T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

R A M A Z A N

Kuklalarım herşeyim

Açıkgöz Kukla Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Arif Duygu Tansı, yaklaşık 30 yıldır sahnelerde ortaya koyduğu 'İbiş', 'ortaoyunu' ve 'ipli kuklalarla', çocukları eğlendiriyor.

Açıkgöz Kukla Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Arif Duygu Tansı, yaklaşık 30 yıldır sergilediği oyunlarla çocukları eğlendirmeyi sürdürüyor. Kukla tiyatrosunun kendisine dedesinden kalan bir miras olduğunu vurgulayan Tansı, oyunları arasında "İbiş" ve "ipli kuklalar"ın yanısıra "ortaoyunu" da olduğunu ifade ediyor. Çocukların tercih ettiği oyunların başında İbiş'in geldiğini kaydeden Tansı, gösterilerini daha çok Milli Eğitim Bakanlığı'nın izni ile okullarda, kreşlerde ve 'Ramazan'larda halkın yoğun olduğu yerlerde sergilediklerini söyledi. Kuklalarını büyük özenle hazırladıklarını belirten Tansı, evladı gibi sevdiği kuklalarından bir dakika bile ayrılmak istemediğini belirtti.

Çocukların İbiş'e olan sevgilerini sahnede onunla konuşarak ortaya koyduklarını kaydeden Tansı, "Avrupalılar'ın Pinokyosu, Ruslar'ın Petruşkası varsa, bizim de İbişimiz var" diyor. İbiş'in kendisine dedesinden miras kaldığını ve yüz yaşında olduğunu söyleyen Tansı şunları söylüyor: "İbiş okula gitmemiş, fakat her şeye hazır cevap birisi. Beyefendinin uşağı, ancak beyefendinin söylediklerinin tam tersini uyguluyor. Ihlamur ağacından yapılmış olan İbiş'in bir örneğini Türkiye'de yapacak başka hiçbir usta yok. "

Sunal'ın kuklası da seviliyor

Çocukların ilgi gösterdiği kuklalardan birinin de Kemal Sunal kuklası olduğunu söyleyen Tansı, "Kemal Sunal'ın kuklası, geçen sene Sema Yurtlu isimli bir sanatçı tarafından özel olarak hazırlandı. Sunal'ın kuklasına çocuklar büyük ilgi gösteriyor" dedi.

HEM EĞLENDİRİYOR HEM ÖĞRETİYOR

Tansı, oyun sırasında çocuklarla kurduğu diyalog ile onları sadece eğlendirmekle kalmayıp, temizlik becerisi ve trafik kurallarına uyum konusunda bilgilendirdiğini de söyledi. Kukla tiyatroculuğunun gelecek nesillere aktarılması için Türkiye'de yeni oyuncuların yetişmesine ağırlık verildiğini dile getiren Tansı, bu mesleğin merkezinin ise Ankara olduğunu söyledi. Türkiye'de iki senede bir "Uluslararası Kukla Karagöz Festivali" düzenlenlendiğini belirten Tansı, Bursa, İzmir ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı Muammer Karaca Tiyatrosu'nda da yeni tiyatroculara kurs verildiğini kaydetti.


Hoşgörü mesajı yinelendi

Üç semavi dinin Türkiye'deki temsilcileri, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın iftarında bir araraya geldi.

Ü.ç semavi dinin temsilcileri iftar yemeğinde biraraya geldi. Lütfi Kırdar Kongre Sarayı'nda Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı Harun Tokak ve İstanbul Müftüsü Necati Tayyar Taş'ın ev sahipliğinde gerçekleşen iftar yemeğine, Fener Rum Patriği Bartholomeos, Türkiye Ermeniler Patriği Mesrab Mutasyan, Vatikan Temsilcisi George Marovitch, Hahambaşı Vekili İshak Haleva, Katolik Cemaati temsilcisi Lui Paletre ile aralarında İsral'in Türkiye Başkonsolosu Amira Anton'un da bulunduğu birçok dikkat çekici isim katıldı. Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı Tokak, iftar yemeğinin adının 'Halil İbrahim Sofrası' konulduğunu belirterek, Hz. İbrahim'in üç semavi dinin ortak noktası olması sebebiyle bu ismim verildiğini söyledi. Dostluk ve barış mesajlarının yinelendiği toplantıya, ABD'den bir mesaj gönderen Fethullah Gülen ise, sergilenen birlik manzarasının tüm dünya için ümit meşalesi olduğunu söyledi.


RAMAZAN GÜNDEMİ

  • Eminönü Belediyesi'nde "Kur'an'ı Nasıl Anlamalı" konulu panel düzenlenecek.

  • Zeytinburnu Belediyesi'nde yazar Mehmet Paksu "Şükürsüzlük Krizi" konulu konferans verecek.

  • Pendik Belediyesi, Cüneyt Arkın'ı sevenleriyle buluşturacak.

  • Bağcılar Belediyesi'nde İlber Ortaylı, "Milletlerin Geleceğinde Tarih Bilincinin Rolü" konulu konferans verecek.

  • Bayrampaşa'da bu akşam Urfa Kültür ve Dayanışma Derneği'nin Sıra Gecesi var.

  • Esenler'de Dursun Dereli konser verecek.

    BİR AYET

    Namazı dosdoğru kılınız, zekatı veriniz ve rükû' edenlerle birlikte siz de rükû' ediniz. Bakara, 43

    BİR HADİS

    İnanarak ve sevap niyeti ile Ramazan'da oruç tutan kimsenin, geçmiş günahları affedilir. Tirmizi


  •  
    KISSADAN HİSSE
    Misafir istemeyen kadını ikaz
    Misafirperver bir sahabi vardı. Hanımı ise her gün kocasının yanında birkaç misafirle gelmesine artık tahammül edemez olmuştu. Birkaç defa kocasına:
    -Sen her gün birkaç misafirle geliyorsun, gelen misafirler, çocuklarımızın rızıklarını yiyorlar, dediyse de kocası, her gün yanında birkaç misafir getirmekte ısrar ediyordu.
    Kadın sahabi dayanamayıp, Resûlullah'a şikâyete karar verdi:
    -Ya resûlallah! Kocam her akşam eve birkaç misafir getiriyor, böylece de kocamın kazandıkları hep misafirlere gidiyor. Bir gün hastalanıverse, açlıktan ölmekten korkarım, dedi.
    Peygamber Efendimiz (s.a.v.) kadının kocasını, huzuruna çağırttı.
    Adam:
    -Ben misafirsiz edemem! Soframda misafir olması, bana neş'e ve bereket veriyor, diyor ve diretiyordu.
    Bu sefer Peygamberimiz (s.a.v.) kadına, bundan sonra fazla değil, bir misafire razı olup olmadığını sordu. Kadın buna da razı değildi:
    -Ben çocuklarımın rızkını başkalarının yemesine rıza gösteremem, diyordu.
    Adam hiç olmazsa bir misafirde ısrar edince; kadın boşanmaktansa, bir misafire razı oldu. Fakat o akşam üzeri beyinin, yine eve iki misafirle geldiğini gördü. Kadın sinirlenmişti, içi rahat değildi. Yemek hazırlamak için mutfağa girdi, üç kişilik yemek hazırlayıp tepsiyi kocasına verdi. Biraz sonra da, misafirlerden birinin çıkıp gittiğini gördü. Hazırlanan yemeklerden biri yenmemişti.
    Kadın kocasına:
    -Misafirin biri niçin yemek yemeden çıkıp gitti? diye sordu.
    Adam, ikinci misafirin farkında değildi:
    -Sen hangi misafirden bahsediyorsun. Ben bir misafirle geldim, o da içerde işte, diye cevap verdi.
    Kadın çok iyi görmüştü. Misafirin birisi yemek yemeden çıkmıştı.
    Bu münakaşanın içinden çıkamayacaklarını anlayan karı-koca, hemen Efendimiz Hazretlerine müracaata gittiler ve durumu anlattılar...
    Onları dinleyen Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu:
    -Evet! Eve iki misafir gelmişti. Fakat bunlardan birisi hakiki insan değil, insan sûretine giren rızıktı. Allah (c.c.) hanımını akıllandırmak için rızkı insan kılığına sokmuştu. Hanımın ise, yine misafirler için bir miktar rızkı gözden çıkarıp hazırladı, ama o rızık, eksilmedi.
    Şunu iyi bilesiniz ki, her misafir kendi rızkı ile gelir. Ve kimse, kimsenin rızkını yiyemez, eksiltemez... Hatta misafir, bir evin bereketini artırır ve o evin rızkında artma olur, buyurdular. Tabiî ki kadın, bu hadiseden sonra itiraz edecek durumda değildi.
    29 Kasım 2001
    Perşembe
     
    Künye
    Temsilcilikler
    Reklam Tarifesi
    Abone Formu
    Mesaj Formu
    Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Ramazan| Arşiv
    Bilişim
    | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür

    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED