T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R

Bir günde yüzde kırk fakirleşilmez

Sadece bilmediklerinden değil; aynı zamanda bilmek istemediklerinden bir günde yüzde kırk fakirleştiğimizi söylüyorlar. Ne dile getirdikleri süre bakımından isabet kaydetmiş durumdadırlar ve ne de telâffuz ettikleri oranı doğru bir tespit saymak mümkündür. Hiçbir şey bir günde olmadı. Ekonominin tepe taklak gidişi bir sürecin alışılmış veya alışılması gereken uğraklarındaki hareket tarzları arasındadır. Üstelik hissedilen bir olumsuzluk varsa bunu ekonomi dışı unsurlardan yalıtmak mümkün değildir. Bir kimse çıkıp ekonomik alanda işler kötü ve fakat sosyal alanda harika gelişmeler var, politik yapı ise gayet verimkârdır diyecek olursa iki ihtimal üzerinde durmak lâzım: Ya bu kimsenin aklından zoru vardır veya geçimini Türk toplum hayatının tepe taklak gidişinden sağlamaktadır.

İkisi birden olamaz mı? Keşke olamaz diyebilseydik. Pek âlâ ikisi birden oluyor ve başımıza gelen her felâket bu birliktelikten doğmaktadır. Bir günde yüzde kırk fakirleştik diyorlar çünkü zihin kapasiteleri o şeametli güne gelinceye kadar yaşanan süreci kavrayacak yeterlikte değil. Perspektif duygusundan nasiplerini alamamışlar ve nereden gelip nereye gittikleri hakkında doğru sözler işittikleri zaman alık alık bakıyorlar. Aptallıkları yüzlerine vurulunca da öfkeden kuduruyorlar. Bunun yanı sıra ahlâkî tercihleri yaşanan süreci pekiştiren özelliklerden başkasını ihtiva etmiyor. Düşük nitelikli ne varsa zevkleri onlarla uyumlu. Mukaddesatı ancak kendi çaplarına indirgedikleri kadarıyla benimseyebiliyorlar.

Faili meçhul bir modernleşmeden bahsetmiyorsak ve eğer cumhuriyet ilânı ısrara konu olan bazı şeylerin başlangıç noktası olarak alınacaksa üç çeyrek asır boyunca husule gelen her şey birilerinin hasıl ettiği şeylerden teşekkül ediyor olmalı. Türkiye'nin sosyal, politik, ekonomik yönünün tespiti konusunda taktir yetkisini kullananlar şimdiye kadar hep zar mı attı, kumar mı oynadı? Hiç de değil. Kim Dimyat'a pirince gittiyse evindeki bulgurun ziyan olmasına yol açtı. Dimyat yolcusu bu kadarla da kalmadı. Pirinç uğruna yürüttüğü faaliyet sebebiyle diğer evlerdeki bulgurun da yenilmez hale girmesine sebep oldu. Gelinen her noktada birilerinin sorumluluğu var. Bu ülkede para, şöhret, makam sahibi olan herkes yaşanan süreci idame ettirenler arasındaki yerini almıştır. Herkes ele geçirdiği servet miktarınca, adının yaygınlaştığı alan genişliğinde, işgal ettiği makam ne kadar yüksekse ve o makamı hangi süre boyunca işgal ettiyse o kadar sorumludur. Biz Türkler düzenimizi düşük düzeyde kalmayı esas alarak kurmuşuz. Şimdi neyin yüzde kırkını kaybettiğimizden söz etmeye hakkımız var?

O kocaman karınlı tencereler diğer kocaman karınlı tencerelere dibin kara demesin. Eğer üç çeyrek asırlık zaman boyunca şurasına burasına karalık bulaşmamış birisi varsa bunu ateşe oturtulmuş bir tencere olmayışına ve pişme ameliyesi sırasında sadece "kapak" işlevinde kalışına borçlu olduğunu unutmasın.


13 Mart 2001
Salı
 
İSMET ÖZEL


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED