T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R

Makedonya ve Arnavut sorunu

Balkanlar'ın kanayan yarası haline gelen Arnavut sorunu geçtiğimiz günlerde yeni bir boyut kazandı. Kosova'da yaşanan kanlı trajedinin ardından kısmen daha sakin ama hassas dengeler üstünde duran Makedonya'da Arnavut sorunun içine çekilmek üzere. Arnavut gerillalarla Makedon polisi arasında sınırda çıkan silahlı çatışma Arnavutluk sorununun sadece Kosova'dan ibaret olmadığını, diğer ülkelere dağılmış Arnavut azınlığın "hak arayışları" Balkanları her an yeni bir çatışmanın içne çekilebileceğinin işaretlerini vermiş bulunuyor.

Kosova'ya müdahale ederek savaşı durduran ABD öncülüğündeki NATO'nun soruna kalıcı çözüm getirmek yerine bir batılı diplomatın deyimiyle gerçek sorunların etrafında dans etmeye yeğleyen politikaları bölgeyi her an patlayacak barut fıçısına dönüştürüyor. Kosova'da savaş durdu, Arnavut mülteciler evlerine döndü; ancak ne Kosova'nın geleceği ne de Arnavutlar'la Sırplar'ı çatışmaya iten nedenleri ortadan kaldırabildi. Henüz hiçbir kalıcı çözüm üretilebilmiş değil. Bir yanda Sırbistan'ın geleceği diğer tarafta Kosova'nın statüsü ve Arnavutlar'ın bağımsızlık talepleri gibi temel konuları belirsizleştiren ABD tavrı yeni sorunlar üreteceğe benziyor.

Daha doğrusu Amerika'nın Balkanlar'da yürüttüğü hiçbir sorunu kökten çözmemeye dayalı çözümsüzlük politikası bizzat askeri varlığını meşrulaştırmaya hizmet etmektedir. Daha beş yıl önce dayatılan Dayton anlaşması Bosna'da şimdiden tartışılır hale gelerek, Hırvatlar ayrılma taleplerini gündeme getirmeye başladılar. Tek başına belirleyici olduğu Kosova'nın yarını belirsizdir. Dahası Arnavut sorunu diğer bölge ülkelerine yayılma potansiyeli taşımaktadır.

Şardağının ötesi

Arnavut gerillaların doğrudan Makedon güvenlik birimlerini hedef alan son çatışmaların bu ülkede yaşayan Arnavutlar arasında kitlesel bir taban bulacağını şimdiden kestirmek güç. Fakat Makedonya'nın hassas siyasal ve etnik yapısı Arnavutlar açısından her an şiddete dönüşmeye ve istenmeyen acı olayların patlamasına müsait görünüyor.

Makedonya'da önemli sayıda bulunan Arnavutlar'ın yasal hak arayışların yönetim tarafından görmezlikten gelmeye devam edilirse Kosova'dakine benzer şiddet olaylarının bu ülkede de yaşanabileceğini düşündüren pek çok örnek var elimizde.

Arnavut milliyetçiliğinin kalesi durumunda olan Kosova'daki Arnavut çoğunluğa karşın Makedonya'daki Arnavut azınlık sosyal ve kültürel olarak bazı farklılıklar arzediyor. Şardağı'nın coğrafi olarak ikiye ayırdığı Makedon ve Kosova Arnavutları kültürel olarak da bazı farklılıklar gösterir.

Türküleri Anadolu'ya kadar yankılanan Vardar Ovası'ndaki Tetova (Kalkandelen) ve Gostivar şehirlerinde yoğun olarak yaşayan Arnavutlar başkent Üsküp'te de önemli bir varlık olarak bulunuyorlar.

Resmi rakamlar Arnavut nüfusun yüzde 23 olduğunu göstermesine rağmen Arnavutlar bu rakamın kasıtlı olarak düşük tutulduğuna inanıyorlar. Arnavut nüfusun düşük gösterilmesinin en önemli nedeni anayasal vatandaşlık statüsü sağlayacak oranın altında gösterilmesidir. Bu de facto durum ise, yine resmi rakamlara göre abartılı biçimde yüzde 67 gösterilen Makedonlar'ın siyasal yapının tek hakimi olmalarını sağlıyor. Gerçek rakamlara göre ülke nüfusunun yarısını ancak geçen Makedonlar'ın kendilerini ülkenin tek hakimi saymaları ve siyasal yapıyı diğer etnik ve dini gruplarla paylaşmaya yanaşmamaları Makedonya'nın en zayıf tarafını oluşturuyor. Balkanlar'da parçalanmışlığa kurban edilen Arnavutlar'ın etnik hassasiyetlerini iyice tahrik eden bir durumu siyasal sistem sürekli besliyor. Her ne kadar ilk defa olarak Arnavutlar koalisyon ortağı olarak hükümet girseler de dil ve kültürel haklar açısından yasal statüden yoksun bulunuyorlar.

Makedon Arnavutlarını Kosova Arnavutları'ndan ayıran en temel farklılık İslami kimliğin burada daha belirgin olmasıdır. Her ne kadar Arnavut siyasal partilere bu yeterince yansımamış olsa da Vardar Ovası'nda yoğunlaşan Arnavut nüfusun kimliğini önemli ölçüde dini referanslar belirliyor. Şardağı, Kosova ve Makedon Arnavutlarını sadece coğrafi olarak değil kültürel olarak da ikiye ayırıyor. Vardar Ovası'nda sıralanan Arnavut ve Türk köylerindeki kültürel yapı Osmanlı bakiyesi olmanın hemen hemen tüm özelliklerini koruyor.

Kosova merkezli ateist Arnavut liderliğin Makedonya'daki Arnavutlar'ın silahlı bir harekete geçirmeleri zor görünse de (nitekim çatışmaları üslenen gerilla grubunun yeni bir isimle çıkmış olması bu nedenledir) siyasal dengelerdeki haksızlık bölgeyi yeni maceralara sürükleyebilir.

Ancak Kosova'da olduğu gibi Makedonya'daki Arnavut siyasi temsilcilerin içine düştükleri en büyük açmaz Arnavut milliyetçiliğinin çok belirgin biçimde diğer Müslüman unsurları dışlıyor olmasıdır. Örneğin Makedonya'daki Arnavut siyasal partileri en büyük Müslüman unsur olmaları nedeniyle, iç içe oldukları Türklerle birlikte hareket ederek güç birliği yapmak yerine etnik kaygılarla hareket etmeleri Müslüman azınlığın temsil kabiliyetini zayıflatmıştır. Etnik milliyetçilik Kosova'daki kadar koyu ve dışlayıcı olmasa da temsil düzeyinde gerekli dayanışmayı engelleyecek boyuttadır.

Türkiye'nin tarihi ve siyasi imkanları

Oysa Arnavut, Türk, Çingen ve Boşnak Müslüman azınlıkların Makedonya'da yapacakları işbirliği zaten ortak olan kültürel haklarını almalarını kolaylaştıracağı gibi azınlığın temsil imkanlarını da güçlendirecektir. Çünkü Vardar Ovası Arnavutluktan Türklükten çok ötede Osmanlılıktan devralınan İslami duyarlılığın bölgede en canlı olduğu yerlerden biridir. Kültürel ve sosyal yapı olarak kökleriyle çok daha sağlıklı ilişki içinde olan bu bölgedeki Arnavut ve Türk azınlığın siyasal önderleri bu bilinçle, dayanışma ruhuyla hareket etmeleri durumunda hem bölgenin ateşe sürüklenmesi önlenebilir hem de statüleri daha da güçlenir. Bu anlamda Türkiye, hem Müslüman Arnavut ve Türkler, hem de Makedon yönetimi üzerindeki ağırlığını hissettirmeli ve bunu olumlu yönde kullanmalıdır. Türkiye, Makedon resmi politikalarına endeksli ve tek yönlü destek şeklinde yansıyan pasif strateji yerine her iki taraf üstündeki etkisini ortaya koyması durumunda yapıcı rol oynadığı gibi bölgedeki hareket alanını da genişletmiş olur. Eğer istikrar gözetilecekse, bunun Makedon yönetiminin Müslüman Arnavut ve Türkler'in haklarını yok sayan politikalarını şartsız desteklemekle sağlanması imkansızdır. Zaten zayıf bir siyasal yapıya sahip Makedonya'nın küçük bir farkla çoğunluk olan Makedonlar'ın ülkenin mutlak hakimi gibi davranmaları, diğer kültürel farklılıkları yok sayarak siyasal istikrarı koruyamayacağı bölgedeki gelişmelerden daha iyi anlaşılmaktadır. Türkiye, Kosova sorununda olduğu gibi istikrar adına Sırbistan'a verdiği gizli destek politikasını Makedonya konusunda tekrarlayan tutumu gözden geçirmelidir. Hem resmi düzeydeki hem de etnik unsurlar üzerindeki etkisini tarihi misyonuna uygun biçimde kullanmalıdır.


13 Mart 2001
Salı
 
AKİF EMRE


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED