|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Belki Kemal Derviş farkında değil.. Eğer "program" denilen pembe-dizi, toplumda bir ümitli-beklenti yaratıyorsa ve biz Türkler "Bu krizi de aşarız" diyorsak, işin kaynağında, Turgut Özal'ın bir süre Türkiye'yi yönetmiş olması vardır.. Türkiye, "dediği dedik" lideri önce Atatürk'le tanıdı.. Atatürk, ne dediyse yaptı.. İstiklal Savaşı'nı zaferle bitirdi.. Sonra "bu yapıyı değiştireceğim" dedi. İnanılmaz bir "değişim projesi"ni uyguladı.. "Modernleşme" veya "Batılılaşma" yolunda, hayal edilmesi bile zor adımları, kararlı biçimde attı.. Her söylediğini yaptığı için, topluma "güven" verdi.. -Cihanın medeniyet ufkunda Türklük yeni doğan bir güneş gibi parlayacaktır, dediği zaman, biz Türkler, bunun da gerçekleşeceğine inanmıştık.. Sonra aradan uzun yıllar geçti.. Politikacılar, çeşitli nedenlerle, söylediklerini biraz eksikli yapabildiler.. Araya 2'nci Dünya Savaşı girdi.. "Demokrasinin finansmanı"na hazırlıklı olmamamız girdi.. Askeri darbeler, "kökten devletçilik", "soğuk savaş"ın etkileri gibi olgular, politikacıyı, "bol bol vaad eden, ama çok az sözünü tutan" bir portre olarak sundu halka.. 1980'lerde sahneye çıkan Turgut Özal da, bu dizinin bir oyuncusu gibi algılandı önce.. Ama ne dediyse, hepsini yaptı.. 1930'lardan kalan "devletçi" ekonomik modelin yerine, "serbest piyasa ekonomisi"ni getirdi.. İhracatsa ihracat, turizmse turizm, alt-yapı ise alt-yapı, teknoloji ise teknoloji.. Hepsinde, Türkiye'nin "çağdaş uygarlık"la tanışmasını sağladı. Atatürk gibi Özal da, toplumun kendine güvenmesini sağladı.. -Büyük hatalar yapmazsak, 21'inci yüzyıl Türkler'in asrı olacaktır, dedi. Ve hepimiz "neden olmasın" dedik.. Türkiye, Sovyetler'in dağılması ertesinde doğan cumhuriyetlere, "demokrasi"si, "laik model"i ve "serbest piyasa ekonomisi" ile örnek olacaktı.. Ama ne yazık ki, 1990'lı yıllarda, "Büyük hatalar" yapıldı. Özal, "ANAP diğer partilere benzerse tablo bozulur" demişti.. Mesut Yılmaz, kendisine Özal yerine Demirel'i örnek aldı.. ANAP "çözüm üreten" bir siyasi hareket olmak niteliğini yitirdi.. "Eskiler", bütün geçmiş saplantılarını ve eskimiş alışkanlıklarını, siyasete taşıdılar. Siyaset, pozitife ve üretime dönük bir meslek olmaktan çıktı.. "Başarı" başkalarının başarısızlığına dönük, karalama ve yıpratma kampanyalarına konu edildi. "Birinci Değişim"i tamamlayan Özal, "İkinci Değişim Programı" ile, demokratikleşmeyi, devleti küçültmeyi, çevrenin merkez karşısında güçlenmesini, özelleştirmeleri hedef göstermişti.. Ama Özal'ı önce etkisizleştirdiler.. Sonra da öldü Özal.. Ve hedeflenenin tam tersi bir Türkiye sahnelendi.. Türkiye, içine döndü!.. Dış dünya ile rekabet etmek yerine, içerideki bir oligarşinin, devlet mal ve parasını paylaşması dönemi başladı.. 1997'deki 28 Şubat post-modern darbesi ile, kökten-devletçilik, her alanda ağırlığını koydu.. Anadolu kentlerinde, Özal'ın organize sanayi bölgeleri oluşturarak kurdurduğu KOBİ'ler, "yeşil sermaye" diye damgalanıp, engellendi.. Her alanda "katılım" sağlanacak yerde, halk, "başı örtülüler", "imam-hatipliler", "şeriatçılar", diye kategorize edilip, kamusal yaşamdan dışlandılar. Türkiye mozayiğinin sinerji yaratan renkleri, reddedildi.. "Basın özgürlüğü"nün yerini "güdümlü medya", "serbest rekabet"in yerini "kartelcilik" aldı.. Sonuç ortada.. Sade ekonomik değil, sosyal ve politik içerikli bir ciddi krizin içindeyiz şimdi.. Yine de içimizde "bu krizi de aşarız" duygusu varsa, daha önceki krizi Özal liderliğinde aşabilmiş olmamızın anısı, ciddi bir nedendir. Keşke Derviş, "Ecevit tutkusu"na biraz ara verip, "Özal Olayı"nı inceleyebilseydi.. ŞAKA
Öz-Türkçe'ye dönüş.. TBMM Başkanı İzgi, evinde ağırladığı terlikli gazetecilere, Orta Asya'nın Türk cumhuriyetlerinde konuşulan öz-Türkçe'den örnekler vermiş.. -Mide yerine "aşkazanı", helikopter yerine "dikkalkan" diyorlar, demiş.. Biz de öz-Türkçe'ye dönelim mi.. Başbakan yerine "ayak-sürüyen", koltuk yerine "oturak", KİT yerine "lüp kazanı" diyelim mi? ÖZAL'I ANLAMAK
Malatya yorgun ve özlem içinde..
Malatya'nın MHP'li Belediye Başkanı Mehmet Çerçi, Turgut Özal'ın partiler-üstü bir "olay" olduğunun bilincinde.. Çerçi, bu yılda ağırlıklı bir programla, Özal'ın anılmasını sürdürüyor. Malatya Belediyesi'nin çalışkan kültür görevlisi Ziya Kesriklioğlu da, bir maratoncu gibi, soluğunu hiç kesmeden etkinlikleri organize ediyor.. Malatya, bu yıl krizden etkilenmiş.. Malatyalılar da, diğer Türkiyeliler gibi yorgun.. En önemli ürün kayısı da, kriz vurgunu.. Fiyatlar düşük.. Malatya sanayicileri soluk soluğa.. Yaygın işçi çıkartmaları var.. Ve Turgut Özal, geçmiş yıllardan daha yoğun bir özlemin odağında.. Korkut Özal, Prof. Dr. Burhan Kuzu ve bu satırların yazarı, Belediye'nin Konferans Salonu'ndaki panelde "Özal özlemi"nin çapını, binlerce izleyicinin verdiği tepkilerle hissettik.. "Özal'ı Anlamak" konulu makale yarışmasının ödül dağıtımında, katılan eserleri incelerken, Türkiye'nin Turgut Özal'ı gerçekten çok iyi anladığını, bir defa daha gördük.. Malatya da yorgun.. Ve "Özal'sız yıllar", Malatya'da daha derinden hissediliyor..
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |