|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Chaty Derviş (ulusal yenge) sonunda dayanamamış, basmış isyanı: "Ne bu be! Hiç rahat yok mu bu ülkede?" (İngilizce ünlemiştir tabii.) Kadıncağız Ankara'nın göbeğinde "resmen" mahpus hayatı yaşıyor; evinin perdeleri yirmi dört saat kapalı. Berrin Hanım'ın yerinde saptamasıyla, "Pembe Köşk sitesinin güllü bahçesine çıkıp keyfini sürmeyi bırakın, camdan bile bakamıyor; ne zaman perdeyi aralasa, flaşlar patlıyor, kameralar çalışıyor..." (Bu Berrin Hanım meselesine uygun bir zamanda dönelim... Hayır, Hakkı Devrim'le ünsiyetini kurcalayacak değilim; Babıali'de yazmayan kalmadı. Yazılarında ön plana çıkan bir başka hususiyetten sözediyorum: Erkeksi tepkiler, maço refleksler bir yana, belden aşağı vurmaktan pek bir hazzediyor bu "hünsa" yazarımız: RTÜK konusunda "dincilerle" aynı cephede vuruşan Cumhuriyet gazetesine nasıl ve hangi enstrümanlarla giydirdiğini görecektiniz, erkekliğinizden utanırdınız. "Cumhuriyet'in sahibi kim?" diye soruyordu önceki gün, "Finansör olarak Demirel'in aile fotoğrafındaki bir işadamıyla, halen cezaevinde bulunan bir belediye başkanının adı geçiyor..." Demek istiyor ki Berrin Hanım, "Siz Aydın Doğan'la uğraşacağınıza, sahibiniz konumunda bulunan Kamuran Çörtük'le Gürbüz Çapan'ın marifetlerine bakın.") Dağıtmayalım. Cathy Derviş isyanında haklı. Hele, "Derviş'lerin 24 saati"ni yazan Sabah gazetisini görünce, mutlaka beyninden vurulmuştur. Medyakronik 21 Mayıs 2001 tarihli Sabah'tan derlemiş; ben de Medyakronik'ten alıntılıyorum: İşte Derviş'ler gerçeği:
Catherine Derviş yeni evinde dolabı boş bulunca Bilkent'teki Real alışveriş merkezine gidip "gıda ve küçük çaplı mutfak araçları" aldı. Derviş çifti 23.00 sularında Seymenler Parkı'nda elele dolaştı. Kemal Derviş'in tenis oynaması, bu spora "ilgiyi bir anda artırdı." Türk Tenisini Geliştirme Vakfı Genel Sekreteri, tenisin "geçmişte" zengin sporu olarak nitelendiğini, "şimdi" bu "inanışın kaybolduğunu" açıkladı. Derviş'in de oynaması, tenise "bambaşka bir anlam kazandırdı." İzmir Tenis Kulübü Direktörü, bir zamanlar "Beyaz Gölge" dizisinin Türkiye'de gençlere basketbolu nasıl sevdirdiğini hatırlatarak, "Derviş ile tenise ilginin patlama noktasına geleceğini" dile getirdi. Derviş'in eşini Türkiye'ye getirmesinde programdaki olumlu gelişme rol oynadı. (Yani işler kötü gitse adam eşini bir sene falan görmeyecekti, gazeteye göre.) Derviş'in eşini getirmesi ve Anadolu yollarına düşme planı, "kamuoyunda" (sanıyoruz Sabah yazıişleri kastediliyor) "liderlik hazırlığı" olarak yorumlanıyormuş. Derviş "umut dolu mesajlar" vermiş. Bu arada, Türkiye'ye gelirken bakan olmayı düşünmediğini, "sadece yardımcı olmak, önerilerde bulunmak istediğini" söylemiş. (Yani öylesine geçerken el atacakmış fakat "kısmet" bakan olmakmış.)
Bereket, Sabah'çıların gazeteci merakı ve tecessüsü "görünenler"le sınırlı. Ya Berrin Cankat gibi, gazetecilerden kaçan Catherina Derviş'in kapıcının dairesi diye yanlışlıkla "sauna"nın kapısını nasıl çaldığını, karşısında peştemalli, yarı çıplak bir adam görünce nasıl donup kaldığını yazsalardı...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |