T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Meleklerin cinsiyeti meselesini küçümsememeli

Fatih Üniversitesi'nin kademeli olarak tasfiye edilmesi sonucunu doğuracak YÖK kararı bence tam zamanında verildi. "Haberturk.com" konuyu okuyucularına "Bir bu eksikti" alt başlığıyla duyurmuş. Ben naçizane bu kanaatte değilim. Böyle bir karar verilmese gelecek nesiller için Türkiye'de gelinen noktayı tam olarak kavramak zor olacaktı. Türkiye'ye hakim zihniyeti ortaya koyma açısından bu karar "isabetli" olmuştur.

Bir ülke düşününüz ki ekonomisi dibe vurmuş, yolsuzluklar zirveye çıkmış olsun. Bir ülke düşününüz ki demokrasi ve hukuk devleti anlayışı bütünüyle rafa kaldırılmış bulunsun. Bir ülke düşününüz ki hukuken ve siyaseten sorumlu bir yönetim var mı yok mu belli değil. Gelecek nesiller köklü bir devlet tecrübesine sahip bir milletin bu duruma nasıl olup da düştüğünü merak etmezler mi? İşte hangi zihniyetin Türkiye'yi bu duruma düşürdüğünü gösteren bir tasarruftur bu kademeli tasfiye kararı. İstanbul'un fethi öncesinde Bizans'ın içine düştüğü durumu hangi tablo, o dönemlerde önemle tartışılan konunun 'meleklerin cinsiyeti' olmasından daha çarpıcı olarak anlatabilirdi?

Gösterilen zahiri sebepler ne olursa olsun, bu üniversitenin neden tasfiye sürecine sokulduğunu hepimiz biliyoruz. Fatih Üniversitesi, Fethullah Gülen'le gönül bağı olan insanlar tarafından kurulduğu ve yönetildiği için bu muameleye layık görülüyor. Dünya standartlarında düşünürsek aslında Türkiye'nin en az 500 üniversiteye ihtiyacı var. Devlet bunların ancak onda birini biraz geçen sayıda üniversite açabilmiş. Bu açık, bir süredir vakıf üniversitelerle kapatılmaya çalışılıyordu. Aslında bütün ciddi üniversite açma teşebbüslerine destek olunması gerekirken bu alanda ideolojik temelli olarak çok seçici davranılıyor. Gözden kaçanlar veya kurulması engellenemeyenler de sonradan böyle tasfiye sürecine tabi tutuluyor.

Üniversitelerin en önemli fonksiyonu ülkeye her alanda yetişmiş insan sunabilmektir. Ülkenin önünü açacak projeler hazırlamaktır, bilimsel atılımlar yapmaktır. Bu hedefi yakalayabilmenin vazgeçilmez şartı ise hür bir düşünceye sahip olmaktır. İdeolojik temelli olarak üniversite kapatan bir zihniyetin böyle hür düşünceye imkan tanıması mümkün mü? Böyle bir zihniyetin kalifiye insan yetiştirme gibi bir hedefi olabilir mi? İçinde bulunduğumuz dibe vurmuşluğa esasen böyle yasakçı ve kalıplaşmış zihniyeti olan üniversite uygun düşer. Bir de aksini düşünün bakalım. Ülke halihazırdaki durumda ve buna rağmen üniversiteler gerçek anlamda bilim üretiyor, hür düşünceli geniş ufuklu insan yetiştiriyor. Bu mümkün mü? Mümkün olsa gelecek nesiller böyle bir tablo karşısında şaşırmazlar mı? Kısacası bu karar için 'bir bu eksikti' demek doğru değil, eksik olan buydu. Sağolsun "büyüklerimiz" böyle bir dibe vurmuşluğun üzerine bu tasfiye kararıyla kartvizitlerini bıraktılar.

Bu zihniyet açısından karardaki hukuki ayıplar o kadar önemli değil. 28 Şubat sürecinde dini hassasiyeti olan kesimlere yönelik tasarrufların hangisi hukuki ayıptan salim olmuş ki?.. Kuzuların sessizliğini sergilediğimiz bir ortamda hukuka ancak bu kadar uyulur.

Ancak bu önemli problemle uğraşırken ve de tam yeri gelmişken şu meleklerin cinsiyeti meselesini de bir açıklığa kavuştursak diyorum. Bizden öncekilerin vakit darlığı sebebiyle bu meseleyi çözememiş olmaları bizi yıldırmamalı. Yoksa yine vakit daraldı mı? Böyle büyük problemi çözmek bizim haddimiz değil. Büyüklerimiz ne düşünüyorlar acaba, melekler erkek mi dişi mi?


20 Mart 2001
Salı
 
M.AKİF AYDIN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED