|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bir kez izlediğim, ama tadına doyamadığım bir operası var Gian-Carlo Menotti'nin.. Bu operanın adı "Konsolos".. Müthiş güzel aryalarla, düetlerle dolu bu "Konsolos" operasında, bir sürü insan, vize alıp, bulundukları ülkeden kaçmak için bekleşirler.. Ama "Konsolos", hiç görünmez.. Mascagni'de ve Puccini'de rastlanılan "acı gerçekçilik" (verismo) vardır Menotti'nin "Konsolos"unda.. İtalya doğumlu (1911) besteci ve libretto yazarı Menotti, 1928'den beri yaşadığı Amerika'yı bırakıp, Türkiye'ye gelseydi, mutlaka "Program" adını taşıyan bir yeni opera bestelerdi.. Öyle değil mi? 18 Şubat'ta "Büyük Kriz"in patladığı günden bu yana, bir ayı aşkın süre geçti.. Ortada hâlâ bir "program" yok.. Kimse, kamudaki ve bankalar sistemindeki nakit akım tablosunun nasıl düzenleneceğini, enflasyon tahminlerini, deflatör rakamını bilmiyor.. Çünkü "program" yok ortada.. Ama herkes, "programı destekliyoruz" diye demeçler veriyor, açıklamalar yapıyor.. Önce denildi ki, Kemal Derviş Amerika'dan 25 ila 40 milyar dolar bir destek-fonu ile dönecek ve "program" buna göre yapılacak.. Derken Derviş döndü ve "iç kaynaklara dayalı bir program"dan söz edilmeye başlanıldı.. Bu arada programı destekleyen reel sektör sözcüleri de, 2 Nisan'da (salı günü) patlak vermesi beklenilen "31 Mart Sendromu"nu atlatmak için, harıl harıl, bankacılarla görüşüyorlar.. Ama bu konuda da bir program yok.. Merkez Bankası, bankaların kanuni karşılık oranlarını azaltmak ve bunlara reel faiz vermek gibi çözümleyici programlardan da, hiç söz etmiyor.. Buna karşı, "dalgalı kur"u şimdiden dalgalandıran günlük döviz satışı ihaleleri ile, 1 Amerikan Doları'nı kesinlikle 1 milyon TL'nin üzerine yerleştirdiler. Peki bu durumda, Kemal Derviş'in konumu ne? Sorumlusu olmadığı bir krizi çözmek için, hiç bilmediği bir siyaset entrikaları denizine, neden Amerika'dan gelip, balıklama atladı? Acaba kendisini, 8 no.'lu "Bitmemiş Senfoni"yi besteleyen Franz Schubert'in (1797-1828) halefi mi sayıyor.. "Bitmemiş Senfoni"yi mi bitirecek? Daha da kötü ihtimal, Kemal Derviş'in kendisini, James Thruber'in (1864-1961) hikaye kahramanı "Walter Mitty" olarak görmesidir.. Amerikalı büyük mizah yazarı Thruber'in "Walter Mitty'nin Gizli Hayatı"ndaki kahraman, kendisini, gördüğü gündüz-rüyalarındaki kişilerle karıştırır.. Bazan bir savaş pilotu, bazan dahi bir cerrah, bazan bir kumarbaz falan zannedip, öyle davranır.. Bu hikaye 1947'de filme alınmış ve başrollerde, Danny Kaye ile Virgina Mayo oynamışlardı.. Bülent Ecevit'in, kendisini "ölümsüzlük otu"nu arayan Gılgamış'a benzettiğini belki düşünebiliriz.. Ya da ayna olarak sadece Hüsamettin Özkan'ı kullandığı ve sadece tekelci medyada kendisini gördüğü için, özürlü olduğunu bilmeyen "Kral Midas"a da benzetilebilir Ecevit.. Ama ya Kemal Derviş'te, "Walter Mitty Sendromu" varsa.. Bazan Amerika'dan bir sözle 25-30 milyar dolar alabilen, bir lafla Meclis'ten 15-20 tane kanun çıkarttıran, isterse halka ek vergiler saldıran, ama aslında bir ayda bir program yapamayan bir Walter Mitty ise, ya Kemal Derviş? Neyse.. Ben de bu "program"ı destekliyorum.. Ayrıca, bu "iktidar"ı, bu "yönetim"i ve "siyasi istikrar"ı da destekliyorum.. Olmayan şeyleri desteklemeye bayılırım.. Ve olan şeylere, mesela "ara rejim"e "yok" demeyi de çok severim.. Türk'üm, doğruyum, çalışkanım!. Varlığım, Türk darlığına armağan olsun..
ŞAKABor'dan Washington'a
Namdar Rahmi Karatay'ın dizeleri, 40 yıl sonra yeniden okunmaya başladı ya.. Bir örnek mi?
"Selvi gibi ümitler
Bu dörtlükteki Bor'u "Washington", Niğde'yi de "Ankara" diye okursanız, şiirin kafiyesi bozulsa bile, içeriği güncelleşir..
YETTİ BE!.Bizi kızdırmasın bunlar!. Bu Amerikalılar çıldırmış galiba.. Mali yardım istemek için, Washington'da davetler verip, defileler düzenleyen Türk iş-adamlarına ve bürokratlarına neler demişler?. Hele ABD Savunma Bakan Yardımcısı Wolfowitz'in söyledikleri?!.. Yok efendim, Türkiye reform yapmalıymış.. Hukukun üstünlüğü, ahlak, şeffaflık ve genç kadrolar gerekliymiş Türkiye'ye.. Bizim İsmail Cem ne güzel söylemiş.. - Türkiye'ye para vermezseniz, kıyamet kopmaz, demiş.. İnebahtı yenilgisinden sonra da, Osmanlı öyle dememiş miydi? - Yeni donanma yaparız.. Yelkenleri ipekten, halatları ibrişimden olur!. Bu Amerikalılar, ileri gitmesin artık.. İstersek, 10 tane daha banka boşalttırır ve bunları boşaltanlara, birer gazete ile birer televizyon veririz.. Kızdırmasınlar bizi.. Reform yapacağımıza, 5-6 tane daha ekonomik kriz patlatıp, sadece Arjantin'i değil, Meksika ve Brezilya'yı da etkileriz.. İsmail Cem, ne güzel terslemiş adamları.. Onlar vermezse, biz de, bize yeni vergiler salarız.. Bakanlarımıza, yeni "Mercedes'ler alırız..
Bize de derler Çakıcı,
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |