T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

İ Z L E N İ M

Milletin sabrı tükendi

Türkiye'deki sıkıntıyı yalnız ekonomik olarak değerlendirmek hatadır. Psikolojik sıkıntı daha ağır basmakta ve sabrı tükenen halk sokaklara dökülmektedir. Devlet, bu duruma acil çözüm bulmalı

"Benden memnun olmayan tek bir yönetici veya herhangi bir toplum lideri varsa hicap duyarım" diye iddialı bir çıkış yapıyor Yunak Belediye Başkanı Hasan Ürün...

Gerçekten de Yunak'ta yaptığım araştırma sonucunda başkanın iddiasını teyid eden bir sonuç elde ettim. Başkan Ürün; barışçı, demokrat ve hoşgörülü olduğunu her vesile ile isbat ediyor. O hizmetler açısından da istisnai bir kompozisyon çizmiş.. "Hizmet ettiğini söylüyorsun, başkan parayı nereden buluyorsun?" dediğimde ise hiç de alışık olmadığımız bir cevapla karşılaşıyorum: "Parayı Yunaklı hemşehrilerim veriyor, ayrıca İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Zeytinburnu ve Bağcılar Belediyeleri'nden de çeşitli yardımlar alıyorum." Başkan ilave ediyor: "Kaymakam, müftü, siyasi partilerimizin ilçe başkanları ve sivil toplum örgütlerinin tüm liderleri bana destek veriyor. Eskiden belediyenin araçları parasız hizmet verirmiş. Çöp vergisi alınmazmış, birçok hizmetin karşılığı alınmazmış. Biz halkımızın rızasıyla herşeye bir bedel koyduk ve hayırlı sonuca ulaştık. Şimdi Yunak bir köy görünümündeyken sizin de gördüğünüz gibi yavaş yavaş şehir görünümüne bürünüyor."

Başkan ülkemizde yaşanan son gelişmeleri de değerlendiriyor. Ancak bu konudaki görüşleri oldukça ilginç, bakınız Hasan Ürün nasıl bir yorum getiriyor:

"Türkiye'de iki yönlü sıkıntı var... Birisi iktisadi, diğeri psikolojik. Ekonomik sıkıntı parayı IMF, Amerika ve Avrupa verirse çözülecek. Görülüyor ki gözlerini dışa dikmişler. Paraları yok ama, havalarından da geçilmiyor. Bununla birlikte halkın istediği gibi bir yönetim göstermeye de yanaşmıyorlar. Tabii böyle olunca da millet desteğinden mahrum kalıyorlar. Bilmiyorlar ki halkın desteğini almayan hiçbir idare başarılı olamaz!..

Aslında psikolojik sıkıntı ekonomik sıkıntıyı zorluyor. Halkın morali bozuk. Anadolu'dan gelen kızlarımızın suratlarına üniversite kapıları kapanıyorsa; dersanelere, şirketlere ve bazı mütedeyyin yöneticilere baskı uygularsanız sonuçta sıkıntı doğar. Üniversite kapatmak ne demek oluyor? Milletin büyük bir bölümü bunlar gibi düşünmüyor. Biz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaktan mutluyuz ve büyük düşünüyoruz. Bizim din, dil, ırk, mezhep kavgamız yok, şayet oluşturuluyorsa bundan sorumlu olan bazı gizli güçlerdir ki, millet onlar gibi düşünmüyor ve onlarla beraber olması mümkün değil."

Devleti idare edenler resmen bölücülük yaparlarsa elbette bu sıkıntılar kaçınılmaz olur. Milletimiz bir bütündür ve bundan da kimsenin şüphesi olmasın. Hatta askerlerin bile % 90'ı aynen bizler gibi düşünmektedir.

ÇOBAN BİLE İŞ BULAMIYOR

Aksaray'ın Taptuk köyünden Yaşar Çakır 25 yıllık çoban... Denizli-Afyon arasında yol kenarında tedirgin bir şekilde beklerken rastlıyorum ona. Arabama alıp yola koyulduğumuzda başlıyor dert yanmaya... "Kimse arabasına almıyor, bu kadar vicdansızlık olur mu?" derken zor nefes alıp verdiğini görüyorum. Bir taraftan da anlatıyor kendi halini, benim dinleyip dinlemediğimi bilmeden.. "İki kızım vardı evlendirdim. Hatun evde yalnız kaldı. Ben tam 25 yıllık çobanım, böyle dert görmedim. Eskiden benim gibi namuslu ve tecrübeli çobanlar kapışılırdı, şimdi yüzümüze bakan yok. Belli ki köylerde ağalar kendi sürülerini kendileri güder oldular, böyle sıkıntı görmedim şimdiye kadar." Aksaray'ın Taptuk köyünden çoban Yaşar'ın yaşı 78... Mesleğinin zirvesinde, sıhhatinin de iyi olduğunu iddia ediyor. Ama o her kimsesiz ve yoksul gibi ekonomik krizin etkisiyle sarsılmış. Yemin ediyor, sabahtan beri yalnız kuru ekmek yediğine dair. "Köylerde aç kalmam, ama şehirler ve yollarda kimse kimsenin halinden anlamıyor" diyor. Biliyor musunuz cebinde de yalnız 2 milyon lira parası vardı!..


 

Çalışmak bizi mutlu ediyor
Denizli'de pazar yeri esnafının büyük bir bölümü kadınlardan oluşuyor. Bazıları ise eşleri ile birlikte çalışıyorlar; ama patron kadınlar... İşte bunlardan birisi de Kıybal ailesi... Hanımefendi müşterilerle daha iyi ilgileniyor. Bir süre izledim, hiç bakıp da giden veya fiyat sorup almayan olmadı. Çünkü Muhammet Kıybal alışverişle ilgilenirken eşi bizzat müşterileri ikna ediyor tatlı dili ile. "İşler nasıl gidiyor?" diye sorduğumda da hanımefendi şöyle cevap veriyor. "Bizim işler iyi, çalışana Allah yardım eder. Biz gece gündüz demeden çalışıyoruz, Allah da bize veriyor. Sonra biz 10 yıllık pazarcıyız ve herkes bizi tanır. Sattığımız mallardan şimdiye kadar hiç memnun olmayan veya herhangi bir şikayette bulunana rastlamadık. Sizin anlayacağınız biz dürüstlüğümüz ve kaliteli mal satışımızla ün yaptık. Bizim işimizin iyi olması önemli değil yalnız; herkes kan ağlıyor! Aç ve perişan olanlar var. Kötü gidiş herkesi etkiledi. Bizim gıda ürünü satmış olmamızın da avantajı var, ancak Allah olmayanlara yardım etsin." Kıybal ailesi haftanın 7 günü hiç dinlenmeden çalışıyor.

16 Nisan 2001
Pazartesi
 
Künye
Temsilcilikler
Reklam Tarifesi
Abone Formu
Mesaj Formu
Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED