T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Acaba biz rüyada mıyız?

Ya hepimiz, 65 milyon insan birlikte, belleğimizi yitirdik.. "Dün"e ait hiçbir şeyi hatırlamıyoruz..

Ya da, birileri (veya Tekelci Medya) hepimizi aptal yerine koyuyor..

Derviş'in "sözde program"ı için atılan manşetlere bakın..

-Yeni Türkiye için ilk adım!.

-Lale Devri'ne son!

-Artık yalan yok!

-İşte Yapısal Devrim Programı!.

Acaba "Sabah" gazetesi "Artık yalan yok" diye manşet attığına göre, bu gazeteyi de yöneten Etibank sanıkları, savcıya ifade verirken, "Biz gazeteciyiz.. Bankacılığı bilmediğimiz için, önümüze gelen kağıtlara imza attık" demiyecekler mi?

Neyse, konuyu dağıtmayalım..

Diğer manşetler de, Ecevit'e İMF Başkanı Köhler'in telefon etmesini önemsemişler..

Şöyle başlıklar var:

- Geceyarısı telefonu..

Bu manşetlerin altında da, şu haber var:

İMF Başkanı Köhler, geceyarısı Başbakan Ecevit'i arayıp, sormuş:

- Derviş'in programını destekliyor musunuz?

Düşünebiliyor musunuz?

Sanki koalisyon liderleri, bir fabrikanın sahibi olan ortak patronlar..

Kemal Derviş de, işe yeni alınan "Finansman Müdürü"..

İMF de, kredi istenilen banka..

Bankanın müdürü, ortaklara soruyor:

- Bu yeni finansman müdürü, sizin bilginiz dahilinde mi, yeni bir fizibilite programı ile yeni kredi istiyor?

Ecevit de, utanıp bu telefonu gizlemek yerine, iftiharla, önüne gelen gazeteye haber verip, "İMF Başkanı beni telefonla arayıp, programa desteğimi sordu" diyor..

"Geceyarısı telefonu" diye manşet atmak yerine "Geceyarısı Utancı" diye başlıkla, bu haberi vermek, daha doğru değil mi?

Bereket bu İMF'nin merkezi Washington'da..

Köhler eğer Ankara'da olsaydı, Ecevit ve Hüsamettin Özkan'la yüzyüze bir görüşme yapar ve sonunda kafalarına Samuelson'ın "İktisat" kitabını atardı..

Toplantının sonunda Hüsamettin Özkan, İMF Başkanına "nankör kedi" diye bağırır, Ecevit de kapı önünde açıklama yapardı:

- Zaten İMF çağ-dışıdır.. Bu bir krizdir!.

Ama İMF'nin Başkanı, Ecevit'e "Bu programı destekliyor musunuz" diye sormakta haklı..

Baksanıza Derviş'in açıklaması ertesinde, koalisyon'un üç ortağının (veya Mahşerin üç atlısının) ortak yaptıkları "destekliyoruz" açıklamasına..

Ecevit "destekliyoruz" doğrultusunda birşeyler söylüyor.. Bahçeli ve Yılmaz mahçup, mahçup, suskun oturuyorlar..

Gazetecilerin soru sormasına izin verilmeden, kalkıp gidiyorlar..

Çünkü kazara bir soru sorulsa, cevap vermeye çalışırken, programın içeriğini bilmedikleri ortaya çıkacak..

Veya şöyle bir soru sorulsa bunlara:

- Efendim.. Bu programda, ne dış kaynak rakamı, ne de bir para programı var.. İMF'den bir söz alınamadı mı?

Herhalde Ecevit boş bulunup, şöyle diyebilir:

- İMF zaten çağ-dışı bir kuruluştur!.

Derviş Amerika'da İMF'den para isterken, Ecevit Ankara'da, "İMF çağ-dışıdır" demedi mi yani?

Bizim bildiğimiz, bu tür programlar, "Hükümet"i ve "Devlet"i bağladığı zaman, bunları Başbakan açıklar..

Ama programı, Kemal Derviş ve bürokratlar açıklıyor..

Herhalde Hüsamettin Özkan da, açıklanan programı, Bülent Ecevit'e açıklamaya çalışıyordur şimdi..

Ne diyebiliriz ki?.

Hangi kapıyı çalsam

Karşımda buruk acı!.

ŞAKA

"Gaz"ın adı var!.

Kadının karnı şişiyordu.. Hamile olması ihtimali vardı.. Ama evli olmadığı için, doktora gidip, gerçeği öğrenmekten ürküyordu..

Yolda, hiç sevmediği ve aralarının hiç iyi olmadığı bir arkadaşına rastladı..

Arkadaşı sordu:

- Hamile misin? Kız mı, oğlan mı bebek?. Adını ne koyacaksın?

Kadın sinirli sinirli cevap verdi:

- Eğer erkekse Ahmet, kız ise Ayşe koyacağım adını.. Eğer hamile değilsem ve bu şişliğin sebebi gaz ise, adını "program" koyacağım!.

DEMANS - SOSYOLOJİK

Beyinlerimiz, sıfır kilometrede!.

Türkiye bu programla, "ilk defa" kendi gerçeklerini görüyormuş..

Doğru.. Türkiye hergün, herşeyi "ilk defa" görüyor zaten..

İşte böylece, 1991'de, Demirel'i "kurtarıcı baba" olarak "ilk defa" tanıyıp, onu "ilk defa" başbakan yaptık..

Kentli, laikçi orta-kesimler de, Bülent Ecevit'i "ilk defa" tanıdılar ve onu 1999'da başbakanlığa getirdiler..

Tarhuncu Ahmet Paşa'dan (ölümü 1653) bu yana, ekonomik gerçekler ve devlet maliyesinin bozuk yapısı, ilk defa alınıyor sanki..

1950'lerden bu yana "Barker Raporu", "Thornburg Raporu", "Kaldor Raporu" sanki hiç açıklanmadı..

1963'te "Birinci 5 yıllık Plan" açıklandığında da, ortaya çıkan gerçekler herkesi "ilk defa" çok şaşırtmıştı..

Demirel desteğinde açıklanan Özal'ın "24 Ocak 1980" programı da, o zaman "ilk defa" gibi kabul edilmişti..

Özal'ın İzmir İktisat Kongresi'nde açıkladğı "2'nci Değişim Programı", sanki bugün söylenilenlerden farklı gerçekleri açıklıyordu..

Evet.. Biz Türkler, yeni doğmuş bebekler gibi, sıfır hafızalıyız..

Çünkü "yazılı hafıza"mız yok.. Okumuyoruz.. Yazarlarımız bile, "okumaz yazarlar" değil mi?


16 Nisan 2001
Pazartesi
 
MEHMET BARLAS


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED