T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Yüzde 10 baraj, neye 'baraj' olabilir ki?

Milli Güvenlik Kurulu seçim barajı tartışmalarına yine noktayı koymuşa benziyor. Bir süre önce, yüzde 10 olan ulusal barajın indirilmesini savunan partiler bile artık barajın değişmemesi gerektiğini söylüyorlar.

Hele hele, kamuoyu yoklamalarında barajın altında oldukları anlaşılan partilerin yüzde 10'u savunması hayli eğlenceli oluyor…

Sorun aynı… HADEP Güneydoğu'da ve hatta bölgenin dışında, Kürtler'in yoğun olduğu metropollerde güçleniyor.

Baraj indirilirse, mesela yüzde 5 yapılırsa rahatça Meclis'e girebilir.

Yüzde 8'e dahi indirilse bunu da geçme şansı var. Hatta böyle giderse ve siyasete Batılılar'ın deyimiyle ' fabrikasyon-kurmaca-' müdahaleler ve Türkiye genelinde HADEP'e yönelik baskılar artarsa, yüzde 10 baraj bile HADEP'in Meclis'e girmesini engelleyemeyecek.

Geçen seçimlerde bunu yakından gördük.

İç tartışmalar ve PKK'nın kaba müdahaleleri nedeniyle zayıflamış gibi görünen HADEP, gerçi ülke barajını aşıp Meclis'e temsilci gönderemedi ama, hem bölgede oyların çok önemli bir bölümünü aldı hem de aralarında Diyarbakır, Batman, Van, Hakkari, Siirt olmak üzere 35 civarında yerleşim yerinde belediye başkanlıklarını kazandı.

Eğer ülke barajını geçebilseydi 30'un üzerinde milletvekili çıkartabileceği hesaplanıyordu.

Bu sonuç, HADEP'in tutarlı bir politika izlemesinden, başarılı bir seçim kampanyası yürütmesinden kaynaklanmadı.

Bunun iki nedeni vardı:

Birincisi, uzun bir süredir öteki siyasi partilerin meydanı HADEP'e bırakmalarıydı. Partiler devletle bütünleştikçe, MGK kriterleri ve devletin Kürt sorununa ilişkin yerleşik kanaatleri, bu partilerin programlarının, seçmenlere verdikleri sözlerin ve daha önce savundukları ilkelerin yerine geçtikçe, bu partiler bölge halkından koptular, uzaklaştılar.

Bölgede zamanla siyasi farklılıklar kalmadı.

Bütün partiler, bölgede aynı şeyleri savunmaya başladılar.

Devletin bölgedeki faaliyetlerini ve güvenlik güçlerinin terörle mücadele gerekçesiyle giriştikleri hukuk dışı eylemleri, uygulamaları destekler oldular.

Ülkenin genel sorunlarının çözümü konusunda zaten pek bir farklılıkları olmayan partiler Güneydoğu ve Doğu'da daha da birbirlerine yakınlaştılar.

Öyle ki devletin görüşlerini savunan ve Kürt sorununu dile getirmekten çekinen HADEP ve Refah dışındaki partiler bölgede il ve ilçe yöneticisi bile bulmakta güçlük çektiler. Hâlâ da çekiyorlar.

Bölgede sadece RP, önceki seçimde, özellikle muhafazakar kesimler ve çok yaygın olan tarikatlar arasında bazı söylemleri ile sempati toplamıştı.

Haksızın hakkını arayacağını, devletin bölge insanını ezmesine müsaade etmeyeceğini, Kürt sorununun çözümü konusunda çaba harcayacağını ve kültürel haklar meselesine ılımlı yaklaşacağını açıkladığı için Kürtler'den oy almıştı.

Hatta Olağanüstü Hal'in kaldırılması için çalışacağını ve Çekiç Güç'ün görev süresinin uzatılmasına karşı çıkacağını vaadetmişti.

Ama iktidar olduktan sonra RP bunların hepsini unutmuş göründü. Devletin söylemlerini benimsedi ve oylarını aldığı kitlelere arkasını döndü.

Bir sonraki seçimde de bunun sonuçlarını gördü ve oyları büyük ölçüde HADEP'e kaydı.

Son zamanlarda, özellikle PKK'nın üç yıl önce silah bırakarak silahlı güçlerini ülke sınırları dışına çıkarması ve bundan sonra siyasi çalışmalara ağırlık vereceğini açıklaması üzerine HADEP'e ilgi yeniden arttı.

Birçok çevrede HADEP'in oylarını arttıracağı, hatta yüzde 10 barajı bile geçebileceği konuşulur oldu.

HADEP'e yönelik ilginin ikinci nedenini bu partiye yönelik baskılar oluşturuyor.

Geçen seçimde bölgede dolaştığım için biliyorum, HADEP birçok yerde seçim propagandası bile yapamadı. Hiç propaganda yapmadan oyların büyük bir bölümünü alıp belediye başkanı olan HADEP'li adaylar var.

Hâlâ aydınlatılmamış, karanlık bir cinayete kurban giden Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okan, seçim döneminde ne HADEP arabalarının trafiğe çıkmasına müsaade etti ne de HADEP binalarına bayrak asılmasına…

Bu baskılar nedeniye, HADEP'le hiçbir ilişkisi bulunmayan nice bölge insanının gidip bu partiye oy verdiğini yakından biliyorum.

Şimdi de durum aynı. Öteki siyasi partiler bölge insanı ile kucaklaşamıyor, bağlantıları, ambargoları, engelleri var.

Ayrıca baskılar hiç eksik değil.

Silopi'de iki HADEP'li yöneticinin kaybolmasının üzerinden neredeyse bir yıl geçti, ses seda yok. Van'da kapıyı geç açtığı gerekçesiyle özel tim tarafından öldürülen HADEP'linin katil zanlıları hâlâ ortada dolaşıyor.

Şırnak'ta bir askeri komutan, bu ilde HADEP teşkilatını kurdurmayacağını açıkça söylüyor.

Zamanlı zamansız partinin binalarına baskınlar düzenleniyor, yöneticiler keyfi nedenlerle gözaltına alınıyor.

Ve kuşkusuz bu baskılar, bölge halkını ve Kürt insanını HADEP'le bütünleştiriyor.

Bu nedenle MGK, Güneydoğu'da diğer partileri, meydanı tümüyle HADEP'e bıraktığı için eleştiriyor.

Onlardan daha faal olmalarını ve bölge halkıyla yakın ilişki kurmalarını istiyor.

Bir yandan da bölgenin HADEP'li temsilcilerinin Meclis'e girmesinin engellenmesi için ulusal barajın indirilmemesi gerektiğini savunuyor.

Bu süreç bu şekilde durdurulabilir mi?

HADEP ya da aynı şeyleri savunan diğer Kürt unsurların Meclis'e girmesi bu yolla önlenebilir mi?

"Buna gerek var mı?" sorusunu bir tarafa bırakıyorum.

Bunun engellenmesi pek mümkün görünmüyor.

Baraj yüzde 10'da tutularak, belki önümüzdeki seçimde de HADEP Meclis dışında bırakılabilir, diye düşünülüyorsa bunun yanılgı olduğunu söylemeliyim.

Bu kez, baraja ihtiyacı olmayan bağımsız HADEP'li adaylar, Olağanüstü Hal'in engellemeleri ve bütün baskı ihtimallerine karşı sahneye çıkabilirler.

Üstelik de seçim güvenlikleri için uluslararası gözlemciler dahi talep edebilirler.

Böyle bir durumun Türkiye için hiç de hoş olmayacağını ve arzu edilmeyeceğini şimdiden söylemek mümkün.

Öyleyse bırakın siyasete bu müdahaleleri.

Yasal sınırlar içinde kalıp, halktan kim oy alabiliyorsa gidip Meclis'te görüşlerini açıklasın.

Açık politikadan kimseye zarar gelmez.

Yoksa bu istenmiyor mu?


29 Kasım 2001
Perşembe
 
KORAY DÜZGÖREN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED