lerden yüzde 12'lere indi; şimdilerde yüzde 4'lerde dolaşıyor. Bu parti kimsenin "şahsi ikbaline hizmet" için kurulmamış ise, çekilmeyi niçin hiç aklınıza getirmediniz?
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |