T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Empati'nin "kültürel sermayesi"

Empati Grubu, Trabzon'da birkaç yıldan bu yana, İstanbul'da, Ankara'da yapılması gereken ama maalesef yapılamayan bir şeyi hem de başarılı bir şekilde yapıyor: Farklı kesimlere, ilgilere, duyarlıklara mensup aydınları, yazarları bir araya getiriyor ve ülkenin, dünyanın sorunları konusunda Bakhtinyen anlamda "diyalojik bir konuşma" gerçekleştiriyor. Ben burada, hafta sonu Trabzon'da yapılan son "Empati Grubu" toplantısının anlamı üzerinde durmak ve farklı bir bağlamda bu toplantıları anlamlandırmak istiyorum.

Aslında her entelektüel kesimin bir diğerine kör ve sağır olduğu Türkiye gibi absürd bir ülkede böylesi bir "hareket"in veya hareketliliğin İstanbul'dan ya da Ankara'dan değil de Anadolu'dan, hem de "merkez"in hem zihinsel, hem de coğrafi olarak bir hayli uzağında olan Trabzon'dan başlatılmış olması, bize Türkiye'nin hali pür melali hakkında önemli bir şey "söylüyor": "Resmi Türkiye"nin ya da "merkez"in Bourdieu'nün deyişiyle, Türkiye'yi kanatlandıracak, aydınlarına, tüm insanlarına heyecan ve umut verecek bir "kültürel ve entelektüel sermaye"sinin olmadığı gerçeği.

İşin asıl traji-komik tarafı, "Resmi Türkiye", kuşatıcı, ufuk ve zihin açıcı bir "kültürel ve entelektüel sermaye"den yoksun olduğunun farkında bile değil. Üstüne üstlük, "Resmi Türkiye", tevarüs edip yeniden icat ederek çağdaşlaştırması gereken, bu topluma, tüm yapılıp edilenlere rağmen hâlâ bir ruh ve dinamizm veren "kültürel ve entelektüel sermayesi"ni olumsuzlamakla, yoksaymakla, tarumar etmekle meşgul! Ne kadar traji-komik bir durum değil mi? Kendi "kültürel sermaye"sini tarumar etmeye çalışan bir ülkenin elitlerinin topluma da, dünyaya da bir şeyler verebilmesi elbette ki olmayacak bir şeydir.

Resmi Türkiye'nin bu saatten sonra hiç olmazsa aklını başına devşirip, "kültürel ve entelektüel sermaye"sizliğin bu ülkenin önünü kestiğini, elini-kolunu bağladığını, hareket alanını daralttığını, ufuk çizgisini yok ettiğini görmesi ve bu ülkenin dinamizmini, heyecanını yitirmemiş insanına; etkisini ve varlığını hayatımızın her anında gösteren dinamiklerine kulak kabartması gerekiyor. Bu toplumda her şeye rağmen hala bir hayat ve hayatiyet emaresi varsa, bilinmelidir ki bu, bu topluma ruh veren ama "Resmi Türkiye" tarafından paranoyak şekillerde bastırılan o engin ve zengin "kültürel sermayemiz"in ürünüdür.

İşte "Empati Grubu", bu tür sosyo-kültürel ve psikolojik bir ortamın ve dinamiğin ürünü olarak merkez'e iyi bir "ders" vermektedir: Türkiye'nin bastırılan ama asla yok edilemeyen o engin ve zengin "kültürel sermayesi"nin bu coğrafyada, yüzyıllarca bir barış, kardeşlik, dayanışma ve esenlik yurdu icat ve inşa edilmesine imkan tanıdığı çıplak gerçeği nedeniyledir ki, bu toplum, hem de zaman zaman "merkez"den yapılan tüm kışkırtmalara rağmen birbiriyle hemdert olmasını, sorunlarını paylaşmasını, empatik bir ilişki kurmasını çok iyi biliyor. En zor koşullarda, karabasan havasının her tarafı kapladığı ortamlarda bile bu toplum, bu "kültürel sermaye"nin verdiği engin ve deruni ruhla her zaman bir umut meşalesi tutuşturmasını beceriyor.

Altını çizerek söylüyorum: Türkiye'nin Müslümanlık'tan beslenen, sevgiyi, kardeşliği, paylaşmayı, dayanışmayı, haksızlığa karşı durmayı, haksızlık karşısında susmamayı; olumsuzlukları, şerleri, türlü şekillerde olumlu hale, hayırlara dönüştürmeyi mümkün kılan bizim deruni kültürel sermayemiz, yeniden icat edilerek çağdaşlaştırılabildiği zaman, bu ülkenin ve göbeğinde bulunduğumuz coğrafyanın yeniden kuşatıcı bir sulhun, selametin, esenliğin, kardeşliğin yurdu ve kaynağı haline getirilebilmesi işten bile değildir.

Aynı dine ve kültüre mensup topluluklar veya toplumlar Avrupa'da yüzyıllarca birbirleriyle boğuşurlarken ve son iki büyük dünya savaşının ortaya çıkmasına neden olurlarken, bizim kültürel sermayemiz, bu coğrafyada farklı dillere, dinlere, kültürlere, etnisitelere mensup toplulukları yüzyıllarca birarada, dayanışma, kardeşlik ruhu içinde yaşatmayı, nasıl istiyorlarsa öylece yaşamalarını mümkün kılan olağanüstü bir pratik üretmeyi başarmıştır. Ben bu zengin kültürel sermayenin ve pratiğin, bu toplumu yeniden harekete geçirebilecek, ayağa kaldırabilecek kadar canlılığını ve dinamizmini sürdürdüğünü gözlemliyorum. Örneğin bizim olumsuzluklara verdiğimiz "tepki" biçimleri Avrupalılarınkinden çok farklı. Çünkü biz, yapılan edilenlere deruni bir sabırla yaklaşmayı ve hiçbir şeyi yakıp yıkmamayı bilen; her tür olumsuzluğu hayra tahvil etmenin yollarını ve imkanlarını keşfetmenin zorunlu olduğu ilkesi ile hareket eden deruni, zengin bir kültürel sermayenin sahipleriyiz.

Önümüzdeki üç beş yıl içinde bu toplum, içine sürüklendiği "uçurum"dan kendine özgü yöntemlerle çıkmanın yollarını keşfedecektir.

Trabzon'da Aşkın Bakkalcı, Osman Çıtlak, Ali Değirmenci ve Şinasi Haznedar'ın öncülüğüyle başlatılan "Empati Grubu" oluşumu, bu oluşumun iki-üç yıldan bu yana gerçekleştirdiği sempozyumlar ve "diyalojik konuşma"lar, bizi bu ülke insanının dinamizmi, bu dinamizmi yeşerten engin ve zengin kültürel sermayemiz konusunda bir kez daha etraflıca düşünmeye, kafa yormaya, insanlığa örnek olmuş bu kültürel sermayeyi yeniden icat ederek çağdaşlaştırmanın ve yepyeni bir sohbeti hayata geçirmenin yollarını araştırmaya itmeli diye düşünüyorum. Ve Murat Belge'den Tülin Bumin'e, Zerrin Kurtoğlu'ndan Ferhat Kentel'e, Mustafa Erdoğan'dan Ahmet İnsel'e, Mehmet Bekaroğlu'ndan Ali Bayramoğlu'na, Fehmi Koru'dan Cengiz Çandar'a, Yılmaz Ensaroğlu'ndan Eser Karakaş'a, Cengiz Aktar'dan Mehmet Altan'a, Avni Özgürel'den Mustafa Karaalioğlu'na kadar birbirinden farklı entelektüel, ideolojik ve kültürel duyarlıklara sahip olan yazar ve aydını biraraya toplayıp "diyalojik bir konuşma" başlatan, İstanbul ve Ankara'ya meydan okuyan "Empati Grubu'nu yürekten kutluyorum.

Benzer bir dinamizmin ve özgüven duygusunun Anadolu'nun en ücra köşelerinde bile var olduğundan adım gibi eminim. Yarın bu dinamizmin bu toplumun yeniden silkinmesini ve "kültürel ve entelektüel sermayesi"ni yeniden harekete geçirmesini mümkün kılacağı günlerin hiç de uzak olmadığı kanısındayım.


20 Haziran 2001
Çarşamba
 
YUSUF KAPLAN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED