T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Afedersiniz ama Dinç Bilgin neden içeride değil?

Kamu bankaları dosyası, şimdi, Amerika'dan eli boş dönen Kemal Derviş'in önünde: Üç kamu bankasının Şubat krizi faturası tam 7 katrilyon lira... Sistemde yapacağı (yapmayı umduğu) değişiklikle, Derviş, kamu bankalarını Hazine'ye yük olmaktan çıkaracak.

Bunu başarabilirse..

Zor...

Çünkü, üç kamu bankası, üç değerli partimiz tarafından üleştirilmiş durumda. Sonuçta, koalisyon ortaklarıyla gırtlak gırtlağa gelmek de var.

* * *

Kamu bankalarının Şubat krizi faturası 7 katrilyon lira... Peki, fona devredilen (yani sahipleri tarafından soyulan, Necati Doğru'nun ifadesiyle "hortumlanan") bankalardan doğan (daha doğrusu bize duhul eden) zararın miktarı nedir?

Ben diyeyim 20, siz deyin 30 milyar dolar. Yani, Derviş'in, ekonomiyi kurtarmak için peşine düştüğü parayla eşdeğer...

Derviş, Amerika'dan 40 milyar dolarla dönmeyi ümit ediyordu ama, Habertürk'ün iddiasına göre, parayla değil, "darbe"yle döndü...

Hadi biraz yumuşatalım: Darbe değil, "yapısal değişiklik."

Yapısal değişiklik, çünkü, Ecevit ve Yılmaz'ın Bayram sırasında, üstelik Kemal Derviş Amerika'dayken IMF'ye yüklenmesi, bu hükümetin ne yaptığını tam olarak bilmediği yönündeki Amerikan kanaatini kuvvetlendirdi.

Yapısal değişiklik, çünkü, Türkiye daha iki gün önce, yine Amerika'ya meydan okurcasına Kürşat Tüzmen başkanlığında 200 kişilik bir işadamı heyetini yeni iş alanları açmak için Irak'a yolladı.

Amerika'nın Türkiye'ye "parasal yardımı" hem Irak politikasına, hem de öngörülen yapısal değişikliğin yapılıp yapılmayacağına bağlı.

Çünkü, Amerikan yönetimi, 40 milyar doları sokağa atacak kadar enayi değil. Eninde sonunda bu parayı gönderecek ama, bunu, kendisi açısından "güven verici" bir Türk yönetimi ile irtibatlandıracak.

Böyle bir yönetim de, ancak bir askeri müdahale, ya da bir "oldu bitti" ertesinde sözkonusu olabilir.

Türkçesi şu:

Bu hükümet gidecek.

İş görebilen bir "teknokratlar hükümeti" gelecek.

Mevcut siyasi partiler tasfiye edilecek.

Yeni partiler kurulacak.

KİT'ler özelleştirilecek.

Kamu bankacılığı tarihe karışacak.

Sonra Amerika'dan para gelecek...

* * *

Bugün, sahibi bulunduğu bankayı (Etibank'ı) soyarak, devleti milyonlarca dolar zarara uğratan Sabah gazetesi patronu Dinç Bilgin'den sözedecektim asıl; laf döndü dolaştı nerelere geldi.

Aynı cürmü işleyen Murat Demirel'in maiyetiyle birlikte şu anda cezaevinde bulunduğunu, ama Dinç Bilgin'in suçu "murakıp raporlarınca" sabit görüldüğü halde neden dışarıda olduğunu soracaktım.

Neden acaba?

Dinç Bilgin neden dışarıda?

Dinç Bilgin masumsa, Murat Demirel neden içeride?

İyi de, bütün bunlardan bana ne? Dinç Bilgin hapse atılırsa başım göğe mi erecek?

Bunun cevabını da isterseniz, Dinç Bilgin'in maiyetindeki bir arkadaşımızdan, "dürüst gazeteci" Necati Doğru'dan alalım:

Bankaların içinin boşaltılmasını önlemek, sırf soymak için banka satın alma arzularını kurutmak istiyorsak (ki, bunu çok istiyoruz), sistemi sarsıp sallamalı ve sorgulamalıyız. Gazetecinin görevi, olanı biteni bütün saydamlığıyla en ince ayrıntısına kadar, çoğu zaman kuralları, gelenekleri, yasaların sınırlarını da zorlayarak açıklamaktır.


13 Mart 2001
Salı
 
MEHMET E. YAVUZ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED