|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Afganistan savaşında gazetecilik deyince El Cezire televizyonundan sonra hiç şüphesiz NTV muhabiri Nevin Sungur'un adından söz edilecek. Cenk Kalesi'nde olan bitenler onun haberi ve görüntüsü ile yansıdı dünyaya. Kamboçya'daki Kızıl Kmerler'in ölüm tarlalarını hatırlatan tam bir vahşet görüntüsü söz konusu... Ne oldu Cenk Kalesi'nde? Bunu henüz tam olarak bilmiyoruz. Bildiğimiz, 500 - 700 arasında insanın Amerikan helikopterleri ile havadan ve İttifak askerleri tarafından da yerden ateşlerle katledilmesi... Bunlar resmen esir. Esirlerin öldürülmesi savaş hukukuna aykırı ve bir savaş suçu söz konusu... Rivayet o ki, yabancı savaşçıların Cenk Kalesi'ne götürülmesi bir tuzakmış. Komutanları "Kandahar'a güvenli geçiş imkanı" üzerinde Kuzey İttifakı ile anlaştığını belirterek toplamış savaşçıları ve böyle bir katliamın zeminini hazırlamış. Acaba ne kadar doğru? Rivayet o ki, savaşçılar isyana kalkışmış ve Amerikan askerleri ile Kuzey İttifakı askerleri bunun üzerine ateşe başlamış. Yani bir isyanın bastırılması söz konusu.. Acaba ne kadar doğru? Doğru olan bir şey varsa o da, bir kaleye sıkıştırılmış 600 - 700 insanın katledilmiş olması... Bunun adı resmen katliamdır. Gelen haberler esirlerin silahlarının önceden toplandığını, dolayısıyla silahlı bir isyanın söz konusu olamayacağını bildiriyor. Kaldı ki, ellerinde silah bile bulunsa öldürmeksizin onlara hakim olmak her zaman mümkün. Artı, isyanı başlatan 30-40 kişilik bir gruptan söz ediliyor, sadece onların etkisiz hale getirilmesi mümkün. Oysa toptan imha söz konusu. Öylesine bir toptan imha ki, arada bulunan CİA ajanının bile kurtulamadığı bildiriliyor. Gözlerimin önünde, Afgan Savaşını anlatan Rambo III filminden, Sovyet helikopterlerinin sivilleri tarayışı geliyor. Cinayette Sovyet veya Amerikan helikopteri fark etmiyor. "İsyan" iddiası, katliamın kamuoyunu tatmine yönelik bir savaş propagandası olarak gözüküyor. Bunlar böyle olaylarda tanıdık dezenformasyon yöntemleri... Cezaevlerinde genellikle kaçarken vurulur insanlar, savaş esirleri de isyan ettikleri için katledilir!!! Kaldı ki, Amerikan askerlerine "Esir almayın" emri önceden ve yukardan verilmişti. Esir alıp ne yapacaklardı, öldürmeyip de besleyecekler miydi?!!! Kaldı ki, bunlar Taliban değil, "özel esirler"di. "Özel", yani "Yabancı" mücahitlerdi. 1979'larda Afganistan'dan yola çıkmış, isimlerine Cezayir'de, Bosna'da, Çeçenistan'da rastlanmış, uluslar arası Müslüman savaşçılardı. "Afganiler" deniyordu ve Amerika - Rusya - İsrail ekseninde artık "uluslar arası bir sorun" haline geldikleri seslendiriliyordu. Onların Bosna'da Sırp çeteleri karşısında ilk direniş hattı oluşturmalarının ve Boşnaklara yönelik katliama kısmen mani olmalarının hiç mi hiç anlamı yoktu... Amerika onları İslam ülkelerine bile "düşman" olarak tanıtacak beceriye sahipti! Cenk Kalesi katliamı, böyle bir "uluslar arası sorun"u toptan halletmiş olmaktadır. "Savaş suçu" da, global koalisyonun marifetiyle kolayca örtbas edilecektir. Ah keşke, bu görüntüler de olmasaydı da Afganistan Savaşı "Papatya biçen" bombaların "temiz operasyonu" olarak tarihe geçseydi! O zaman Radikal gazetesine "Kunduz'da Linç Furyası"diye geçen olaylar da bir günlük keyfe keder haberlerden olurdu. Kunduz'da neler oluyormuş bakın, Radikal'in NYT, The Times, The Guardian, The Independent gazetelerinden derleyerek sunduğu haberinden aktarıyorum: "Kunduz'daki 12 günlük Taliban direnişinin sona ermesi ve Kuzey İttifakı'nın kenti ele geçirmesi, yine vahşet ve katliam görüntülerini beraberinde getirdi. Kente girebilen gazetecilerin, etkilendiklerini gizleyemedikleri ifadelerle geçtikleri haberler, Taliban savaşçılarının sokak ortasında infaz edildiği, sağ kalanların, kent halkının da katıldığı linç törenleriyle öldürüldüğünü bildiriyor. Kunduz'daki pek çok köşe başında, ayakları bağlanmış, kafalarına sıkılan tek kurşunla öldürülmüş savaşçıların cesetleri var. Kimse cesetleri kaldırmadığı için üzerleri sineklerle kaplanmış, bazıları kokmaya başlamış. Görgü tanıkları, yaralı olarak ele geçen Taliban savaşçılarının herkesin gözü önünde idam edildiğini, sağ ele geçirilen bazı savaşçıların ise, halkın da katılımıyla dövülerek öldürüldüğünü anlatıyor. "Ele geçirilen Taliban askerleri, sokak ortasında dipçiklerle dövülerek sorgulanıyor. İttifak Kunduz'da ev ev dolaşarak Taliban arıyor. Şüpheli kişiler askeri araçlara yüklenip götürülüyor. Kimse bu kişilerin akıbetini bilmiyor. İttifak yetkilileri, şu ana dek 5 bin Afgan kökenli, 750 yabancı savaşçının teslim olduğunu belirtiyor. Teslim olanların önemli kısmının Özbek General Raşit Dostum'un Mezar-ı Şerif'teki karargâhına götürüldüğü söyleniyor. Ama şimdiye dek ne gazeteciler, ne de yerel halktan büyük sayılarda esir gören yok. Bilinen en büyük esir grubu da Cenk Kalesi'ndeki isyanda ortadan kaldırıldı." (Radikal, 28 kasım 2001) Temiz savaş bu. Amerikan ordusunun nezaretinde linçler ve kaybolan esirler! Ben insanoğlunun vicdanından ümidimi kesmedim. Bütün siyonist propagandaya rağmen Sabra ve Şatilla'yı unutmayan insanoğlu, Afganistan'da işlenen savaş suçlarını da gündeme taşıyacak. Cenk Kalesi katliamı daha çok konuşulacak.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |