T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Boydaşına çat

Mesut Yılmaz'ın kendisini ciddi biçimde kuşatılmış saydığı için canhıraş bir çaba içerisine girdiğini bilmesem, Türkiye'nin, önceki gün açıklanan niyet mektubu ile ekonominin direksiyonunu yeniden İMF'nin eline teslim ettiği bir sırada çıkardığı kavgayı gerçeği gözlerden gizleme gayreti sayabilirdim. Her niyet mektubu, toplumdan, etkisi kalıcı fedakârlıklar talep eder çünkü; bu defaki de, Türkiye'yi her bakımdan sarsacak bir çok özelliğe sahip.

Bu gerçek ortada dururken, Mesut Yılmaz, bir çok cephede savaş veriyor. Bir yandan medyayı 'yanıltıcı' haberlerle yönlendiriyor ANAP lideri, bir yandan da etrafına örülen duvarın mimarı saydığı DGM savcısıyla ekranlar karşısında didişiyor. Sabah gazetesi Ankara bürosunda kurulan tuzağın askere dönük meyvelerini elde etti Mesut Yılmaz; yeni hedefi, 'beyaz enerji' ve 'mavi akım' dosyalarını elinde tutan savcılar... "Ben onu muhatap almam" diyerek, savcı Talat Şalk'ın kanatlarını kırma çabasında; partisi grubunda, ondan bulduğu yüzle, savcı için "Bir kurşunluk canı var" diyen bile çıktı.

Dün açıkça yazdık: Savcılar iddianameleriyle konuşur; elindeki dosyaların nezaketi sebebiyle Talat Şalk'ın bu genel kurala titizlikle uyması kendi yararına. "Sabah'ın barı" macerası, politikacıların gücü hakkında yeterince fikir vermeliydi savcı Şalk'a; karşısında bir kişi yok, her dediğini (hatta demediğini) aleyhinde kullanacak bir yıpratma mekanizması var.

Lâf kalabalığı arasından ortaya dökülen iddiaların ülke siyasetini savuracak çapta olduğu fark ediliyor. Yolsuzlukların üzerine oturduğu sacayağının 'siyasetçi' ayağını çökertmek için ülkenin eline tarihî bir fırsat geçti. Odalar Birliği'nin 195 milyar doları bulduğunu açıkladığı son on yılın israf ve soygun faturası, siyasî gücünü ülkeyi fukaralaştıran yolsuzlukların yanına koymuş kişilere çıkartılabilir. Yolsuzlukların üzerine ciddiyetle gidildiğinde, bazılarının gözü dönmüşlüğünün, kişisel çıkarını ülke çıkarının önüne koyacak, hatta stratejik dengeleri bozmayı göze alacak boyuta vardığı da anlaşılacaktır.

Bu kargaşada savcı Talat Şalk tarafmış gibi algılanabiliyor. Ancak, savcıyla ağız dalaşına girişen Mesut Yılmaz da, kendisini 'dürüst bir politikacı' olarak tanıyanları bile kuşkulandıracak biçimde davranıyor. "Beraat-ı zimmet asıldır" (yani, aksi ispat olunana kadar herkes 'suçsuz' kabul edilir) evrensel hukuk kuralını unutmayan bizim gibileri de, davranış tarzıyla, zorda bırakıyor ANAP lideri.

Geçen haftayı neredeyse bütünüyle tartışarak geçirdiğimiz Mesut Yılmaz'ın Moskova gezisini hatırlayınız. İki yazarı (Oktay Ekşi ile Ertuğrul Özkök'ü) kendisi, iki yazarı da (Fatih Çekirge ve Murat Yetkin) Türkiye'nin Moskova büyükelçisi Nabi Şensoy göz göre göre aldattılar. Yılmaz ve Şensoy'un iddiası, Moskova'da Gazprom yetkilileriyle 'mavi akım' konusunda görüşme yapılmadığıydı. Türk ve Rus basınının tanıklığına başvurarak bu iddianın doğru olmadığını ispatladık. İspatladık da ne oldu? ANAP lideri durduk yerde kamuoyunu neden yanıltmak istediğini açıkladı mı? Hayır. Büyükelçinin dezenformasyon faaliyeti üzerine dışişleri harekete geçti mi? Hayır. Medya kuruluşları yapılanı ayıpladı mı? Yine hayır.

Üç kez başbakanlık koltuğuna oturmuş, şimdiki hükümette etkin bir görevi bulunan bir politikacı, insanların gözünün içine bakarak, neden doğru olmayan bilgiler verir? Moskova'ya (ve ondan bir hafta önce Washington'a) gidişinin esas sebebinin 'mavi akım' olduğunu neden gizlemeye çalışır? Böylesine temel bir konuda kamuoyunu yanıltmaya cesaret eden, saptırma çabası suçüstü yapıldığında duymazdan gelen bir politikacı, partisini ve içinde yer aldığı hükümeti yaralamış olmaz mı?

Adalet bakanlığı, üyesi olduğu yargı câmiasının gelenekleri ve yasalar savcı Talat Şalk'ın manevra alanını kısıtlıyor; konuşsa bir türlü, konuşmasa bir başka türlü. Savcı Talat Şalk, politikacı Mesut Yılmaz'ın boydaşı değil. Oysa, Mesut Yılmaz, üzerindeki kuşku bulutlarını dağıtmak istiyorsa, herşeyden önce bizim burada sorduğumuz (ve bundan sonra soracağımız) sorulara cevap vermeyi yeğlemelidir. İşte kendisine ilk sorumuz: "1999 eylülünde Moskova'yı ziyaretinde Gazprom yetkilileriyle görüşürken, muhatapları, kendisinden vergi kolaylığı konusunda yeni bir protokol talebinde bulundular; o protokolün âkıbeti ne oldu?"

O inanmayabilir, ama gerçek şu: Mesut Yılmaz'ın şâibelerden arınması en fazla beni mutlu eder.


17 Mayıs 2001
Perşembe
 
FEHMİ KORU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED