T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

G Ü N D E M

Acından öldü

İş için geldiği Ankara'da 2 aydır bir kahvede kendisine acıyanların verdiği simit ve çayla yaşayan bir afetzede sandalyesinde açlıktan ölü bulundu.

Onun kaybedecek bir şeyi yoktu depremden sonra. Ailesini, her şeyini ve geçirdiği şokla konuşma yeteneğini de kaybetmişti. İş bulma umuduyla Ankara'ya geldi. Umduğunu bulamadı ve en son 'yozlaşmanın bu kadarına da pes' dedirtecek bir hikaye ile göçüp gitti bu dünyadan.

"Hacıbayram Camii yanındaki Erciyes Kahvehanesi'nde 110 konusu var" anonsuyla geçti onun ölümü polis telsizlerinden. Polis dilinde ölümün kısa adıydı 110. Ekipler kahvehaneye geldiklerinde depremzede Metin'i, sandalyede sanki uyuyor gibi oturmuş vaziyette buldu. Ölmüştü. Hastaymış, anlatılanlara göre. Depremzedeymiş. İki aydır kahvehane köşelerinde onun bunun verdiği çay-simitle karnını doyuruyormuş.

O ölmüştü sandalyede ama yanındakiler de ölüydüler. Ruh yoktu cesetlerinde. Ölümün soğuk yüzüne, Azrailin biraz önce bulundukları mekana uğramasına aldırmadan devam ettiler işlerine. Kimi çay içti. Kimi kağıt açtı. Kimi de taş saydırmaya devam etti. Polisler bile isyan etti bu ruhsuzluğa. Hemen boşalttılar kıraathaneyi. "Bu kadar da duygusuz musunuz arkadaşlar, adam ölmüş siz hala taş saydırıyorsunuz! Ayıp yahu!" dedi bir polis. Aldıran kim. Umursamazlığın bu kadarına da pes doğrusu. Metin'i yatırdılar kahvehanedeki bir masaya. Doktorlar geldi. İncelediler, normal ölüm dediler. Kimsesiz, garip Metin, normal bir ölümle, bir kahvehane köşesinde, yan masadakinin oyununu dahi bozmadan sessizce bu dünyadan göçüp gitti. Nereye mi? Kimsesizler mezarlığına...



20 Mart 2001
Salı
 
Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu
Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED