|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in, radyo ve televizyonlarla birlikte yazılı basını da zapt-u rapta almayı amaçlayan RTÜK Yasası'nı Meclis'e geri göndermesi önemli bir dönüm noktası. Cumhurbaşkanı'nın veto gerekçesi olarak kayda geçirdiği hukukî itirazlar, yasanın Meclis'ten bir daha geçmesi girişimlerini imkânsız kılacak kadar haklı ve yerinde. Ancak, yasa çıksın diye bütün güçleriyle çaba gösteren bazı medya grupları için, o nokta, gerçek anlamda bir kritik eşik teşkil ediyor. Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir çıkar grubu, elde edilmiş hak ve özgürlüklerinin kısıtlanmasına sessiz kalmaz; bilinen tek istisna, sırf patronları devlet ihalelerine girebilsin, borsada oynayabilsin ve medyadaki hisselerini yabancılara satabilsin diye RTÜK Yasası ile basın özgürlüğünün sınırlanmasına ses çıkartmayan bazı gazetelerin mensupları oldu. Soyut iddialara dayalı keyfî cezalar öngören, para cezalarını milyon kez artıran RTÜK Yasası'nın amigoluğunu yapmakta bazı yıllanmış gazeteciler hiçbir beis görmediler... Cumhurbaşkanı, vetosuyla, onların da içinde yer aldıkları bütün bir câmiayı, 150 yıllık basın tarihinde görülmemiş karakuşî yasaklardan korumuş oldu. RTÜK Yasası için öncelikle iktidar partileri olağanüstü çaba sarf ettiler; ancak muhalefetin de böylesine 'yasakçı' bir yasaya karşı beklenen mücadeleyi vermekte tereddütlü davrandığı gözden kaçmadı. Bunun sebebi, dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de, politikacıların basından rahatsızlık duyduğu gerçeğidir. Daha önce, çok daha sınırlı girişimlerde, basın, yasakçı yasa hazırlıklarına karşı yek vücut halinde karşı çıkardı; bu defa, patronların güdümündeki medya organlarını tatmin etmenin rahatlığı içerisinde, politikacılar, kendi yasakçı gündemlerini de yasaya yansıtıverdiler... Çankaya'dan dönen RTÜK Yasası, medya patronlarıyla onların ağzına bakan yamakları yanında, halkın haber alma özgürlüğünden rahatsız politikacıların 'açık-gizli' işbirliğinin eseriydi. Yasakçı anlayışı savunanların dayanak noktası yaptıkları "Sahiplerimizi öğrenmek bizim de hakkımız" sloganı, vetodan sonra, bunu dillendirenler için ciddi bir baş ağrısı olacak. İddia şuydu: Mevcut RTÜK Yasası, medya sahipliğine bazı sınırlamalar getiriyordu; sözgelimi, herhangi bir kanalda yüzde 10'un üzerinde hissesi bulunan bir patronun devlet ihalelerine girmesini, borsada oynamasını yasaklıyordu. Bu sebeple de, kanalları ceplerinden destekleyen patronlar, ihalelere girebilmek ve borsada oynayabilmek için, sahibi oldukları televizyon kanallarının hisselerini yanlarında çalıştırdıkları kişilerin üzerine geçiriyorlardı. Yasa veto edilmeyip yürürlüğe girseydi, kısıtlamaları ortadan kaldıracağı için, patronlar, yanlarında çalıştırdıkları kişiler üzerine kayıtlı hisseleri kendi adlarına yazdırabileceklerdi... Büyük medya, sanki yüzlerine maskeleri kendileri geçirmemiş gibi, "Maskeler kalkacak" sevincindeydi... Yasa veto edildi, ancak, yasa mutlaka çıksın diye gizledikleri 'maskeli sahiplik' gerçeğini ifşa etmiş olanlar, o ifşaatlarının hukukî sonuçlarıyla karşı karşıyalar... Bir gazetenin yöneticisi de olan bir büyük medya grubunun öndegelen kişisi, yabancı bir gazeteciye, kanalların sahipliğiyle ilgili 'sırrı', ancak teybini kapatması şartıyla söyleyebildiğini itiraf etmişti. Veto edilen RTÜK Yasası tartışmaları sırasında, bu 'sır', yasayı savunanların "Maskeler kalksın" kampanyasıyla artık herkesin bilgi dağarcığına girdi. Bu durumda, kendilerinden, "Maskeler kalksın" temennilerini yerine getirmeyi beklemek herhalde hakkımız. Tartışmalar, medya patronlarının, devlet ihaleleri ve borsa kaygılarıyla, kendilerine ait kanalları yanlarında çalıştırdıkları kişiler üzerine kaydettirdiklerini ortaya koydu. Bunu yaparken, basın özgürlüğünü kısıtlayıcı maddelere ses çıkartmama karşılığı politikacıların desteğini yanlarına almanın ve bu yolla yasayı Meclis'ten mutlaka çıkartacak olmanın rahatlığını duyuyorlardı. Cumhurbaşkanı Sezer'in vetosu bu kirli oyunu bozdu. Medya patronlarının yüzlerindeki maskeler hâlâ yerli yerinde, hem de veto edilen yasayla ilgili tartışmalar maskeleri şeffaf hale getirdiği halde... Tartışmalar sayesinde her kanalın gerçek sahibinin kim olduğunu artık biliyoruz. Sanıyorum, tartışmaları yakından izleyen RTÜK de, bile bile 'lâdes' dediği bu maskeli baloyu sona erdirmek için devreye girmekte zorlanmayacaktır. RTÜK'ün yasal görevidir bu. Kim olduğunuzu biliyoruz: O halde maskeler aşağı...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |