|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
"İte dalanmaktansa, çalıyı dolan" diyen atasözünü kelimesi kelimesine anlamak şartıyla ifade ettiği öğüdün doğruluğunu kabul ediyorum. Bir köpeğin tecavüzüne maruz kalmaktansa, biraz zahmeti göze alıp çalıyı dolanmak suretiyle tehlike savuşturulabiliyorsa, bu zahmete katlanmak tercih edilmelidir. Fakat bu öğüdün anlamı başka durumlara taşındığında o durumun mahiyetine göre, yeniden üzerinde durup düşünmek gerektiğine inanıyorum. Bu sözün ifade ettiği anlamı, kayıtsız şartsız her duruma uyarlamanın sakıncalı olabileceğini düşünüyorum. Çalıyı dolanmamızı gerektiren tecavüz ancak itten geldiği takdirde bir anlam taşıyabilecektir. Aksi takdirde, muhtemel her tecavüz durumunda çalıyı dolanmaya kalkıştığımızda, bütün risklerden kaçınmış olacağımız için, muhtemel kazançlarımızdan da vazgeçmemiz gerekecektir. Bu söz, hiçbir zaman, haksızlıklara göz yummamızı sonuçlayacak bir alana taşınmamalıdır. Kendi mülkümüzü (maddî ya da manevî nitelikte) tasarruf etmekten bizi alıkoymamalıdır. Bizi küstah, edepsiz, saldırgan kimselerin hareketlerini cesaretlendirici bir istikamete sevketmemelidir. Özetle, böyle bir söz, insanın hayat düsturu haline gelmemelidir. Ve bir düstur olarak hayatımızın her alanını kapsamamalıdır. Bu sözde, ite dalanmanın küçümsenip küçümsenmediği de anlaşılmamaktadır. Acaba ite dalanmak küçümsendiği için mi çalıyı dolanmamız öğütleniyor; yoksa bu olay önemsendiği için mi ondan kaçınmamız öğütleniyor? Eğer ite dalanmak küçümsendiği için çalıyı dolanmamız isteniyorsa, bu durumda, bu tür küçük küçük olayların her birinden kaçınmamız sonuçta mütecavizi cesaretlendirmiş olmayacak mı? Yok eğer, ite dalanmak muhataralı sayıldığı için ondan kaçınmamız öğütleniyorsa, bu durumda da, muhataradan kaçmak kazançtan vazgeçmenin eşanlamı olacaktır. İte dalanmayı göze almadıkça, yani onun tecavüzünü karşı karşıya bertaraf etme riskini üstlenmedikçe, tecavüze maruz kalınan her durumda kaybetmek bizim hanemize kaydedilecek ve kazanmak ite ait olacaktır. Daha da vahimi bu durumun alışkanlık haline gelmesidir. Hele insanın kendisini haklı hissettiği bir durumda ite dalanmayı göze alamadığı için çalıyı dolanmayı tercih etmesi, aynı anda haksızlığa göz yummak bile demek olabilir. Bu söz, bizim kültürümüze ait olduğu için onun etkilerini de biz yaşıyoruz. Belki de bir tür yaşantı tarzı kendisini böyle bir sözle ifade imkânına kavuşuyor. Sonuçta, bu sözün ifade ettiği anlam her ne ise, bu anlam, bizim kişisel ve bireysel yaşantımızla mukayyet kalmıyor; millet olarak siyasal yönetim tarzına kadar etkisini uzatmaktan geri durmuyor. Bu itibarla, bu sözün ifade ettiği öğütten yararlanmayı kafaya koyduğumuz her defasında, bizi dalamasından çekindiğimiz tehlikenin gerçek bir it olup olmadığını iyi kestirmeliyiz ve onun gerçek bir it olduğunu anladıktan sonra çalıyı dolanmaya karar vermeliyiz. Tehlikenin gerçek bir itten değil de, bizim it yerine koyduğumuz bir merciden geldiğini anladığımız anda, o tehlikeye meydan okumalı ve onunla yüz yüze gelmekten kaçınmamalıyız. Aksi takdirde kayıplar bizim hanemize, kazançlar da onun hanesine kaydedilir.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |