|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Dün Türkiye için önemli bir gündü. IMF damgalı ve medya destekli milleti fakirleştiren bir tedbirler paketini 14 ay uygulayan hükümet, ekonominin dibe vurmasıyla düştüğü şaşkınlığı, Washington'dan ithal Kemal Derviş yardımıyla üzerinden atmaya çalışıyor. Uzun bayram tatilinde susan piyasalar 'güven' beklentisinde. Umut pompalayan manşetlerle çıkan gazeteler arasında biri, "İstanbul hortumcusu" sürmanşetiyle fark ediliyordu dün. Sabah gazetesinin 'ahtapot' gibi benzetmelere de yer verilen haberi, toplumu sarsan yolsuzluk iddialarına aylardır kulak tıkamış bir gazetede çıkması sebebiyle önemliydi. Sabah'ın iddiaları, Yeni Şafak'a dönük yüzü sebebiyle ilgi çekmiyor yalnızca; yapılan, artık 'en itibarsız' meslekler arasında başlarda yer alan gazetecilik adına da düşündürücü. 'Gazete'nin şerefleri tehdit eden bir 'silâh', gazetecinin de 'şeref kâtili bir tetikçi' haline dönüşmesi, ekmeğini bu meslekten kazanan herkesi ilgilendirmesi gereken bir gelişme. Haberin Sabah'ta sürmanşet değeri görmesinin sebebini biliyoruz: Etibank'ın içini boşaltmakla suçlanan bankacılar yönlendiriyor Sabah gazetesini; kendi durumlarındaki başka bankaların sahipleri, aylardan beri cezaevlerinde çile dolduruyorlar. Medyayı yönlendirmeye devam eden bankacılar ise, ellerindeki güce bakıp hizaya giren siyasi destekler sayesinde, mukadder âkıbetlerini geciktirmeyi başarabildiler. Bir de, emirlerine girdikleri 'medya tekeli'nin korumasına sığınarak... Savcılar, nedense, beklenen çağrıda bulunamıyor; işbirlikçi medya, bilinen sebeplerle, olayı tâkip altında tutmuyor. Tek istisna, bütün yolsuzlukların üzerine hiç çekinmeden giden Yeni Şafak; medyayı yönlendiren bankacılar, Yeni Şafak'ı susturmak için, en iyi bildikleri yöntemle sonuç almaya çalışıyorlar: Sindirme... Türkiye'nin, iktidara, muhalefete, siyasilere, sivil toplum örgütlerine karşı 'sindirme aracı' olarak kullanılabilen bir medyası var. Darbeleri kışkırtan, güç odakları nâmına iktidarları sarsan hep gazetelerdi bizde. 'Andıç' skandalı, bazı gazetelerin kendi çalışanlarına karşı ne kadar acımasız olabildiğini açığa vurdu. Sivil toplum önderlerini hâin kurşunların hedefi haline getirebildi medya. Bazı patronlarla bazı gazetecilerin, bu hizmetlerinin karşılığını, devlet hazinesini soyarak aldıkları bugün biliniyor. İstedikleri, sergilenen şirretlikten yılmamız ve korkumuzdan bankaların içlerinin boşaltılmasını, kamuya ait değerlerin soyulmasını görmezden gelmemiz... Sindirme yoluyla alınmak istenen sonuç, bizden beklenen, bu tür bir davranış. Ötekiler aynı kasaya sokulmuş elleriyle suçüstü durumdalar zaten ve bir diğerini kollayarak aslında kendilerini kurtarmanın çabasındalar. Domino teorisinin burada da geçerli olduğunun farkındalar; biri düşerse ötekiler de arkadan gelebilecek... Konunun bize bakan yüzünde, patronları burunlarına kadar yolsuzluk batağına saplanmış yayın organlarında çalışan meslektaşların üzücü durumu var. Sabah çalışanları, gazetelerinin, bankacı patronlar tarafından, 'cehennem silâhı' olarak kullanılmasından herhalde müthiş rahatsızlık duymuşlardır. Oysa, bizler, yolsuzlukları suçüstü yapılmış, hortumladığı bankaya devlet tarafından el konulmuş müflis bankacılar için bile, mahkemelerce mahkûm edilene kadar, 'suçlu' muamelesi yapılmasını arzu etmiyoruz. Cezaevlerinde aylardan beri ömür tüketen diğer bankacılar, kendilerini koruyacak bir medya gücüne sahip olmadıkları için kaderlerine isyan haline gelseler bile, biz, hukuki bir konuda yargının söz hakkını üstün tutuyoruz. Yaptığımız, haberlerimizle gerçeklerin ortaya çıkmasını sağlamak, kamuoyunu aydınlatmak... Dinç Bilgin ve Zafer Mutlu'nun, kendi yöntemlerini kullanmadığımız için, bizlere şükran borçlu olmaları gerekiyor. Sabah'ın günahsız insanlara revâ gördüğü muameleyi aynıyla uygulamaya kalksak, hiç kuşku duymasınlar, en yakın akrabalarının bile yüzüne bakamayacakları hale gelirler... Türkiye, medyanın da desteğiyle düşürüldüğü kuyudan, ancak onuruna düşkün medya mensuplarının gayretleri eşliğinde yürütülecek bir 'temiz eller' kampanyasıyla çıkabilir. Yeni Şafak, bütün unsurlarıyla, aylardan beri bu çabanın içerisinde işte. Müflis bankacılar kirli ellerini medyadan çekmeye zorlanmalıdır; aksi halde, her türlü çaba boşuna...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |