T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Derviş, yolsuzluk ve ekonomi

Cumartesi basın toplantısı düzenleyen Derviş, başbakan gibiydi. Adetâ hükûmetinin ekonomik önceliklerini belirtti. Derviş, zor olanı başarır ve ekonomiyi düze çıkarırsa, siyasete girecektir. Bence herkes buna sevinmeli. Zira Derviş ile birlikte politikada toplam kalite yükselecektir.

Araya hafta sonu tatili ve başka konular girince, Kemal Derviş tarafından açıklanan program hakkında görüşlerimi yazamamıştım. Cumartesi basın toplantısı düzenleyen Derviş, başbakan gibiydi. Adetâ hükûmetinin ekonomik önceliklerini belirtti. Eskilerin "günü kurtarma operasyonlarını", "imkânların üzerinde yaşama alışkanlığını", eleştirdi. "Artık geriye dönüş yok" dedi. "Lâle devrine son!"

Sorumlular

Oysa, "koalisyon ortakları" (DSP, Anap ve MHP) Derviş'in kötülediği "geriye dönüş"ün baş mimarlarıydı. Malî sistemin bu hallere düşmesinden ekonomideki kilitlenmeye, yüksek faize dayalı harcama politikalarına kadar her biri ayrı ayrı sorumluydu.

Ekim 1991 seçimlerinden hemen önce, acaba hangi başbakan, 5 gruba banka kurma izni vermişti? Egebank ve İnterbank kötü durumdayken, şube açmalarına nasıl müsaade edilmişti? Böylece batmakta olan bankaların daha fazla mevduat toplayarak vatandaşı iyice mağdur etmelerinin yolu açılmıştı.

Merakımızı tatmin için Mehmet Eymür'ün Atin.org sitesine bir göz atalım:

"Banka soygunları ne zaman başladı? Bir tarih tesbit etmek gerekirse, 10 Ekim 1991 diyebiliriz. Yılmaz Hükûmeti giderayak 5 ayrıcalıklı isme banka kurma izni veriyor. Hasan ve Mehmet Reşat Karamehmet'e Park Yatırım Bankası; Halis Toprak'a Toprakbank; Mustafa Süzer'e Kentbank; İbrahim Betil'e Bank Ekspres; Doğan Grubu'na Alternatifbank.

... 1994 -95 yıllarında, Çiller Hükûmeti zamanında batarak devlete intikal etmiş, kapanmış, Denizbank gibi bankaların ismini kullanarak yeniden banka kurma hakkının açık ihale ile 60-70 milyon dolara satıldığı biliniyor. O takdirde, bilâbedel banka izni verilmesi, devleti zarara sokmak değil midir? Bu alışverişte acaba bilmediğimiz başka para hareketleri mi oldu?

... Egebank'ın ve İnterbank'ın 'malî bünyeleri tehlikede' denilmesine rağmen, ilâve şube açmalarına müsaade edildi... Mesut Yılmaz, Türkbank'ı mafyaya devrederken, suçüstü yakalandı. Kozmik büroda kaybolan polis raporları, MİT'ten alınan iyi hal belgeleri, telefon bantları, Çakıcı'nın beyanatları ve hükûmet düşüyor. Buna rağmen siyasetteki işbirlikçileri Meclis'te Mesut Yılmaz'ı aklıyor..."

Eymür'den sorular

Mehmet Eymür, sitesinde, bizim de soruşturma önergesi dolayısıyla Meclis'te konuştuklarımızla paralellik arz eden bilgiler veriyor; benzer sorular soruyor.

1) İnterbank'ın, malî sıkıntı içinde olan Cavit Çağlar'a satılmasına neden müsaade edildi?(1) Banka 500 milyon dolarlık yükle, sıfır liraya nasıl Cavit Çağlar'a verildi?

2) Keza, Bayraktar Grubu tarafından Murat Demirel'e satışına izin verilen Egebank da, içi boşaltılmış bir banka değil miydi?(2)

3) Egebank için Hikmet Uluğbay imzasıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunuldu. Uluğbay, intihar teşebbüsünden sonra bakanlıktan ayrıldı. Bankaya ancak 6 ay sonra el konuldu. Bu kadar önemli bir soygun olayında müdahale neden geciktirildi?

4) Dönemin Müsteşar Yardımcısı Osman Tunaboylu, Çağlar'ın Etibank başvurusuna red cevabı vermişti. Buna rağmen karar 15 günde nasıl değişti? Etibank neden Çağlar ve Bilgin'e verildi? Acaba Mesut Yılmaz, "Dinç Bilgin'i de ortak al" diye Çağlar'ı aradı mı?

5) Yılmaz'ın yakın arkadaşı Cavit Kavak, Erol Aksoy'un İktisat Bankası'nda, Güneş Taner de Sabah Grubu'nun Yönetim Kurulu'nda görev aldı mı?

Siyasi değişim

Kemal Derviş, üzerine basa basa "eskiye dönüş yok" derken, hep yukarıdaki meseleleri düşündüm.

Bu kadar ağır bir bagajla, ekonomiyi kanatlandırmak mümkün müydü?

Siyasi değişimin önemini halâ Ecevit anlayabilmiş değil. Ekonomideki düzelme için neden siyasette de yeniden yapılanma gerektiğini idrak edemiyor.

Yolsuzluklar, hırsızlıklar, suistimaller yapılmış. Hem de her kademede. Liderler elele verip birbirini aklamış. Siyaset alanı daraldıkça daralmış. Halk mevcut yapıyı ve liderleri beğenmiyor. Partilere güven kalmadı.

Halâ Ecevit, "siyasette neden değişim lâzım?" diye sorabiliyor.

Bu ekonomik kriz işçiyi, esnafı, işadamını vurdu. Siyasetçiler ve hükûmet ayakta! Ekonomiden sorumlu bakan Recep Önal'a bile kıyamadılar.

Yetkilerini aldılar, kırmızı plakalı arabasıyla koltuğunu ona bıraktılar. Önal'ın işi kalmadı; ama devlet kesesinden debdebesi sürüyor.

Recep Önal'a sahip çıkan Hüsamettin Özkan. Sabah gazetesinin birdenbire manşetten, DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel'e yönelik yayın yapmasının ardında da Özkan olabilir. Nuh Mete Yüksel'in, Recep Önal hakkında suç duyurusunda bulunacağı Hürriyet gazetesine yasındı ya... bana rövanşı alınıyor gibi geldi.

Hükûmetin revizyonu

Çok tuhaf bir durum var Türkiye'de. Derviş'in okuduğu, hükûmetin ekonomik programı değil miydi? Öyleyse neden IMF başkanı, Ecevit'i arayıp "Destekliyor musunuz?" diye soruyor? Yılmaz, Ecevit, Bahçeli, kendi hükûmetlerinin programına destek verdiklerini niçin ayrıca beyan etme durumunda kalıyorlar?

Vaziyet doğrusu çok garip. 24 Ocak kararlarını, Demirel açıklamıştı. 1994 krizi sonrasında alınan önlemler Tansu Çiller tarafından kamuoyuna duyurulmuştu.

Hükûmette revizyon isteyen TÜSİAD'çılara duyurulur: Revizyon oldu bile: Derviş'in başbakanlığında koalisyon yenilendi. Derviş, hükûmetin başı. Yanındaki teknokratlarla ülkeyi yönetiyor; diğerleri sanki konu mankeni. Görünüş böyle.

Bu arada TÜSİAD'a bir çift sözümüz var: Bir yandan ekonomide liberalleşme isterken, öte yandan halâ İmam Hatip Okullarına düşmanlık yapmak ve 163'üncü maddenin ihya edilmesini talep etmek ne demek?

Siyasetteki tıkanıklar, resmi ideoloji çizgisinde saf tutarak aşılamaz. 28 Şubat'ın Türkiye'yi getirdiği nokta meydanda.

Hortumlar hep, irtica masalının ardında gelişip serpildi.

Türkiye, sadece imkânlarının üzerinde yaşadığı için bu duruma düşmedi. Büyük bir soygun ve vurgun döneminden geçtik. FP milletvekili Şükrü Ünal'ın dediği gibi "Hortumları takarak bankaları soydular / Hırsızlığın adını hep kredi koydular / Millet malı yemekten ense kalın, göbek şiş / Bu gemiyi batmaktan kurtaramaz bir Derviş"

Ama, Derviş, zor olanı başarır ve ekonomiyi düze çıkarırsa, siyasete girecektir. Bence herkes buna sevinmeli. Zira Derviş ile birlikte politikada toplam kalite yükselecektir.

Dip not (1): İnterbank 17 Şubat 1996 tarihinde Cavit Çağlar'a verildi. Onayı veren Hazine Bakanı DYP'li Aykon Doğan, Başbakan Mesut Yılmaz.

(2): Egebank 6 Mayıs 1998'de Murat Demirel'e verildi. Onayı veren Hazine'den sorumlu Devlet Bakanı Güneş Taner, Başbakan Mesut Yılmaz.


18 Nisan 2001
Çarşamba
 
NAZLI ILICAK


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED