|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Partilerarası Uzlaşma Komisyonu, cumhurbaşkanının süresini ve yetkilerini yeniden düzenleyecek "Anayasa değişikliği" çalışmalarına girdi.. "RTÜK Yasası"nı da metinleştiren ve sonra Cumhurbaşkanı Sezer'in vetosu ile, hukuk bilgilerinin düzeyi ortaya çıkan bu tür komisyonlara, acaba "Anayasa Değişikliği" konusunda ne kadar güvenebiliriz? Ayrıca, yeni ve sivil bir Anayasa, böyle mi oluşturulur?. Halk ve seçmen arasındaki itibarları sıfıra yaklaşmış ve bir seçim yapılsa, barajı geçmeleri pek mümkün olmayan koalisyon partilerinin Meclis çoğunluğuna dayalı bu tür "Komisyon"lar, "ne yaparlarsa, yanlış yaparlar" gibi bir duygu var içimizde.. İşte son olarak, Cumhurbaşkanı'nın görev süresini "5" yıl olarak belirlemek istiyorlar.. Ve Cumhurbaşkanı iki kez seçilebilecekmiş.. Demek, her genel seçim ertesinde oluşan yeni Meclis çoğunluğu, kendilerine uygun bir Cumhurbaşkanı seçecek.. Cumhurbaşkanı bu şekilde, Meclis çoğunluğunun "lideri" veya "uydusu" olacak anlamına gelmez mi bu? Bu "Komisyon", yeni Anayasa'yı yazarken "Başkanlık" veya "Yarı Başkanlık" sistemini benimsemiş olsa, anlarız bu öneriyi.. Ama amaç farklı.. Hem cumhurbaşkanını, çeşitli diğer hükümlerle etkisiz hale getirmek istiyorlar.. Hem de, pekçok konuda cumhurbaşkanını yetkisiz kılıyorlar, dokunulmazlıklarını kaldırıyorlar.. Açık ve seçik söyleyelim.. Şu andaki koalisyon ortaklarının sayısal çoğunluğuna dayalı biçimde hazırlanacak bir "yeni Anayasa" ile, Türkiye'de ne sivil demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne geçilir, ne de devlet yapısı istikrara ve dünya ile uyuma kavuşur. Ayrıca Meclis'teki sayısal yapıya dayalı olarak yapılan bir "Anayasa Tartışması", kesinlikle sağlıksız olur.. Çünkü iktidar partilerinin milletvekilleri, halktan yansıyan beklentileri, gelişmiş dünyanın düşüncelerini ve özgür iradelerini, Meclis çalışmalarına yansıtmıyorlar.. Üç adet "sözde lider"in kafasının arkasındaki endişe ve hesaplar ile, kimsenin bilmediği gizli pazarlıklar, Meclis'teki "sayısal çoğunluk" için, güdücü faktör oluyor.. Washington'da alınan kararların sonucu olan İMF tasarıları, tartışılmadan yasalaşıyor.. Çünkü üç adet "sözde lider", ülke ekonomisini iflas ettirdi.. İMF'nin her emrine uymak zorundalar.. Aksi halde, "dış kaynak" gelmez.. Ya da "RTÜK Yasası" gibi ayıplı ve sakat metinler, zorla yasalaştırılıyor.. Muhalefet sözcülerine 300 saniye (5 dakika) eleştiri hakkı veriliyor.. Sözde liderler, birer sınıf mümessili veya birer mubassır gibi, gruplarının başında oturuyorlar.. Sonunda, medya patronlarına müteahhitlik karnesi vermekten başka amacı olmayan ve basın özgürlüğünü hançerleyip, tekelleşmeye yol açan "RTÜK Kanunu", üstelik "şeffaflaşma" ambalajı içinde çıkartılıyor.. Böyle değil mi gerçek durumlar? Şimdi de "Anayasa Reformu" yapıyorlarmış.. Hadi canım sen de!. Önce şu "Siyasi Partiler" ve "Seçim Kanunu" reformlarını yapsanıza!. Sizin demokratlığınız, Sema Pişkinsüt'ün DSP Kurultayı'nda başına gelenlerden belli değil mi? Bu Mesut Yılmaz, Tantan'ın işini bitirdi.. Şimdi de, Anayasa değiştirip, Sezer'i mi nötralize edecek? Çankaya'da Sezer'e "Nankör Kedi" diye bağıran Hüsamettin Özkan'ın aklı ile mi Anayasa Reformu yapacak bunlar? Bankaları hortumlamak artık moda değil.. Şimdi sıra, Anayasaya geldi..
ŞAKA
Kedi mi, kaplan mı?
Sözde liderler, 18 Şubattaki MGK'da olay çıkartıp, "Ekonomik Krizi" patlatmışlardı ya.. O MGK toplantısından, akılda kalan ne vardı? As-lider Hüsamettin Özkan, Cumhurbaşkanı Sezer'e bağırmıştı.. - Nankör kedi.. Seni biz seçtirdik!. Şimdi RTÜK vetosunu ve gerekçeleri okuduktan sonra, bu Özkan herhalde şöyle demiştir kendi kendine: Nankör kaplan.. Meğer biz ne seçtirmişiz!.
HABER TÜRK
Net haberciliğinin öncüsü "atin.org"dur..
Türkiye'de "internet gazeteciliği"nin veya "internet haberciliği"nin ufkunu, Mehmet Eymür, "atin.org" sitesi ile açtı.. Bir anda, gerçek bir "alternatif medya" çıktı ortaya.. Kartel ve tekel medyasının yayınlamadığı, sansürlediği haberler, "atin.org"dan okunur oldu.. Mehmet Eymür'ün açtığı yola, Türkiye'nin bağımsız ve özgür kalmak isteyen gazetecileri hemen girdi.. Şimdi bu alanda, gerçek bir çeşitlilik var.. Bu alanda çok başarılı olan arkadaşımız Ufuk Güldemir, "habertürk.com"u, bir konvansiyonel gazete haline dönüştürmeye çalışıyor.. Abone gelirlerine dayalı bir gazeteyi, 10 Temmuz gibi bir tarihte, yayınlayacak.. Dileğimiz, elektronik "Habertürk"ün sahip olduğu özgürlük ve bağımsızlığın, basılı "Habertürk"te de korunmasıdır.. Ama bu kolay değil.. "Yazılı basın", kağıt, basım, personel ve dağıtım giderleri ile, "elektronik medya"dan çok farklı maliyet unsurları içeriyor.. Korkumuz, "kağıttan Habertürk"ün kaçınılmaz bağımlılıklarının, "elekrtronik Habertürk"e de yansıması ihtimalidir.. Nitekim son günlerde böyle bir izlenim doğuyor gibi.. "Habertürk", hiç sebep yokken, gerçek bir "alternatif medya" olmaya çalışan "Yeni Şafak"a, zaman zaman bulaşıyor.. "Tekel"in hayat alanlarına, dış temaslarına fazla girilmiyor.. İçten dileğimiz, Habertürk'ün bağımsız kalması, ve başarılı olmasıdır.. Güldemir'in arkasındayız..
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |