|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bugün önümüzde duran devasa problemlerin hiçbirisi tesadüfen oluşmuş değil; hiçbirisi bir sabah uyandığımızda aniden elimizi tutuşturulmuş değil. Bütün sorunlar, bağıra bağıra geliyor; daha vakit geçmeden, tren kaçmadan bütün uyarılar yapılıyor. Olanlar buna rağmen oluyor ki, kötü yönetim de zaten bu demektir, kriz de bu nedenle doğmaktadır. Şimdi, ekonomideki en büyük yapısal sorun olarak takdim edilen ve kamu bankalarının tasfiyesi sürecini başlatan görev zararları da işte bu tanımın en tipik ve trajik örneğidir. Türkiye, iki devlet bankası Ziraat ve Halkbank'ın 20,5 milyar dolar olduğu ilan edilen ve her geçen dakika artmakta olan görev zararı yükünü, bir gecede yüklenmemiştir. Aktürk'ün uyarıları
Bankaların görev zararları kamuoyunun dudaklarını uçuklatmadan önce bazı sorumlu siyasetçilerin dikkatini çekmiş ve bu konuda ciddi girişimler yapılmıştı. Bunlardan birisi eski ANAP'lı Yıldırım Aktürk'tür. Aktürk, hem iç ve dış borçların nerelere gittiğini araştırılması için kurulan TBMM Komisyonu'nun başkanıydı, hem de Bankalarla ilgili yasal düzenlemelerin yapılması için kurulan alt komisyonda bulundu. Her ikisinde de dönemin iktidarlarını ve tabii ki kendi lideri olan Mesut Yılmaz'ı defalarca uyardı. Bankaların bu görev zararıyla daha fazla gidemeyeceğini, sistemin bu yükü kaldıramayacağını anlattı. Özellikle Bankalar Yasası üzerinde yaptığı çalışmalarda, kamu bankaları meselesi çözülemeden Türk ekonomisinin adım atamayacağını ve dünya finans düzeninin de bunu beklediğini söyledi. Kamu bankalarının durumuyla birlikte medya-banka ilişkilerinin şeffaflaşması için yasal değişikliğin şart olduğunu anlattı. Hepsi o kadar... Şimdi Türkiye'nin artık son çare olarak müracaat ettiği bu öneriler Genel Kurul'a bile inemedi. Şener: Biz borç bırakmadık!
Peki, iki bankanın görev zararı yılların ihmalinin bir sonucu mudur? Evet, ama sadece son üç yılın ihmalinin bir sonucu. 54. Hükümet ardında dönemine ait tek kuruş görev zararı bırakmamıştı. Zamanın Maliye Bakanı Abdüllatif Şener, o güne kadar alışılmış geleneği yıkarak kamu bankalarına verilen bütün zarar doğuracak görevlere karşılık bütçede kaynak ayırtmıştı. Şener anlatıyor: "Biz, kaynak paketi ve denk bütçe ilkeleriyle yola çıktık ve kamu açıklarını minimum seviyeye düşürdük. Konut ve tarıma bu iki banka aracılığıyla verdiğimiz bütün destekler için kaynak ayırttık." Refahyol'un iktidardan ayrıldığı 30 Haziran 1997'den 2000 sonuna kadar 3,5 yılda Türkiye 20,5 milyarlık görev zararı maliyetiyle karşı karşıya kalıyor. Bu dönemde başbakanlar Yılmaz-Ecevit ikilisi ve Maliye Bakanı ise Zekeriye Temizel... Sonradan bankaların başına kurtarıcı olarak da getirilen Temizel'in kamu bankalarının görev zararlarının patlamasında affedilmez ihmali, büyük kusuru vardır. Temizel, açığı yüksek göstermemek için sübvansiyonları görev zararı doğuracak mekanizmalarla ödetti ve ortaya bugünkü tablo çıktı. Sayıştay'ın 2000 Yılı Mali Raporu her şeyi açıkca ortaya koymaktadır. 1994'te kütlü pamuk üreticisine ödenen 315 milyon doların devlete maliyeti 1998 yılı sonunda 7,4 milyar dolara yükselmiş ve bu hızla 2002'de 34 milyar dolara ulaşacaktır. 28 Şubat'ın maliyeti
Türkiye'nin 3,5 yılda sırtına vurulan bankacılık kaynaklı maliyetinin sadece görünen kısmı 20,5 milyar görev zararı ve batan bankalarda eriyip giden 12,5 milyar dolar; toplam 31 milyar dolardır. Bugün yana yakıla dışarıda aradığımız ve karşılığında bağımsızlığımızı ciro ettiğimiz para, 28 Şubat karanlığında hortumlanıp uçmuştur. Kötü idare ve kötü idareden beslenen hırsızlık Türkiye'yi, bir gecede yüzde 40 fakirleştirmiş, 3.242 dolara çıkması beklenen kişi başına milli geliri 2 bin 500 dolara düşüren felakete sürüklemiştir. Her şey, Türkiye'de hukuk ve demokrasi projektörlerinin karartıldığı o dönemde yaşandı ama hiçbir şey bir gecede sessiz ve derinden olmadı. Her şey apaçık meydandaydı, tıpkı bugün sorumlularının meydanda olduğu gibi. Bütün bunların sorumlusu siyasettir ama... Siyaseti cebir kullanarak sevk ve idare eden ama sonuçta Türkiye'nin bir ABD eyaleti haline gelmesine yol açan "28 Şubatçı milli güçler"in hiç mi kusuru yoktur?
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |