T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Kırmızı gören boğalar

Türkiye'de güç odaklarıyla birlikte iktidar partilerinin başörtüsüne kırmızı görmüş bir boğa gibi saldırmaları, liseyi bitiren binlerce öğrencinin üniversite seçme sınavlarına girmesini önledi. YÖK'ün kararına ses çıkarmayan, siyasi partiler, Türkiye'nin geleceğini dinamitlediklerinin farkında değilmiş gibi görünüyorlar.

Türkiye'nin Avrupa ülkeleri arasındaki yerini ve başarısını iyi eğitim almış gençler belirleyecektir. Hanımları sosyal, ekonomik ve kültürel hayatın dışına itilmiş bir toplumun, üretim gücünü dünya standartlarına ulaştırması mümkün değildir. Dayatmacı güçler, Türk toplumu ve kültürüyle savaştıkları için, Türkiye Avrupa'nın en yoksul ülkesi haline geldi.

Öğrenim hakkının engellendiği her yerde, akla ilk defa Amerikalı siyahların lideri Malcolm X gelir. O çok istemesine rağmen, üniversiteye gidemeyince, küçük yaşta çalışmak zorunda kalır. Michigan ve Boston derken, kendini birden Harlem'de bulur..

Bir dönem beyazların günah yuvası ve şehvet pazarı haline getirilen Harlem'de her türlü kirli işe bulaşarak, sonunda kendisini hapishanede bulur. Hapishane Malcolm X için, Harlem'den sonra ikinci üniversite olur..

Malcolm X, Alex Haley'in yazıya döktüğü hayat hikayesinde, liseyi Massachusette'nin siyah mahallesinde bitirdiğini, üniversiteyi Harlem sokaklarında tamamladığını ve doktora tezini de hapishanede hazırladığını uzun uzun anlatır. O okuma açlığını hapishanede giderir. Doymak bilmez bir istekle hapishane kütüphanesindeki kitapları tek tek okur.

Dayatmacı toplumlarda köklü eğitime ve derin düşünceye kesinlikle yer yoktur. Çünkü dayatmacı toplumların korkulu rüyası, doğru düşünmesini bilen iyi eğitim almış genç insanlardır. Doğru düşünmesini bilen önünde ya da sonunda "doğru"yu bulur. Bunun için, dayatmacılar, yanlışlarının ortaya çıkmaması için Türkiye'yi "büyük bir hapishane"ye çevirdiler.

Malcolm X öğrenim hakları ellerinden alınan siyahlar için "Bir insanın düşünmeye ihtiyacı varsa, gidebileceği en iyi yer, bana sorulursa, üniversiteden sonra hapishanedir" diyerek, hiç kimsenin dayatmacılar karşısında çaresiz ve çözümsüz olmadığını vurgular. Malcolm X gibi, kendini değiştirmesini bilenler, çevreleriyle birlikte toplumlarını da değiştirirler.

Bütün dünyada tarihi değiştirenler, zamanın nabzını tutarak, çağlarının ritmini yakalayanlardır. Türkiye'deki dayatmacılar gibi, çağın gidişini okuyamayanlar, kendileriyle birlikte çevrelerine de en büyük zararı verirler de, farkına bile varmazlar. Çünkü durdukları yeri bilmeyenler, gidecekleri ya da gitmeleri gereken yeri de kestiremezler.

Türkiye'nin iç dinamikleri kadar dış dinamikleri de gençleri ülke sınırlarının dışına çıkmayı zorluyor. Artık yalnızca Türkiye içindeki üniversitelerle yetinerek iyi bir eğitim almak mümkün olmadığı gibi, birkaç yabancı dil öğrenmek de yurt içinde pek kolay değildir. Bunun için, gençler, Türkiye'deki üniversitelerden daha çok Avrupa ve Amerika'daki üniversitelere önem vermeliler.

Pekçok kişi, yurt dışına yönelmeyi bir teslim olma ve yenik düşme psikolojisi olarak yorumlayabilir. Tam tersine böylesine bir gayret, "kolaycılığı" değil, "zor olana talip olmak"tır.

Yabancı bir toplumda kimliğini koruyarak, başarılı olamayanlar, kendilerinde kendi toplumlarını değiştirecek gücü hiç bulamazlar.


20 Haziran 2001
Çarşamba
 
NAZİF GÜRDOĞAN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED