|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Ülke ekonomik krizle başaşağı giderken, Bakanlar Kurulu, "araya sokuşturduğu" bir tüzük değişikliğiyle, bayrak törenlerine "sınırlama" getirdi. Başörtülüler, artık İstiklal Marşı törenlerine alınmayacak. Yıllardır türlü "yasaklar"la tecrit edilen insanların İstiklal Marşı'nın ruhuyla en çok örtüştüğünü söylemek zaid: Kuvvetler ayrılığı ilkesinin tepetaklak edildiği, hukukun rafa kaldırıldığı netameli bir ara dönemi yaşıyoruz çünkü. Kafa kağıdınızda "Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır" yazıyorsa, a priori olarak suçlusunuz. Öğretmenseniz, hakimseniz, öğrenciyseniz, politikacıysanız, işadamıysanız, gazeteciyseniz, yazarsanız suçlusunuz. "Birarada yaşama" kültürünü savunuyorsanız, saygın bir ülkenin onurlu, başı dik, güvenli vatandaşları olmaya çabalıyorsanız "suçlu" ve ıslah edilmesi gereken bir "hedef"siniz. Yaşadığımız, örneğine Mussolini İtalya'sında, Hitler Almanya'sında, McCarthy Amerika'sında rastlanan olağanüstünün de ötesinde olağandışı bir hal sanki. Sanki, gelecekte, ülkenin utanç duyacağı bir cadı kazanının ateşleri körükleniyor. Yazarın da dediği gibi, "Birey ve vatandaş olma hakkımıza fütursuzca saldıranlar, artık varolma hakkımızı tehdit ediyor. Silik, kişiliksiz, teslimiyetçi, özgüvenini yitirmiş bireyler olmamız isteniyor." Bayrak tüzüğü değişikliğinin altında, milliyetçi mukaddesatçı MHP'li bakanların, daha da önemlisi Sayın Devlet Bahçeli'nin imzası var. Beni ilgilendiren işin "şimdilik" bu kısmı. TBMM'nin MHP'li Başkanı Ömer İzgi, "CHP'ye ne hacet, biz varız. Meclis'te CHP'nin boşluğunu biz doldururuz" demişti. Bence, büyük haksızlık etmişti. Tek parti dönemi dahil, hiçbir CHP yönetimi bayrak törenlerine "sınırlama" getirmeyi düşünmedi. Düşünemezdi. Çünkü bu yasak, yalnızca akla ve vicdana değil, yasalara da aykırıydı. MHP'yi tebrik güveniyoruz.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |