T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Bağcılar'da ağaç günleri

Bir ağacın meyvalarıyla bilindiği gibi, bir belediye de park ve bahçeleriyle bilinir. "Hyde" Park'sız Londra ve "Central" Park'sız da New York düşünülemez. Bu gerçeğin bilincinde olan Bağcılar Belediye Başkanı Feyzullah Kıyıklık, ilçesini adına uygun bir hale getirmek için, belediye sınırları içindeki yeşil alanları genişletme yolunda büyük gayret gösteriyor. Bu bağlamda Haziran ayının ilk haftası "çevre günleri" olarak ilan edildi.

Belediye, çevre etkinlikleri kapsamında "Çevre ve Biz" konulu bir panel düzenledi. Başkan ve yardımcılarının da katıldığı panele Prof. Dr. Sadettin Ökten, Prof. Dr. Lütfü Akça, Doç. Dr. Cumali Kınacı ve ben konuşmacı olarak katıldım. Paneli Prof. Dr. Mustafa Aykaç yönetti. Dinleyicilerin de katılımıyla, çevre sorunları teknik ve kültürel boyutları tartışıldı.

İster anakent ister ilçe belediyesi olsun, dünyada her yerel yönetim, çevresi için bir "açık toplum üniversitesi"dir. Belediyeler üniversite olma işlevini yitirdikleri ölçüde, çevre sorunlarıyla birlikte kültürel sorunları da hızla büyür. Çünkü kültürel sorunlarla çevre sorunları arasında doğru orantılı bir ilişki vardır. Kültür krizi geçiren bir toplumun, ekonomik, siyasal ve çevresel krizlerden kurtulması mümkün değildir.

Bütün dünyada yerel yönetimlerin "kapısız ve duvarsız bir üniversite" olabilmeleri için, belediye sınırları içindeki her evin de sözkonusu üniversitenin birer fakültesi olması gerekir. Meskenleri birer fakülteye dönüştüremeyen belediyeler, kentlerini de açık bir üniversiteye dönüştüremezler.

Anadolu'da "aslan yatağından belli olur" denilir. Benzer şekilde "şehirler belediyelerindeki yönetimden belli olur" denilebilir. Ancak yerel yönetimlerin bu şansı sınırları içinde yaşayan ailelerden kaynaklanır. Aileler evlerinin, şirketler binalarının çevrelerini ağaçlandıramazlarsa, belediyeler de şehirlerini kolay kolay park ve bahçelerle donatamazlar.

İslam kültüründe ağaçların vazgeçilmez bir yeri ve önemi vardır. "Kâbe toprağı"nda ağaçlar kesilmez. Bu yüzden Fatih ormandan bir dal kesmeyi, bir insanı öldürmekle eşdeğer görür. Çünkü "yaş kesen baş keser." Yaş kesenin baş kesmiş gibi, cezalandırılması istenir. Ayrıca Kıyamet kopuyor bile olsa, bir insanın elindeki ağacı dikmesi özendirilir. Çünkü ağaç hayatın simgesidir. Bir şehirde ağaç yoksa, canlılık da yoktur.

İstanbul'da olduğu gibi, bütün Anadolu şehirlerinde hızlı bir ağaçlandırılmaya gidilmesi, Türkiye'ye büyük bir dinamizm kazandıracaktır. Ağacın olmadığı yerde, ekonomik, sosyal ve kültürel gelişme olmaz.

Ağaçlarla evler, şehirlerle yapılar arasındaki uyum ve düzenin sağlanabilmesi için, mimari yapıların modeli ağaç olmalıdır. Ağaçları model almayan yapılar, çevreyle uyum sağlayamazlar. Çok katlı binalar, dünyanın her yerinde, insana başkaldırmış gibi görülür. Çevreyle uyumsuz gökdelenler arasında insan yok olur gider.

Ağaçla ilgili değerlendirmeler, orta öğretimdeki öğretmenlerin dikkatini çekti. Gerçekten çocuklar Kültür Merkezi'nde sergilenen resimlerinde hiçbir evi ağaçlardan daha büyük yapmamışlar. Evleri ağaçlardan daha büyük yapmak, doğal hayatın sınırlarını zorlamaktır.

Doğal yapıyı bozmamak için Eski İstanbul'da hiçbir yapı ağaçlardan daha büyük tasarlanmamıştır. Sultanahmet ve Süleymaniye'nin çevresine dikkatle bakanlar, camilerin kubbelerinin ağaçların boyundan daha yüksek olmadığını görürler.

Doğal çevresiyle barış içinde olmayan insan sosyal çevresiyle de barış içinde olmaz.


13 Haziran 2001
Çarşamba
 
NAZİF GÜRDOĞAN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED