T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Güven tazelemesini bilme

İster kamu, ister özel olsun bütün kurum ve kuruluşlarda kriz giderek derinleşiyor. Krizin kaynağında, Ankara'dan yalnızca Türkiye'ye değil, bütün dünyaya yayılan güvensizlik ve belirsizlik dalgaları var. Gittikçe derinleşen kriz, Hükümet'in izleyeceği ekonomi politikalarının yönsüzlüğünden besleniyor. Yönsüzlük herkesi adeta körleştirdi.

Ekonominin bütün kesimlerinde kendini gösteren krizin odak noktasında "fonsuzluk"tan daha çok "yönsüzlük" var. Gideceği yönü göremeyen bir kuruluşun sorunu finansman değil, görüş mesafesini kısaltan olumsuz ortamdır. Olumsuzluğun yaygınlaşmasıyla, tasarruflar bir bir ekonomik dolaşımdan çekilerek, "yastıkaltı"na gidiyor.

Güvensizlik bütün kurum ve kuruluşları büyük bir likidite sıkıntısına soktu. Ekonominin değişik kesimlerinde faaliyet gösteren işletmeler, neredeyse durma noktasına geldi. Bütün kurum ve kuruluşlar hızlı bir küçülme sürecine girdi. İşletmelerin ana sorunu artık büyümek değil, küçülmek. Çünkü, kriz dönemlerinde, kurumlar, küçülerek ayakta kalırlar. Ancak küçülmek, büyümekten daha zordur.

Bütün bankalar gibi, küçülme sürecine giren ÖFK, katılma hesabı sahipleri ve kaynak kullanan kişi ve firmalarla "güven tazeleme toplantıları" düzenlemeye başladılar.

ÖFK ilk toplantısını Türkiye'nin önemli üretim merkezlerinden biri olan Bursa'da düzenledi. Toplantıya Prof. Dr. Hamdi Döndüren, Prof. Dr. Hasan Doğruyol, Hayat Hastanesi'nin kurucusu Dr. Ahmet Özkul, Kurum Genel Müdür Yardımcısı Hayrettin Kaplan, Şube Müdürü Sadık Altıntaş, şair Metin Önal Mengüçoğlu ve ben katıldım.

Belirsizlik ve güvensizliği gidermenin, en etkin ve en verimli yolu, bir aile gibi olmak zorunda olan finans kurumlarının, tasarruf sahipleriyle kurumlardan üretim desteği almış firmaları biraraya getirerek, gelişmeleri hep birlikte değerlendirmektir. Çünkü bu kurumların gücü "şeffaf"lıklarından gelir. Bir aile gibi, çalışanları, kaynak sağlayan ve fon kullananlarıyla karşılıklı bilgi alışverişi içinde bütünleşmeyen kuruluşlar ayakta kalamaz.

İslam kültüründe ticaret özendirilir, ürün ve hizmet üretimi değişik biçimlerde desteklenir. Ürün ve hizmet üretiminin benimsendiği toplumlarda çatışma değil, paylaşma önem kazanır. Paylaşmasını bilenler başkaları tarafından paylaşılamazlar. Paylaşmanın olmadığı yerde çatışma vardır.

"Paradan para kazanma"nın teşvik edildiği toplumlarda ise, ülkelerin üretim gücü artmaz, kaynaklar "toplamı sıfır olan oyun"larda olduğu gibi, elden ele geçer. Bu yüzden, İslam'da faiz yasaklanarak, "paradan para kazanma"nın yolu kesilmiştir.

ÖFK, Özal'ın "Anadolu insanı"na bir armağanıdır. Onlar değişik finansman yöntemleri ve aktif ve pasif yapılarıyla, tasarruf sahipleriyle girişimcilere yeni bir vizyon kazandırarak "balık istemesi"ni değil, "balık tutması"nı öğrettiler.


1 Nisan 2001
Pazar
 
NAZİF GÜRDOĞAN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED