T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
14 Mayıs'tan doksanlı yıllara

Türkiye'nin siyasi hayatında "14 Mayıs" gününün özel bir önemi ve anlamı var. 14 Mayıs 1950'de ne olduğunu hatırlayalım.

  • Türkiye'de ilk defa siyasi iktidar kadrosu halkın oyları ile kansız bir şekilde değişti.

  • Cumhuriyetin kuruluşundan beri ülkeyi demir yumrukla yöneten Cumhuriyet Halk Partisi'nin "Tek Parti Yönetimi" barışçı yolla ve halkın oyu ile sona erdi.

  • İktidar karşısında meşru muhalefetin de bulunduğu bir Meclis kurulmuş oldu.

  • Tek Parti Yönetimi döneminde izlenen devletçi, baskıcı, dayatmacı, temel insan haklarına ve hukuk devletine önem vermeyen politikalara karşı ciddi bir eleştiri getiren ve muhalefet bayrağı açan bir siyasi kadro halkın onayı ile iktidara geldi.

  • Türkiye 14 Mayıs tarihinde demokrasi ile tanışmış ve cumhuriyeti demokrasi ile bütünleştirmiş oldu.

    Savaş sonrasının dünya sistemi ve çok partili dönem

    14 Mayıs 1950 genel seçimlerinde çıkan tablo CHP iktidarına son veriyor ve yerine Demokrat Parti'yi iktidara taşımış oluyordu. CHP'nin tek parti yönetimi, İkinci Dünya Savaşı öncesinin dünya sistemine uygun baskıcı, faşist nitelikleri ağır basan bir siyaset pratiği idi. Savaş bu nitelikteki siyasetin başarısızlığını gözler önüne sermişti. Tek partili faşist, nazist ve totaliter sistemleri tarihin çöplüğüne fırlatmıştı. Türkiye'nin de bu gelişmenin dışında kalması imkanı yoktu. Ve sonuç olarak istemeyerek de olsa CHP kurmayları ülkeyi çok partili sisteme taşıdılar.

    Birden çok siyasi partinin seçime katıldığı ve vatandaştan oy almak için yarıştıkları ilk seçim 1946 genel seçimleridir. Ne var ki 1946 seçimleri Tek Parti Yönetimi'ne son vermiş değildir; zaten o günlerde hiç kimse böyle bir şey beklemiyordu. "Açık oy gizli tasnif" ilkesine göre ve bürokrasinin yönetiminde yapılan böyle bir seçimde iktidar partisi dışındaki partilerin kazanmasının imkansız olduğunu herkes biliyordu. Sonuçta elbette ki seçimi CHP kazandı. Buna rağmen bu seçimlerin en büyük kazancı seçimlerden sonraki Meclis'te iktidar karşısında meşru bir muhalefetin de var olmasıdır.

    Savaş sonrası yıllarından doksanlı yıllara...

    1946-1950 arasındaki siyasi gelişmeler bugüne ışık tutacak niteliktedir. Bu yıllar savaş sonrasının dünya düzenine ayak uydurma, yeni düzene uygun şekilde yapılanma, iki kampa bölünen dünyada tercih edilen Batı Bloku'nun ortak kurumsal sistemini tesis etme, Batı dünyasının değerleri ve önceliklerine göre sistemi restore etme çabalarının yaşandığı yıllar olmuştur. Aslında iktidar koltuğunda Tek Parti Yönetimi modelini bütün yönleriyle idealleştirmiş ve yüceltmiş bir CHP vardır. Ama böyle bir parti kendi geleceğini tehlikeye düşüreceğini tahmin ettiği halde yeni yapılanmaya onay vermek, kendi iradesiyle kendi sandalyesini altından çekmek zorunda kalmıştır. Bunda dünya şartlarının ve konjonktürün oynadığı rol büyüktü, ama bunu iktidar sahiplerinin görmesi ve buna göre davranması da önemliydi.

    Bundan yarım asır sonrasına geldiğimizde, yani savaş sonrasının Soğuk Savaş döneminin bittiği yıllara uzandığımızda Türkiye'nin benzer kıvraklığı gösteremediğine tanık oluyoruz. 1946-1950 arasında kurulan Soğuk Savaş dönemine uygun yapı, bu dönemin bittiği doksanlı yılların başında çökünce yeni bir Dünya Sistemi doğmaya başlamıştı. Kurulmakta olan Yeni Dünya Sistemi, ulusal düzeyde de yeni siyasi yapılar ve sistemleri gerektirmekteydi. Yani Soğuk Savaş Sistemi'nin ulusal yapıları, Yeni Dünya Sistemi'nin yapılarına kendilerini bırakmak zorundaydı.

    Türkiye elli yıl önce gösterdiği başarıyı gösteremedi ve Soğuk Savaş yapılarıyla Küresel Dönem'de de devam etmek için ısrarcı oldu. Bir türlü sistemini restore etmedi, yeniden yapılandırmadı, ne bürokrasi ve siyaset eliti zihnini yeniledi, ne de kurumsal yapılarını yeni değerlere göre oluşturdu.

    Sonuç maalesef bu günlerde yaşadığımız krizlere, manda tartışmalarına ve onur kırıcı muamelelere kadar varan bir dizi gelişmelere dönüştü.

    14 Mayıs'ın anlamını ve o günlerdeki önemini iyi tahlil edemeyen Türkiye doksanlı yılların dünyasını da anlayamamakta ve toplumuna ağır faturalar ödettirmektedir. .


  • 17 Mayıs 2001
    Perşembe
     
    DAVUT DURSUN


    Künye
    Temsilcilikler
    ReklamTarifesi
    AboneFormu
    MesajFormu

    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
    Bilişim
    | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED