T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Diyarbakır buraya yumruk havaya

"Sayın Mehmet Yavuz" diyordu posta kutuma mesaj atan Delikanlı Altaylı, "Ben bir Yeni Şafak okuru ve Altay taraftarı olarak merak ediyorum: Pazar günü Diyarbakır'da ne oldu?"

Valla, ben de merak ediyorum.

Diyarbakır'da ne oldu?

Sezon başından beri, bu ilimizde, birtakım "nahoş" olayların meydana geldiğini duyup duruyorum da, ne olduğunu, doğrusu tam çözemedim.

Bu soruyu, aslında, Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy'un yanıtlaması gerekiyor.

Diyarbakır'da ne oldu?

Dikkat ediyorum da, Play-off müsabakalarını canlı olarak yayınlayan TRT, Diyarbakır'ın "içeri"de oynadığı maçlara yer vermiyor.

Neden?

Ulusoy'un şu soruya da yanıt vermesi gerekiyor:

Diyarbakırspor-Altay maçını izlemeye gelen kameraman ve foto muhabirleri neden soyunma odasına kapatıldı?

Kamuoyundan bir şeyler mi gizleniyor?

Ve başka sorular?

Star gazetesi muhabiri, "ne yapmaya çalıştığı için" dövüldü?

Maçın ilk 30 dakikasında Diyarbakır 3-0 öndeyken, Altay Başkanı Nafiz Zorlu, Bakan Yüksel Yalova'yı telefonla arayıp can güvenliklerinin tehlikede olduğunu, kameraman ve foto muhabirlerine çekim izni verilmediğini, futbolcularının sahada tartaklandığını söyleyip yardım istedi mi?

Yüksel Yalova'nın devreye girmesinden sonra "göz hapsinde" tutulan kameraman ve foto muhabirlerinin tribüne yollandığı, ancak alet-edavatlarının soyunma odasında "kilitli" bırakıldığı, sahadaki "ortaoyunu"na isyan eden Altay Teknik Direktörü Rıdvan Dilmen'in yardımcısı Turgut Uçar'ın kafasının yarıldığı doğru mu?

Bir soru daha:

Play-off müsabakalarını naklen yayınlayan TRT, neden şampiyonluğa oynayan bir takımı (Diyarbakır'ı) es geçiyor da, grupta hiçbir iddiası bulunmayan Sivasspor'a açıkça "kıyak" geçiyor?

Bunda, TRT Genel Müdürü Yücel Yener'in Sivaslı olmasının payı ya da rolü var mı?

Konu, Kombassan Konyaspor'un 4 eksikle tamamladığı Diyarbakırspor maçından sonra gündeme gelmişti aslında; sanki bu ülkede görünmeyen, görününce de söylenmeyen bir "nihai karar odağı" vardı ve bu odak, Diyarbakırspor'un önümüzdeki sezon Birinci Türkiye Ligi'nde (Adı değişti, "Süperlig" oldu) mücadele etmesini istiyordu.

Naklen yayınlar ve hakem tercihi, acaba buna göre mi belirleniyor?

Yeni Şafak Spor Müdürü Ümit Aktan, Play-off maçları başlamadan önce yazmıştı.

"Burdan çıkış yok" başlıklı yazısında Aktan, önümüzdeki sezon Ege ve Güneydoğu'dan birer takımın Süperlig'e terfi ettirileceğini, bu takımların da büyük ihtimalle Göztepe ve Diyarbakırspor olacağını iddia ediyordu.

Başka iddiaları da vardı Aktan'ın:

Süperlig'e terfi ettirilecek üçüncü takım asla Kombassan Konyaspor olmayacaktı.

İkinci lige düşecek takımlar arasında da Yimpaşspor'un adı geçiyordu, ama, bazen evdeki hesap çarşıya uymayabiliyordu; Yozgat'ın yerine "sürpriz" bir takım, Adanaspor düştü.

Gelgelelim, "realite", Aktan'ın iddialarını "iddia" olmaktan çıkarıyor.

Diyarbakırspor'un Süperlig'de mücadele etmesi herkesin, hepimizin arzusu... Bunun politik ve stratejik değeri de olabilir.

Ama, Diyarbakırspor'a, bunu "alnının teri" ve de "bileğinin hakkıyla" başarması için izin verilmesi (ya da "özel izin" verilmemesi) gerekiyor.


17 Mayıs 2001
Perşembe
 
MEHMET E. YAVUZ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED