T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Bazılarına yaramıyor...

Bilderberg toplantısı vakti yaklaşıyor; benim kafamı sürekli meşgul eden soru şu: Bu yılki toplantıda, "Türkiye'deki Bilderberçilerin hâl-i pürmelâli" diye bir gündem maddesi tartışmaya açılacak mı?

'Dünya hükümeti' diye bir şey varsa Bilderberg Group işte o... Üyeleri dünyanın her tarafından deve dişi gibi adamlar... Siyaset, finans, uluslararası ilişkiler, ekonomi hep onlardan soruluyor. Ağırlık elbette Amerikalılar'da, ama her yıl bazısı değişen katılımcılar listesine göz attığınızda, diğer ülkelerden çağrılanlar da üzerine birer 'mim' konulması gereken kişiler...

Dünyada meydana gelen değişimlerin Bilderberg toplantılarında kararlaştırıldığına inananlar var. 'Gizlilik yemini' edilerek girilen toplantılarda not tutulmaz; katılanlar, aradan yıllar geçse bile, tanığı oldukları konuşmaları kimselere anlatmazlar. İşin ilginç tarafı, çenesi düşük diye bilinenlerin bile 'gizlilik' kararına riayet etmesidir. "Ağzında bakla ıslanmaz" denilen Mesut Yılmaz sözgelimi, ya da en mahrem bilgileri yakınlarıyla paylaşan Süleyman Demirel; değişik zamanlarda Bilderberg'e katılan bu ünlülerin ağzından paylaştıkları 'sırlar' ile ilgili tek cümle duyan olmadı bugüne kadar...

Bilderberg'in herkesi heyecanlandıran bir özelliği de, toplantılara çağrılanların sonradan önlerinin açılmasıdır. Bilderberg'e katılmak başına talih kuşu konmasından farksız, sizin anlayacağınız... Jimmy Carter ve Bill Clinton sıradan iki eyaletin silik valisiydiler; Bilderberg Beyaz Saray'ı önlerinde açtı. Margaret Thatcher ve Tony Blair de, İngiltere'de başbakanlığa yükselmeden hemen önce, Bilderberg'e katılmışlardı...

Bizdeki en ünlü Bilderbergçiler Süleyman Demirel, Bülent Ecevit ve Mesut Yılmaz'dır; her üçü de, defalarca başbakanlık koltuğuna oturdular, Demirel cumhurbaşkanı da oldu. Bilderberg Group boş atmıyor, hep doluya oynuyor...

Ancak, bizdeki Bilderberg üyeleri, özellikle son bir yıldır, bâdire üstüne bâdire atlatıyorlar, Bilderberg muskası bir işe yaramıyor... Süleyman Demirel cumhurbaşkanı olamadı, her an başına bir şey gelir diye tetikte... Cuma günü, dışişleri bakanlığı tarafından kendisine tevdi edilecek 'üstün hizmet madalyası' için yapılacak törenin ertelendiği haberi ulaştı... "Neden?" sorusunun cevabını, ertesi gün, Kemal Derviş'ten aldım... Sizler, "Bu program cebe nasıl yansıyacak?" diye düşünürken, ben Süleyman Bey'in düşürüldüğü hale, Sabancı ağzıyla, "Vah, vah, vah" diye yanıyordum... Derviş, Türk ekonomisini bugünkü zavallı duruma düşüren sürece milât olarak Demirel'in son başbakanlığını (1992) şemalarla gösteriyordu çünkü...

Birileri, hani olmaz ya, sanki Kulis'te çıkan Bilderberg konulu yazıları dikkate almış, 'Bilderbergçi' bilinen kişilerin üstünü bir bir çiziyor...

Merkez Bankası başkanı Gazi Erçel'in başına gelenleri düşünün bir... Bilderberg'e son yıllarda Türkiye'den en sürekli çağrılan kişiydi Gazi Bey; 1996, 1997 ve 1999 yıllarındaki toplantılarda bulundu. Ben, her toplantıdan sonra, burada, "Artık başbakanlığa giden yol önünde açılır" beklentimi dile getirdim; Erçel hiç ses çıkartmadı. Oysa, Derviş'le birlikte, hem başında bulunduğu kurum elinden gitti Gazi Erçel'in, hem de 'paranla rezil olmak' denilen duruma düştü... Paramızı pula çeviren dalgalı kur kararını alan kadrodan Gazi Bey, kendi tasarrufunu, son dakikada TL'den dolara kaydırmış... "Talihsiz bir durum, telâfi için kazancını Çağdaş Yaşam'a veriyorum" demesi bir başka onur kırıcı gelişmeye yol açtı: Türkan Saylan, 'kara para' olduğu gerekçesiyle bağışını reddetti...

Gazi Erçel'i bir dikenli sorun daha bekliyor. Kendi parasını TL'den dolara çevirdiği sırada, başında bulunduğu Merkez Bankası, rezerv dolarlarını TL ile değişmiş... "82 banka ve kuruma sattık" dense bile, satılanın önemli bir bölümünün belli başlı bir kaç bankaya ve aracı kuruma gittiği biliniyor... Bunun hesabı da Gazi Erçel'den sorulacak...

Odalar Birliği başkanı Fuat Miras'in Genelkurmay'ı ziyareti gazetelere yansıdı. Bazıları, "Hükümetin ömrüyle ilgili tâlimat almaya gitti başkan" tahmininde bulundular. Oysa, ben, karargâh görüşünün yalnızca bir cümlede kendini belli ettiği kanaatindeyim. O da, bu tür konulardaki hassasiyetini bildiğim için Fuat Bey'in sarf etmesine şaşırdığım, "Devalüasyon öncesi Merkez Bankası'ndan çekilen 4,5 milyar doların aktarıldığı kişi ve kurumların ortaya çıkartılması" ile ilgili cümleydi...

Gazi Erçel'in peşine düşenler bayağı dişliler. Yargıtay Cumhuriyet başsavcısı Sabih Kanadoğlu'nun suç duyurusu gecikmedi, ardından da Bülent Ecevit'in soruşturma açıldığı açıklaması... Nefes nefese bir koşu bu...

Süleyman Demirel'in hali kötü de Bülent Ecevit'inki iyi mi? Ya Mesut Yılmaz'ın? 'Bilderbergçi' politikacılar tasfiye sürecine girmiş görünüyorlar. Bir çok kişinin 'geleceğin başbakanı' gözüyle baktığı Gazi Erçel tasfiye oldu bile. Dinç Bilgin de dâvet edildiği Bilderberg toplantısına koşa koşa katılanlardandı, şimdi cezaevinde. Hürriyet Ankara temsilcisi Sedat Ergin ise, ben "Artık gazetenin başına o gelir" derken, biri Erol Özkasnak'tan, diğeri Süleyman Demirel'den iki ölümcül yara aldı; fırtınada ayakta kalmaya çalışıyor...

Bu yıl Türkiye'den kimi dâvet etti acaba Bilderberg; çağrılanlar katılmayı düşünüyorlar mı?


16 Nisan 2001
Pazartesi
 
TAHA KIVANÇ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED