T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
"Deus ex machina"

Kemal Derviş için gazetelerin attığı başlıkları bir kenara bırakalım. Derviş'in Amerika dönüşü mesaisine saat 06.30'da başlamasını Hürriyet'in "İşe Amerikalı gibi başladı", ya da Milliyet'in "Biz uyurken, o toplantıdaydı" başlıklarıyla vermesi, bir türlü aşamadıkları "yeniyetmelikleri"nden kaynaklanıyor. Onlar dünyayı böyle görüyor ve dünya hep böyle kalsın istiyor; yani herşey geçici, herşey olabildiğince hafif, herşey her zaman eğlenceli...

Ahmet Taşgetiren dünkü yazısını ülkedeki siyasal hayatın "yeni oluşum"lar arayışına ayırmıştı. Taşgetiren, Tayyip Erdoğan'ın çevresinde başlayan "Yeni oluşum"dan, İlhan Kesici'nin son günlerde kendisini daha bir hissettiren gayretinden, CHP'de Baykal'ın son dönem çıkışlarıyla gündeme gelen arayıştan ve nihayet kimilerince Kemal Derviş adı etrafında yapılan tahminlerden sırasıyla söz ediyordu. "Yeni oluşum"? Taşgetiren'in de haklı olarak belirttiği gibi ülkemizde artık bu formül de bir "klişe"den ibaret. Olur olmaz her yerde tekrarlanan, giderek daha bir umutsuz vak'a haline gelen siyaset hakkında seçmenleri oyalamaya yarayan bir "kilişe".

Taşgetiren'in iki "yeni oluşum"a ilişkin analizi özellikle dikkatimi çekti. Bunlardan birisi FP'ye dair: "İlginçtir FP, henüz RP döneminde ve Erbakan eliyle başlattığı 'yenilenme-Türkiye partisi haline gelme-açılma' sürecini, şimdilerde, hem de Refahyol ve 28 Şubat gibi iki sıcak tecrübeden sonra, hem de ana muhalefete büyük sorumluluk düştüğü ve iktidar alternatifi olmasının beklendiği bir zamanda 'Yeni oluşum'a tepki sebebiyle gündemden çıkarmış gözüküyor."

İkinci analiz ise Kemal Derviş'le ilgili: "Bu denklemin içine şimdi bir ismin daha girdiği bellidir. Kemal Derviş. Siyasete yabancı olmayan bu ismin, ilk demeçlerine 'Allah'ın izniyle...' ifadesini yerleştirerek Türkiye siyasetinin nabzını yakalama istidadını göstereceğinin ilk işaretlerini verdiğini düşünmek fazla müşkülpesentlik mi olur? Bazı siyaset üretim odaklarında 'Özalvari' bir çıkışın 'sol versiyonu'nu görmek mümkün mü Derviş'in kimliğinde? Önümüzdeki ekonomik krizi çözme günlerini bir performans sınavı olarak mı görmek gerekir?"

İsterseniz burada bir ara verip, Taşgetiren'in pek güzel ifade ettiği sorulara cevabımı hemen vereyim: Hayır hiç "müşkülpesentlik" olmaz, "'Özalvari' bir çıkışın 'sol versiyonu'nu görmek" mümkündür, "ekonomik krizi çözme günlerini bir performans sınavı olarak" görmek de mümkündür...

Verdiğim cevabın "koşullu" bir karakterde olduğunu belirtmeme gerek yok sanırım; evet, bütün bunlar "mümkün"dür ama tabii ki bütün bunların mümkün olması "bin koşul"a bağlıdır...

Taşgetiren'in sorularını olumlu cevaplamamın nedeni sadece Derviş'in kişiliğinden kaynaklanmıyor. Ya da daha doğrusu, asıl olarak Derviş'in kişiliğinden kaynaklanmıyor. Asıl neden tabii ki, Türkiye'nin dönüşümünü kendi bünyesinden başlatamama özelliği. Yani yazıma başlık olarak seçtiğim "Deus ex machina" durumu! Bu Latince ifade tiyatro gösterilerinde "Bir makina ile gökten inen Tanrı" anlamına geliyordu. Ancak oyunun türü "trajedi" olmalıydı; "trajedi" olsun ki, olayların gelişimiyle ulaşılan "çözümsüzlük", ancak gökten inen bir Tanrı'nın araya girmesiyle çözülür hale gelsin... Türkiye'nin durumu işte böyle bir "sahne"yi hatırlatıyor derken kurmaya çalıştığım benzerlik bu.

Türkiye böyle bir ülke; bu ülkedeki gelişmeler ülkenin içten bir dönüşümünü mümkün kılmıyor. İllâ ki bir "Deus ex machina" gerekiyor. Dün "Özal", yarın belki "Özalvari sol versiyon"... "Deus ex machina"nın ülkemizdeki tarihi -hiç şüphesiz- Özal'la da başlamıyor. Cumhuriyet tarihi gibi onun gerisini de düşünün... Hep aynı "oyun" sahnelenmiyor mu?

Yarın devam ederiz.


13 Mart 2001
Salı
 
KÜRŞAD BUMİN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED