T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Beni de virüsle vurdular

Bu hafta benden e-posta mesajı alan herkesten özür dilerim. İnternetten yayılan bir virüs, bütün dikkatime rağmen, sonunda beni de vurdu ve Yeni Şafak ana-makinesindeki adresimden, daha önce herhangi bir zamanda bana e-posta göndermiş herkese garip mesajlar ulaşmaya başladı. Oğlum Ahmet bile, yine aynı yolla, "Baba bana sen mesaj mı gönderdin?" diye sorma ihtiyacı duydu. E-posta ile yazıştığım birçok dostum, ne olduğunu anlayamadıkları için, "Mesajın geldi, ama açamadım" tepkisini verdi. İyi ki açamadılar...

Bu tür virüslerin e-posta mesajlarına eklenmiş '.exe' dosyalarını kullanarak bilgisayarlara bulaştığını bildiğim için eki bulunan mesajları nicedir açmıyorum. Bu yüzden, benim adresimle sağa-sola gitmeye başlayan adımı taşıyan virüslü e-postalardan ilk haberdar olduğumda, "Bu kadar titizliğe rağmen, ha!" diye çok şaşırdım.

Benim adresimle giden iletilerin çıktığı ana-makinede gerekli tedbirin alınacağını sanıyorum; kendi hesabıma, bilgisayarımın bu tür mesajlar geldiğinde beni daha sert biçimde uyardığı bir ortam oluşturdum.

İnsanlar neden mesajlarını ana-gövdeye sığdırarak yazışmazlar, illâ ek dosya gönderirler, anlamıyorum. Kullanılan programlar, e-posta gövdesine yazılan mesajlardan virüs yayılmasını engelliyor. Size tavsiyem, ne kadar uzun olursa olsun, mesajlarınızı ek dosya halinde göndermemeniz, gelen mesajlardaki ek dosyaları açmamanız...

İnternette yazışma âdâbıyla ilgili görüşlerimi de bu vesileyle ifade etmemede yarar var. Ben okurlarla doğrudan iletişime önem veriyorum ve gönderilen her e-postayı okuyorum. İnternet âdâbı, adının yanında adresi yayımlanan bir yazara böyle bir görev yüklüyor çünkü. Buna karşılık, internet âdâbı, gönderilen her mesaja mutlaka cevap vermeyi gerektirmiyor. Yolda oluyorum, vakit kıtlığı çektiğim günde gelebiliyor mesaj, ya da sadece bilmem gerektiğine inanılan bir bilgiyi iletiyor. Kendi hesabıma, gelen her üç veya dört mesajdan ancak birine cevap veriyorum.

Bazı mesajlar çok garip. İnterneti mesaj iletme aracı kullandığına göre bu teknolojiye vâkıf olması gereken biri, "Filânca tarihli yazınızı bana gönderebilir misiniz?" ricasında bulunmuyor mu, ne yapacağımı şaşırıyorum. Oysa, Yeni Şafak sitesinin arşivi, tarihini bildiğiniz yazıya kolayca ulaşmanıza imkân sağlıyor; bana sormaya ne gerek var?

Bu arada, cevap veremediğim için üzüldüğüm mesajlar da var. Çalışmak veya okumak üzere yurtdışına gitmek isteyen gençlerin çaresizlik içerisinde başvurdukları arasında ben de varım. "ABD'ye nasıl gidebilirim? Hangi üniversitede okumalıyım? Nereden burs bulabilirim?" soruları karşısında elim-ayağım birbirine dolanıyor. En önemli maddenin özellikle sonuncusu (burs) olduğunu biliyorum; yoksa internet kullanıcısı gençler, kısa bir kaynak taramasıyla, en iyi üniversiteleri öğrenebilir. Belki yurtdışı eğitimi için burs veren kurumlar vardır, ancak onlardan ben haberdar değilim. "Milli eğitimin burslarına başvurun" diyebilirim, ama herhalde bana yazan kişi milli eğitim bakanlığının sınavla yurtdışı bursu verdiğini zaten biliyordur...

Son zamanlarda giderek artan taleplerden biri de, ekonomik krizden olumsuz etkilenen okurlardan geliyor. Kimi kredi kartı borcunu, kimi cep telefonu faturasını ödeyemez hale düşmüş, bazısı borçları altında ezilen kişiler bunlar. Çare ararken, akıllarına, adını gazeteden hatırladıkları bizler de geliyoruz. İlk başlarda, "Durumunuzu anlıyorum, ama neden ihtiyacınızı bulunduğunuz çevreden, sizi tanıyan insanlardan karşılamaya bakmıyorsunuz?" cevabını gönderiyordum; baktım, "Senden akıl değil, para bekliyoruz" tepkileri geliyor, ben de bu tür mesajlara cevap göndermekten vazgeçtim...

Bir de kitap okumak isteyen ve bu konuda rehberlik bekleyen gençler var. "Hangi kitapları okumalıyım?", "Bana kitap okuma listesi gönderir misiniz?" veya "Mutlaka okumam gereken on kitap adı verebilir misiniz?" soruları onlardan geliyor. Benim hazır bir listem yok, "Mutlaka okunması gereken kitaplar" tarzı listelerin yararına da inanmıyorum. Başkalarının burun kıvırdığı nice kitap benim için önemli bir kaynak teşkil etmiştir; bana yarayan, rehberlik eden bir kitap bir başkasına aynı işlevi görecek diye bir kural yok... Bu tür sorular da cevapsız kalıyor.

Lisede, üniversitede okuyup çeşitli kişilerden görüş alınarak oluşturulacak ödevler üstlenen gençler de, sağ olsunlar, değer verdikleri için bana da başvuruyorlar. Bunlardan bir bölümü, bana başvurmak yerine gazetenin arşivine başvurulsa yapılabilecek türden ödevler; bir bölümü ise benim günlerce o genç arkadaş için çalışmamı gerektirecek türden... Her iki tür talebe de olumsuz cevap vereceğime sessiz kalmayı tercih ediyorum...

En takdir ettiğim, kendimi borçlu hissettiğim e-posta arkadaşlarım, benden cevap da beklemeyerek, ulaştıkları ilginç kaynaklardan beni haberdar etmeyi görev bilenler... Bazen bir yazıyı, bir raporu gönderiyor, bazen de yazı veya rapora ulaşabileceğim URL'yi iletiyorlar. Onlar sayesinde pek çok ilginç ve bir bölümünü sizlerle de paylaştığım bilgilere ulaşıyorum. Çoğuna teşekkür bile edemediğim bu dostlar gerçekten 'interaktif okurlar' benim için...

Siz siz olun, benden bile gelse, ekinde bir dosya veya '.exe' programı bulunan e-postalara yüz vermeyin.


29 Kasım 2001
Perşembe
 
TAHA KIVANÇ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED