T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Elitlerin komplosu ve siyaset

Siyaset ne zaman bir 'elit komplosu' haline gelir?

Siyasetin bir ülke yönetimi için 'en yüksek toplumsal faaliyet olması', bir ülkenin geleceği adına en üst söz söyleme çerçevesi olmasından ileri gelir.

Ülkenin geleceği için en yüksek söz söyleme alanı olan siyasetin temel faaliyet biçimi, 'toplumsal talepler'in 'siyasi temsil'e dönüşmesini sağlamaktır.

Bunun için, halkla beraber inşa edilen bir iradeden başlayan 'hareketlilik', dünya siyasetinin makro gerçeklerine kadar uzanan bir titreşim alanı içinde hareket eder.

Böylece en temel toplumsal hareketliliklerden tutun da, en üst kurumsal mekanizmalara kadar çok dinamik ve ha reketli bir alanda oluşur siyasi kararlar.

Bütün bunların temelinde ise her zaman halkın gücü ve bu gücün 'siyasi erdem'i talep eden iradesi vardır.

Halkın gücünün kurumsallaşması ile ise 'siyasetin döngüsel karakteri' gerçekleşmiş olur.

Halkan yükselen talepler kurumlara yansır ve kurumlar bu taleplerin 'siyasi temsil biçimlerini'ni yeniden halka döndürür...

İşte bu döngünün bir en temel halkası 'kesildiği' zaman, siyaset bir 'elit komplosu' haline geliverir.

Halk siyasetin içinde güçsüz bir temel haline gelirse, siyasetin varoluş sebebi budanmış olur.

Siyasetin araçları belki devrededir ve işlevseldir, ama tüm bunlar halkın siyasette bir güç olmadığı zamanlarda, sadece siyasetin içinin boşaltılmasına yol açar. Siyasetin enstrümanları kullnılarak 'siyasetsizleşmenin kışkırtıldığı' bir düzen kurulmuş olur.

Bugün yaşadığımız tablo en çok buna benziyor maalesef.

Siyaset adına 'göstermelik' herşey var ama hükümetin temsil ettiği siyaset her geçen gün siyasetsizleşmenin daha da derinleşmesine yol açıyor.

Siyasetin araçları ile gerçekleştirilen her uygulama, siyaset adına bir mevzinin daha kaybedilmesine yol veriyor.

Çünkü siyaset denkleminde halkın gücü adına bir hareketlilik gözlemlenmiyor.

Halkın gücü sadece 'Hükümet arayışlarının bir manivelası' olarak görülüyor.

Bugün gereken şey ise halkın gücü ile hükümet mekanizması arasında doğru bağlantılar kuran bir siyasi hareketlilik.

Bütün kararların yukarıdan verildiği ve toplumun kendi geleceği hakkında 'sözsüz' bırakıldığı bir noktada siyasetin yeniden dirilmesi, aslında bu toplumun bir gelecek perspektifine sahip olması anlamına geliyor.

Siyaset dirilmediği müddetçe, toplumun kendi geleceğini yeniden kurma iradesine sahip olabileceğini düşünmek hayalden ve stratejik zayiat olmaktan öteye gitmiyor çünkü.

Öünümüze hangi problem gelirse gelsin bunlar onyılları aşan bir biçimde silikonlaşmış haldeler.

Hatta cumhuriyetin temel problemlerinin Osmanlı'nın son dönemleri ile aşırı bir benzerliği var. Neredeyse tüm problemler aynen devralınmış ve üzerinden bu kadar zaman geçmesine rağmen çözülememiş.

Tüm bunlar siyasetin olmadığı ve siyasetin ciddiye alınmadığı bir ülke olmanın göstergeleri sadece.

Siyaset en yüksek faaliyet olmadığı müddetçe de bu böyle kalacak. Ama hızlanan dünya şartları çok ileriden bakacak buraya.

İstikrar adı altında 'elitlerin komplosu'na dönüşmüş siyasi zihniyetten kurtulunmadığı müddetçe her konuda çözüm hayal...


29 Kasım 2001
Perşembe
 
ÖMER ÇELİK


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED