|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kolunuzu kaybetmenize neden olan süreç nasıl başladı? Cezaevine hangi suçtan girdiniz? Saçılık: Meslek lisesini bitirdikten hemen sonra Ostim Sanayi sitesinde işe başlamıştım. Orda sosyalist birkaç arkadaşla tanıştım, bir işçi derneği çalışmaları vardı. 1995 yılında polisin bir baskını oldu ve birkaç kişi TLKP'ye üye olmaktan yakalandı. Ben de onlara yardım ve yataklıktan tutuklandım. İlk önce Ulucanlar Cezaevi'nde kaldım, 6 ay sonra hükümlü olduğum için Burdur Cezaevi'ne sevkedildim. Burdur Cezaevi'ne düzenlenen operasyonun sebebi neydi? Saçılık: O sıralarda cezaevlerinde genel olarak bir gerginlik vardı. Benim Ulucanlar Cezaevi'nden ayrılmamdan iki ay sonra orada ölümlerle sonuçlanan bir olay oldu. Burdur Cezaevi'ne Erzurum'dan bir müdür atandı ve burada da Ulucanlar Cezaevi'ndekine benzer gerginlikler yaşanmaya başlandı. Herkes, Burdur'da da bir operasyon olacak diye bekliyordu. Mahkumlar arasında herhangi bir protesto faaliyeti var mıydı? Saçılık: Herhangi bir protesto yoktu. Yalnızca yeni gelen müdürün Ulucanlar Cezaevi'ndeki olayın ardından bütün haklarımızı gaspetmesi vardı. Ve bir sabah operasyon yapıldı. Operasyonda neler oldu? Saçılık: Sabah 08.30'da çok yoğun bir saldırı oldu. Ben ranzaların yanında bombaların patladığını gördüm. Bir taraftan gaz bombaları, sinir bombaları, bir taraftan benzin dökülüp koğuşlar yakılıyordu. Savaş alanı tabiri doğru olur. Ben nefes alabilmek için kepçenin açtığı deliğe doğru yaklaştım. O anda delik büyüktü yani kepçe operatörü beni görebiliyordu. Kısa bir an ben de onu gördüm. Birden kepçenin üzerime doğru geldiğini farkettim. Kaçmaya çalıştım ama kepçenin ağzı çok hızlı hareket etti ve ben kolumun duvara yapışmış olduğunu gördüm. O anda etrafınızdakiler, gardiyanlar ve kepçeyi kullanan operatör ne yaptı? Saçılık: Ben aşağıdan bazı bağrışmalar duydum. Birisi "kolu koptu" diye bağırıyordu. Size yardım etmek için bir girişim olmadı mı? Saçılık: Ben yere düştüğüm anda içeri yaklaşık beş gaz bombası atıldı. Herkes beni bırakıp baygınlık geçirdi. O ara bir arkadaş gelip başımı kaldırdı. Bir arkadaş da kanı durdurmak için koluma turnike yapmıştı. O arada ne olduğunu tam hatırlamıyorum. Tıbben yapılabilecek bir şey kalmış mıydı? Saçılık: Kolumda fazla ezilme yoktu, kol kurtarılabilirdi. Isparta'ya gittiğimde de doktorlar, 'kolun buz torbasına konulmamış, geç kalınmış' dediler. Adalet Bakanlığı ne gibi girişimlerde bulundu? Saçılık: Herhangi bir soruşturma açılmadı. Kolunuzun kopmasına neden olan kepçeyi kullananın kim olduğu tespit edildi mi? Saçılık: Hayır hiç biri tespit edilmedi. Bu olayın ardından hayatınızda sosyal anlamda ne gibi değişiklikler oldu? Saçılık: Çıktığımdan beri mahkeme-avukat-doktor üçgeninde sürekli dolaşıyorum. Yaşamımda büyük şeyler değişti. Cezaevine girmeden önceki görüşlerinizle, şimdiki görüşleriniz arasında neler değişti? Saçılık: Ben ilk cezaevine girdiğimde politik bir yanım yoktu. Ama cezaevine girdikten sonra devletle sürekli karşı karşıya gelmek benim hayatımı değiştirdi. Beni birileri eğitmedi ama o girdiğim çark, o sistemi görmek eğitti. Yani devlet mi eğitti?
Saçılık: Evet. Başka çareniz yok. Dört duvar arasındasınız ve o kadar yalanla karşı karşıya kalıyorsunuz ki... Bu olaydan hemen sonra müdür benim yanıma geldi cezaevinde, 'seni arkadaşların kepçenin önüne itti' dedi. Görünmeyen yerlerde yalan söylüyorlar, inanabiliriz, sorun değil. Ama bizzat benim kendi yaşadığım olayda, bana bunların söylenmesi karşısında, 'bu kadar da olmaz' diyorsunuz.
|
|
|
|
|
|
|